Girmediğimiz savaşta 22.663 kayıp

08 Eylül 2019 Pazar

Benim adım Abdurrahman. Benim adımın 3 dayanağı var. 1-Bir sahabe adı olması, Abdurrahman b. (Avf) ra, Abdurrahman bin Ebî Bekir ra.

2-Endülüs fatihi Abdurrahman-ı Gafigi, 3-Askere giden bir daha geri dönmeyen dayımın adı olması.

Abdurrahman el Gafigi hakkında Diyanet Ansiklopedisinde özetle şu bilgiler yer alıyor: Yemen asıllı Cihad’a katılmak için gittiği Kuzey Afrika’da Mûsâ b. Nusayr ile birlikte Endülüs’e geçti Ardından Endülüs’ün doğu sahillerinin fethine komuta etti. 721’de Semh b. Mâlik’in Toulouse’de  şehadeti  üzerine kısa süre valilik yaptı. Yerine vali olarak Anbese b. Sühaym tayin edilince, görevinden ayrıldı ve güçlü bir ordunun kumandanı olarak Arbûne (Narbonne) taraflarına gitti ve  fetihlere devam etti. Emevî Halifesi Hişâm b. Abdülmelik tarafından 730’da Endülüs valiliğine tayin edilen Abdurrahman, “el-Arzu’l-kebîre” olarak bilinen Gaule (Galia, bugünkü Fransa) bölgesine sefer yapmak için hazırlıklara girişti. 732 yazında Roncevaux Boğazı’ndan Pireneler’i geçip Bordeaux üzerine yürüdü. Dordogne nehri sahilinde Aquitania Dükü Eudes’ü mağlûp ederek Bordeaux’yu işgal etti. Bunun üzerine Eudes, Müslüman kuvvetlerinin ilerlemesini durdurabilmek için Charles Martel’den yardım istedi. Kral unvanı taşımamakla beraber Franklar’ın başında bulunan Charles Martel, Abdurrahman’ı durdurmak için harekete geçti. İki ordu Poitiers’nin 20 km. kuzeydoğusunda bugünkü Moussais-la-Bataille mevkiinde karşılaştı. Abdurrahman’ın kuvvetlerinin hafif süvarilerden meydana gelmesine karşılık Frank ordusu zırhlı piyadelerden oluşuyordu. 114 Ramazanında (732) karşı karşıya gelen iki ordu, bir hafta kadar bekledikten sonra birkaç gün devam eden amansız mücadelede Müslümanlar ağır kayıplar verdi. Abdurrahman el-Gāfikī savaş meydanında atından düşerek şehid oldu.”

Benim nüfus kaydım 10 yaşımda çıktı. Meğerse 5 yaşında okula kaydetmişler. 10 yaşında ilkokulu bitirip diploma almam gerekince nüfus cüzdanım olmadığı anlaşıldı. Nüfus kaydımı 2 yaş büyük yazdılar.

Adımı dedem Abdurrahman Gafigi koymak istemiş ama, anlamaz, bilmezler, telaffuz edemezler diye sadece Abdurrahman kalmış. Zaten ben doğduktan bir hafta sonra da dedem müftü Mehmet Emin Aksay vefat etmiş. Ben büyük yazılan yaşımı daha sonra mahkeme kararı ile düzelttim.

Adım, daha çocukluğumdan beri hayatıma yön verdi. Kendimi Tarık b. Ziyad’ın ordusundaki biri gibi düşündüm. “Gemileri yakan” bir mücahid. “Adının sahibi” olmak diye bir şey var bizim geleneğimizde. Yoksa “Adsız” kalırsınız.

Peki bayram değil seyran değil, nereden çıktı bu konu? Murat Bardakçı 1 Eylül’de bir yazı yazdı. Yazının başlığı “Bugün, İkinci Dünya Savaşı’nın 80. yıldönümüdür! Girmediğimiz bu savaşta 22 bin 663 şehid verdiğimizi bilir misiniz?” idi. Bunun benimle ne alakası var?

