Arsenik ve şekerin masumiyeti nerede bitti?
Arsenik ve şekerin masumiyeti nerede bitti?
AHMET CAN KARAHASANOĞLU
Bu yazının ardında, henüz yirmili yaşlarında, şeker hastalığıyla mücadele eden ve insülin kullanan çok sevdiğim bir akrabamın birkaç gün önce şeker komasına girmesi var. Evet eskiden bu yaşlarda şeker hastaları hiç duymazdık fakat şimdilerde diyabet doktorları vakıaların arttığını söylüyor.
Tüm dünyanın yakından takip ettiği arsenik meselesine dair Florida Sağlık Bakanlığı önemli bir test gerçekleştirdi. “Healthy Florida First” girişimi kapsamında, çocuklara yönelik 46 farklı şekerleme ürünü incelendi ve test edilen ürünlerin çoğunda gözlemlenebilir düzeyde arsenik tespit edildi.
Florida’nın inceleme sonuçları ve arsenik seviyelerine ilişkin tablolar kamuya açık olarak yayımlandı. Bu listeleri incelediğimde, test edilen markaların birçoğunun halen Türkiye’de de satıldığını gördüm.
Nerds, SweeTarts, Sour Patch Kids, Skittles, Jolly Rancher, Twizzlers, Kit Kat, 3 Musketeers, Swedish Fish ve Tootsie Roll gibi birçok yaygın marka, arsenik tespit edilen ürünler arasında yer alıyor.
Bilindiği üzere bu markaların çoğu, dünyanın her ülkesinde satılan ve küresel ölçekte güçlü üreticilere ait ürünler.
Şimdi şu soruyu sormak istiyorum:
Çocuğunuza biri gelip, “arsenik vereceğiz” dese, bunu kaç aile kabul eder?
Ama gerçek şu ki, çocuklara alınan abur cuburların içinde yalnızca şeker değil; sitrik asit, askorbik asit, sodyum benzoat, monosodyum glutamat gibi, yalnızca koruyucu değil aynı zamanda sağlık açısından riskli olduğu bilinen maddeler de bulunuyor.
Arseniği; zehirli masallardan, Orta Çağ entrikalarından ve filmlerde gördüğümüz karanlık şişelerden tanırız.
Böylesine tehlikeli bir maddenin, çocukların tükettiği gıdalarda “az ya da çok” fark etmeksizin bulunması, başlı başına bir trajedidir.
Korkuların limiti yoktur; miligramla ölçülmez.
Arsenik artık her yerde: toprakta, suda, pirinçte. Ancak ne kadar maruz kaldığımızdan çok, neden ve sonuçları üzerine konuşması gereken bilim insanlarının, toplum nezdinde yalnızca teskin edici açıklamalarla yetindiğini görüyoruz. Bugüne kadar, Türk televizyonlarında bu konuda ciddi ve kapsamlı bir bilgilendirme yapıldığını açıkçası görmedim.
Yuval Noah Harari, dünyada en çok satan kitaplar listesindeki Home Deus isimli eserinde 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl başındaki küresel ölüm nedenlerini kıyaslamıştı.
Şöyle bir noktaya dikkat çekiyordu: 2012 yılında dünya genelinde yaklaşık 56 milyon insan hayatını kaybetti; Bunlardan 620 000’i insan şiddeti sonucu ölürken (savaş veya suç) 800.000’i intihar etti ve 1.5 milyon kişi şekerin sebep olduğu diyabet gibi metabolik hastalıklar yüzünden öldü.
Bu araştırma raporunu yayınladıktan sonra Harari, mecazi olarak “şeker artık baruttan daha tehlikeli” tarzında bir ifadeye yer vermişti.
Modern dünyada artık güvenli bir alan yok. Siz çocuğunuzu bu gıdalardan ne kadar uzak tutmaya çalışsanız da, okul kantininde ya da bir arkadaşının elinde bu ürünlerle karşılaşması kaçınılmazdır.
Her şey ölçülüyor, her şey raporlanıyor, her şey ifşa ediliyor; ancak buna rağmen ülkede şekerle mücadele konusunda devrim niteliğinde tek bir yasal düzenleme bile hayata geçirilemiyor.
Çocukların bu konuda bilinçli olması beklenemez. Ancak ebeveynlerin bilinçlendirilmesi de giderek zorlaşıyor. Çünkü ebeveynler, televizyonlardaki magazin programları ya da mafyatik diziler arasında, çocuklarına aldıkları ürünlerin içeriğini denetlemeye çoğu zaman vakit bulamıyor.
Asıl mesele arsenik değil. Asıl mesele, artık hiçbir şeyin tamamen masum kalamaması.
Şeker bile şeker değil. Her şeyin arkasında bir tablo, bir dipnot, bir yıldız işareti var.
Şekerin bile masum olmadığı bir çağda, masumiyeti çocuklara nasıl anlatacağımızı bilmiyoruz.
Ve şimdi, Sayın Sağlık Bakanı’na sormak istiyorum:
Türkiye’de bugüne kadar çocukların tükettiği hangi gıdalarda arsenik tespit edilmiştir?
Bu konuda Bakanlığınız tarafından yapılmış herhangi bir kapsamlı çalışma var mıdır?
Bisküvilerdeki yüksek şeker oranının düşürülmesine yönelik bir düzenleme çalışmanız bulunuyor mu?
Gıdalardaki zararlı katkı maddeleriyle ilgili olarak, “Bu oran düşük olabilir ama halkın bilmesi gerekir” anlayışıyla yayımlanmış şeffaf raporlarınız var mı?
İran’da ve İsrail’de satılan bisküvilerdeki şeker oranlarıyla Türkiye’de satılan ürünleri karşılaştıran bir analiz yaptınız mı?