• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bir eşin gözünden: Kalbin taşrasına yolculuk

28 Haziran 2025
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Bir eşin gözünden: Kalbin taşrasına yolculuk
AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Her kitap insana bir şeyler anlatmaz. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda geride sadece kelimeler değil, bir insanın iç yangını, suskunluğu ve çırpınışı kalır.

Bir sahaf rafında gözüme iliştiğinde Sofiya Tolstoy’un Güncesi, içimde tarifsiz bir merak uyandırdı. Malum, Tolstoy gibi bir dehanın arkasındaki hayatı, onu taşıyan kadını anlamak kolay iş değil. Ama bahse konu kitap, öyle anlatıyor ki; sadece büyük bir yazarın değil, bir kadının, bir eşin, bir annenin iç dünyasına açılan kapıyı aralıyorsunuz.

İtiraf edeyim, satır aralarına gömülen feryatlar yüreğime işledi. Sofiya Hanım, Tolstoy’un eşi. Ama öyle bir eş ki; hem seven, hem kırılan, hem sabreden… Hem hayranlıkla bakan, hem zaman zaman öfkesini içinde taşıyan.

Düşünün ki, tüm dünyanın “dâhi” dediği bir adamın evinde, bir kadın var. Herkes onun dehasını konuşurken, evin içinde bu dehanın gölgesinde kalan bir kadın, kendi iç muhasebesini günlüğüne döküyor. Kıskançlıklarıyla, yalnızlığıyla, kırıklıklarıyla ve en çok da suskunluğuyla.

Sofiya’nın güncesi bir iç sesler ormanı gibi. Ne sadece feryat, ne de bir direniş. Bu satırlar,  varoluşun sancılı yürüyüşüne benziyor.

Bazen “eşya gibiyim” diyor; bazen “ruhumla sohbet ediyorum”. Yazmak onun için nefes almak gibi. Bir kadın eşine not bırakır gibi yazıyor satırlarını. Tolstoy’un okuyacağını bile bile… Belki okumasını umarak…

Kitapta öyle bölümler var ki; insanın içini sızlatıyor. Tolstoy’u başka kadınlardan kıskandığını yazıyor. Bazen nefret ettiğini söylüyor, ama birkaç sayfa sonra “onsuz yapamam” diyor. Her seven kadın anlar bunu. Ama kolay değil; sevdiğiniz adam dünyanın en çok konuşulan yazarıysa…

Sofiya Hanım, Tolstoy’un gençliğini, hatıralarını da okuyor ve bu satırlarda kendi iç kırılmalarını da anlatıyor. Bu kitap, bir evliliğin içten içe nasıl yıpranabileceğini ama aynı zamanda nasıl direndiğini gösteriyor. Gerçek bir kadının, annenin suskunluğunu, sabrını ve içtenliğini öğreniyoruz.

Günlükten Satırbaşları:

• “Günlüklerim kalbin içten çığlığıdır ve olan bitenin doğru betimlemesidir.”

• “Neden yazıyorum bilmiyorum, bu ruhumun kendiyle sohbeti.”

• “Harap ve tembel yaşıyorum, ama dışarıya baktığında hayat doluyum.”

• “Kıskançlığım doğuştan gelen bir hastalık; ya da belki onu severken başka sevilecek hiçbir şeyim kalmıyor.”

• “Onun zevkini tatmin etmek, çocuğuna bakmak için buradayım; bir ev eşyası gibiyim, bir kadınım.”

• “Her zaman böyledir: ne kadar zengin hayal gücü, o kadar yoksul hayat.”

• “Bu entelektüelleşme sürecinden o kadar yoruldum ki… İnsanlar kalp acısıyla baş ediyorsa sorun değil ama sadece başkalarını şok etmeye çalışmak yanlış.”

• “Sabah, öğle, gece yalnızım… Bir ev eşyası gibiyim… Yalnız kalıp düşünmeme izin verdiğimde her şey katlanılmaz geliyor.”

• “Onun üzerinde gücümü denemek gibi aptalca bir arzum oluyor… Ama o hep beni bozguna uğratıyor. Buna seviniyorum; geçiveriyor.”

Bu cümleler yalnızca bir kadının içinden geçenleri değil, aynı zamanda her evde, her kadında yankı bulan duyguları anlatıyor.

Evet, bu bir edebiyat metni. Ama aynı zamanda bir insanlık belgesi. Özellikle de günümüzde kadın hakları adına konuşanların, kadının fıtratını unutanların okuması gereken bir kitap. Çünkü bu satırlarda ne feminist ajitasyon var ne de şımarık isyan. Sadece insan kalbine dokunan, sabreden, seven ama zaman zaman kırılan bir kadının sesi var.

Ben tavsiye ederim. Özellikle hanımefendilere. Bir kadının sabrını, vakarını, aşkını ve kırgınlığını anlamak isteyenlere… Ama beyefendiler de okumalı. Çünkü bu kitap, bir kadının neye razı olduğunu değil, neye dayanmak zorunda kaldığını gösteriyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Silivri'de Bir Akşam

Gölgede kalan çekirdek büyük bir ağaca nasıl dönüşmezse dahinin dizi dibinde de hiçbir ruh kanat takamaz.

Kimmeryalı

Özgürlük bazen tutsak alınmaktır(Ö.Faruk Reca)
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23