Bu haberin devamı özetle şöyle: “Büyük Millet Meclisi’nin 24 Ocak 1951’deki oturumunda Kore’ye gönderilen Türk Tugayı hakkında konuşan DP’nin Afyon Milletvekili Ali İhsan Sabis ortaya abartılı bir iddia attı ve “İkinci Dünya Harbi esnasında seferber edilmiş olan birliklerimizde bakımsızlık ve ihmal yüzünden ölen askerlerimizin sayısı, muharebe etmediğimiz halde 100 bine yakındır” dedi. (…) CHP’nin yine eski bir subay olan Kars Milletvekili Hüsamettin Tugaç bu konuda bir soru önergesi verdi. Tugaç, MSB Hulûsi Köymen’in cevaplandırmasını istediği önergesinde, Ali İhsan Paşa’nın iddiasının doğru olup olmadığını soruyor ve “Şayet doğru değil ise, hakiki miktarı açıklayın” diyordu. MSB Hulûsi Köymen, Tugaç’ın önergesine Meclis’in 6 Nisan 1951’deki oturumunda cevap verdi ve 2. Dünya Savaşı’nın patladığı 1939’un son dört ayı ile sona erdiği 1945’in ilk beş ayı arasında geçen 5 sene 9 ay 7 gün içerisinde toplam 22 bin 663 askerimizi kaybettiğimizi açıkladı.”

Acı gerçek şu ki, sınırlarımızı bekleyen, kara, hava, deniz kuvvetlerine bağlı, subay, gedikli, er ve öğrenci  askerlerimizden 22 bin 663’ü soğuk, açlık ve hastalık yüzünden kaybedilmiş. Bu rakam hastahanede hayatını kaybedenlerin sayısı. Meclis zabıtında “hastalanıp hava değişimi için memleketlerine gönderilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan askerler” bu toplama dahil değil. İddia toplamın 100.000’e yakın olduğu şeklinde.

Bu konunun benimle ilgisi şöyle. Adını taşıdığım dayım, işte bu listede soğuk, açlık ve hastalık yüzünden hayatını kaybedenlerden.

Biliyorsunuz, Hasan Aksay benim dayım. Anne tarafından ailemizin en büyüğü Hasan Aksay. Baba tarafından ailemizin en büyüğü Maraş’ta yaşayan Mustafa Dilipak. Onlar kendi kardeşlerinin en küçükleri idi. Hasan Aksay 90 yaşına geldi. Ankara Üni’de okudu, Bakanlık yaptı, hep kardeşinin mezarını aradı, ama bir türlü bulamadı. Ve hâlâ da bulunmuş değil. Şimdi tekrar, bir kez daha, kayıtlar digitalleştirilirken, belki bulunur umudu ile MSB’ye yazı ile başvurdu. O hava değişimine gönderilmemişti. Ankara’da idi, nerede, nasıl hayatını kaybettiğini ve nereye gömüldüğünü bilmiyoruz. Ben 70’imi geçtim ve onun adını taşıyorum. Ama hâlâ dayımın mezarı nerede bilmiyorum. Abdurrahman b. (Avf)’ın yaşadığı yere gittim. Abdurrahman el Gafigi’nin doğduğu Yemen’e, gittiği Endülüs’e gittim, o coğrafyaları dolaştım, onların mezarlarını biliyorum ama kendi ülkemde dayımın mezarını hâlâ bulamadım.

Milli Savunma Bakanımızdan, Genelkurmay Başkanımızdan ben de talep etsem, dayımın mezarı nerede ve vefatı ile ilgili raporunda ne yazıyor!. Nerede ve nasıl kaybetti hayatını?

