• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Her şeyin cevabını ararken sessizliğin gücünü unuttuk

19 Temmuz 2025
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Her şeyin cevabını ararken sessizliğin gücünü unuttuk

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Göz temasından korkar olduk. Belki de alıştık; başka yöne bakmaya, doğrudan kaçmaya. Artık kimse kimseye uzun uzun bakmıyor. Belki utanıyor, belki de bakacak bir şey bulamıyor. Çünkü göz göze gelmek sadece bir bakış değil; çıplak kalmak demek. Gözler bir zamanlar duyguların penceresiydi; şimdi ise yorgunlukla kısılmış, ekran ışığında donmuş, derinliğini yitirmiş puslu camlar gibi. Görüyoruz ama bakmıyoruz. Duyuyoruz ama anlamıyoruz.

Büyük sofralar kuruluyor şehirlerde. Masalar dolup taşıyor. Konuşmalar çok ama kelimeler yorgun. Herkesin tabağı önünde, bakışı aşağıda. Lüks, belki de bu kadar çok şeye sahip olup hâlâ başkasına tahammül edememektir. İçimizdeki boşluk büyüyor. Doymuş midelerimiz var ama aç kalmış gözlerimiz.

Tam da burada, yüzyıllar öncesinden gelen bir Zen hikâyesi var. Sessizce gelip gözlerimizin içine bakıyor.

Zen bilgelerinden Hakuin… Sıradan bir adam değil. Sessiz, sade, dingin. Köylüler ona akıl danışır, güvenirmiş. Hakuin’in köyünde bir gün, bir genç kız hamile kalır. Suçlama Hakuin’e yöneltilir. Şaşkınlık, dedikodu, hayal kırıklığı… Herkes ondan bir cevap bekler. Oysa Hakuin yalnızca bir cümle kurar: “Öyle mi?”

Ne savunur, ne kızar. Ne hesap sorar, ne açıklama yapar. Bebeği alır, büyütür. Aylar geçer. Kız sonunda gerçeği itiraf eder. Bebeği almaya gelirler. Hakuin yine aynı sözü söyler: “Öyle mi?”

Bu iki kelimelik yanıt, bütün fırtınaları dindirir. Ne öfke bırakır ne utanç. Hakuin’in tavrı olana değil, akışa odaklıdır. Olanı olduğu gibi kabul eder. Ne egosu konuşur ne kibri. Zen budur işte: Olanı değiştirmeye çalışmadan, anlam yüklemeden var olmak. İçindeki sessizlikle dış dünyanın gürültüsünü boğmak.

Modern insan için, hatta kurumsal dindarlar için de bu hikâye rahatsız edici. Çünkü biz savunmayı seviyoruz. Bir fikrimiz var, bir duruşumuz, bir tarafımız… Ve her şeyden çok, haklı olmayı önemsiyoruz. Biri bize haksızlık ettiğinde, cevap verme ihtiyacı duyuyoruz. Karşı çıkıyoruz. Anlatıyoruz. Savunuyoruz. Hakuin hiçbirini yapmıyor. Çünkü o haklı olmayı değil, dingin kalmayı seçiyor.

Belki de en zor olan bu: Kendine yüklenen anlamlardan soyunmak. Sana söylenenle değil, kendi iç sesinle var olmak. Ruhani yaşamın temel taşlarından biri de bu zaten: Ne övülmek yüceltir, ne de yerilmek küçültür. Çünkü sen, sen olmaya devam edersin.

Hz. Mevlana “Kötülük edenin kötülüğüne sabrediyorsan, iyilik edenin iyiliğine de kapılma. Kendi merkezinde kal” demişti.

Hakuin’in “Öyle mi?”sinde yatan mânâ, zamanla yarışmayan saf zihin. Anlam aramak yerine kabullenen sahici yürek. O yüzden biz o iki sihirli kelimeye şaşırıyoruz. Çünkü günümüz insanında her şeyin bir cevabı olmak zorunda. Onda hiçbir şeyin olmaması bir cevap.

Bakmak, en az konuşmak kadar büyük bir eylem. Ama artık onu bile yapamıyoruz. Belki de bakmaya yeniden başlamak gerek. Önce bir yüzün çizgisine, sonra bir sözün altındaki sessizliğe… Belki bir gün biz de, Hakuin gibi bir suçlamayı “Öyle mi?” diyerek karşılayabiliriz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ne Bakıyon Bilader!

Göz temasından çekinmek ya da istemek genelde gençlikten orta yaşa kadar olur. Yaş kemale erdikten sonra Ö. Özel’e bile baksan pek bi şey fark etmez. 70’li yılları incelerseniz birbirlerinin gözlerine bakmak çoğunlukla kavgaya çağrıdır. Aynı zamanda da sevgiye çağrı olabilir. Köy, ilçe gibi sakin toplumlarda kimse göz temasından pek çekinmez çünkü oralarda yaşlanmış bir sakinlik vardır. Şehirlilerde lüks, kendini beğenmek ve bi şey sanmak başkalarına tahammülü yok eder. Hakuin gibi Mevlana için de bazı şeyler söylendi fakat O, Hakuin’in müthiş kelimesini hiç söylemedi.

FARMAKOS

Topraktan yer çalınmamış bir yazı, gayet güzel.. Modern ahlak denilen şey kendi döneminin standartlarının benimsenmesinin ahlaksızlığıdır. Bütün cezbedici günahlar zenginlere has ayrıcalıklardır, bu yüzden, "öyle mi!? " demeye zamanları olmaz. Bize kalan tek zaman parçası ise, "öyle mi!? " dir..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23