Biz insanız, herkesin özel dünyasında beyninde ve yüreğinde ne gibi fırtınalar kopuyor, insanlar rüyalarında, hayal dünyalarında neler yaşıyorlar bilmiyoruz. Dışarıda kocaman bir dünya var. Savaşlar, ekonomik güç gösterileri, dev endüstriler. Keşke paylaşmayı öğrenebilsek, çünkü kederler paylaşıldıkça azalır ve mutluluklar paylaşıldıkça büyür. Büyük hesaplar arasında küçük ayrıntıların gözden kaçmayacağı bir dünya için herkesin bir şeyler yapması gerek. Parmak uçlarımız gibi farklı da olsak, birbirimiz için yapacak küçük şeyler olduğunu ve bu mutluluğun bizi daha büyük bir ortak geleceğe yönlendireceğini düşünüyorum. Selâm ve dua ile.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa ArkunMustafa Arkun4 gün önce
    Paylaşmak dediğiniz gibi güzel ve paylaşımcı düzen sadece ve sadece Sosyalizmde mümkün, selamlar.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN7 gün önce
    NEREDE CHP ORADA ZULÜM VE YOKLUK VE ÖLÜM OLMUŞ..ALLAH(CC) BUNLARI BAŞIMIZDAN UZAK TUTSUN İNŞALLAH..ELİNİZE SAĞLIK.HOŞ BİR YAZI OLMUŞ..
  • ORHAN İNANORHAN İNAN7 gün önce
    NEREDE CHP ORADA ZULÜM VE YOKLUK VE ÖLÜM OLMUŞ..ALLAH(CC) BUNLARI BAŞIMIZDAN UZAK TUTSUN İNŞALLAH..ELİNİZE SAĞLIK.HOŞ BİR YAZI OLMUŞ..
  • AbdülkadirAbdülkadir7 gün önce
    O bir şey mi yalta da gizli toplantıda biz abd nin emrine verildiğimiz halde nato ya g,rebilmek için abd bize kore savaşına katılım yapmamızı şart koşmuş ve ülkemizin askerleri kore de yoktan yere ölmüştü.Bizi zaten kendisine müstemleke yapan bir abd ye hayır biz koreye asker göndermiyoruz desek te bizi mecburiyetten zaten natoya alacaktı.Bizim kiler tabii bunda o zamanki abd ye çalışan askerlerin çok etkisi olduğu açık.Menderes buna itiraz etmiştir ama güç kendi elinde olmadığından aynı erbakanın düştüğü gibi o da mecburen koreye asker göndermeye imza atmıştır.Bu ülkedeki solcular Atatürkçü-laik geçinenler bunda bile Rahmetli Menderesi suçluyorlar.Neymiş onun zamanında bu karar alınmışmış.
  • Kader surelKader surel7 gün önce
    Yazilarinizdanbilgilendiriliyorum tesekkurler
  • Yasin Yasin 7 gün önce
    Allah rahmet eylesin
  • İLBEYHAN İLBEYHAN 7 gün önce
    ABD PKK"YASİLAH VERİYOR...... TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ BÖLÜP PARÇALASIN DİYE..... AYNI ZAMANDA BİZİM DOSTUMUZ.... SÖZÜNBİTTİĞİYER....YABİZİ YÖNETENLER KAFAYIYEDİ, YA DA BİZ.....BİR GÜN BU DÖNEMİN KİTABIYAZILACAK.... ADI; BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ......
  • TarihçiTarihçi8 gün önce
    Benim Dedem de 1942-43 yılında ikinci defa askere alınıyor. Babaannem 3 tane çocukla kalıyor. Trakya'nın soğuğunda dedem hastalanıyor. Gıda yetersizliği vb. sebeplerle hastalıkların etkisiyle çok daha sonra 54 yaşında ölüyor. Hastalık ciğerlerine o yıllarda yerleşmiş. Bunun gibi daha onbinlerce insan var.
  • Ali Ateşer Ali Ateşer 8 gün önce
    İnşallah bulursunuz.
  • TAVSİYECİTAVSİYECİ8 gün önce
    2. Dünya Savaşı'na girmedik ama, 3. Dünya savaşı kapımıza dayandı. Kardeşlerim: Bu büyük savaşa kendinizi hazırlayın. Bu savaştan kaçış yok. Gerçekten çok büyük acılar yaşanacak. Oluk oluk kanlar akacak. Akdeniz kırmızıya boyanacak. Gidip te dönmemek, gelip te görmemek var. Onun için, bu güzel günlerin kıymetini bilin. Ailenizle daha çok vakit geçirin. Hayatı dolu dolu yaşayın. Ama, ibadetlerinizi kesinlikle aksatmayın. (Allah'a emanet olun).
  • davincidavinci8 gün önce
    türkiye kore savaşına natoya katılabilmek için girmişti sanırım.o tarihte o savaşa katılmamış olsaydı türkiye ne olurdu.bugün ne durumda olurduk.yaşça bizden büyüksünüz bilgi birikiminiz muazzam.bu savaş hakkındada yazar mısınız.hala tartışma konusu çünkü.aslında akit gazetesi okuru değilim.sizin yazılarınızı okuyorum arada bir.siyasetlede ilgim alakam yok.bendeki merak.
  • Kolaylaştırınız!! zorlastirmayiniz!!Kolaylaştırınız!! zorlastirmayiniz!!8 gün önce
    Elimizle kurduğumuz sistemler, kurumlar,biz insanlar birbirimize kolaylastırmalıyiz islerimizi, O'nun mutevazılığını, sadeliğini, hoşgörüsünü örnek alsak kolaylasirdi hersey. Hayat zaten zor, hesap ağırken bari biz kendi aramizda birbirimize engeller, zorluklar çikarmasak.Ah önce ve daha çok islamin bu ruhuna, özüne ait konular anlatilsa, memleket meselesi yapilsaydı 40-50 yildir, simdi bambaska bir yerde olurduk millet devlet, müslümanlar olarak. Belki kasten mi yapilmadi diye düşünmeden edemiyor insan. Sonucta yeni yasadik gordük bati her donem gonderiyor lawrence'lari.
  • profesör, doçent doktor şeroprofesör, doçent doktor şero8 gün önce
    Bu, savaşlarda vefat edenleri nasıl hesaplıyorlar ki acaba? İkinci dünya savaşı 1939' dan 1944' e kadar yani 5 yıl sürdü. 5 yılda bu kadar insan ölür ki zaten, ecel sebeb-i vefattır.
  • saygısaygı8 gün önce
    hocam güzel olmuş. madem bu konuya girmişsiniz. o yıllarda kimlerin rusyada olduğu gibi marxın örnek alınıp halkı açlıktanisyan ettirip kominizmi getirmek içinnasıl sanal kıtlık çıkarıp memleketi açlıktan kasıp kavurduğunu bu kıtlıktan ölen milyonların sayısında açıklasaydınız. hatta bunun için izmir TMO sini kimin babasının yaktığını ofis buğdaylarının açlıktan ölen halka verilmeyip denize döküldüğünü de açıklasaydınız.
  • MehmetMehmet8 gün önce
    Değerli hocam rahmetli babam bazen kurbanlık veya köyden bize gönderilen koyun , keçi gibihayvanları keserken biz de abimle beraber ona yardımederdik hayvanı keserken ayaklarını tutardık .Hayvan kesildikten sonra öyle çırpınırdı ki onu tutarken ellerimiz acırdı.Babam hayvanı kestiğinde çoğu zaman gözlerinden yaşlar gelirdi. Bize de babamın bu davranışı zayıflık gibi gelirdi.Şimdi yaşım ilerledikçe babamı anlıyorum .O ölüm acısı ki Üzeyir peygambere kendisini Allahın izni ile dirilten hz.İsaya rabimize söyle o acıyı bize bir daha yaşatmasın dedirtmişti. Ölüm acısı herhalde bu dünyadaki en büyük acıdır.O acıyı tatmış bütün canlılara içimde büyük bir saygı ve merhamet oluşuyor.Ne kadar basit geliyor insanlara falanca kişi ölmüş derken ....o an nasıl bir andı ...nasıl bir acıydıkaskatı kesilen bedenin gördüğü o şey...Hz Ali ölmeden önce "Kabenin rabbine and olsun ki ben kazandım" demişti. Selametle kalın
  • Mikail okuroğlu Mikail okuroğlu 8 gün önce
    Allah için seviyorum sizi 34 yıldır birlikdeyiz hamdolsun çok şey katdınız hayatımızaselam ve dua ile .

Günün Özeti