--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu kadar bakan çok değil mi?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
44

Bugünkü bakanlıklar ve mevcut bakanlar şu şekilde: Adalet Bakanı: Abdülhamit Gül, Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı: Hulusi Akar, MilliEğitim Bakanı: Ziya Selçuk, Sağlık Bakanı: Fahrettin Koca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Fatih Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Mehmet Cahit Turan, Çevre ve Şehircilik Bakanı: Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı: Bekir Pakdemirli, Kültür ve Turizm Bakanı: Mehmet Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı: Mehmet Kasapoğlu, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı: Zehra Zümrüt Selçuk, Hazine ve Maliye Bakanı: Berat Albayrak, Ticaret Bakanı: Ruhsar Pekcan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Mustafa Varank.

Toplam 16 bakan var. Bana kalırsa bakanlıkların sayısı çok fazla. Asıl, olmazsa olmaz bakanlıklar, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Savunma, Maliye, Sanayi ve İktisat, Maarif ve İçtimai İşler diye 8 bakanlık. Bu kadar yeter. İlk elenmesi gereken bakanlıklar Gençlik ve Kültür. İkisini de Maarif’e bağlamak gerek. “Milli Maarif” filan olmaz. Kültür’ün “Turizm”i Ekonomi Bakanlığına. Aile, Çalışma, Sosyal Hizmetler, Çevre ve Şehircilik İçtimai İşler’e, Ticaret ile Sanayi birleştirilebilir. Sağlık Sosyal İşlere, Gıda-Tarım, Orman, Enerji ve Maden, Ulaştırma, İktisat’a bağlanabilir aslında. 

Tabi bekâra karı boşamak kolay. O kadar bakan olmak için sırada bekleyen varken 16’yı 8’e çekmek çok da akıllıca bir tercih gözükmeyebilir.. Olur, olmaz, o ayrı bir şey, ben sadece sizi bu konu üzerinde düşündürmek istiyorum.

Mesela, Besim Tibuk, futbol seyircisi gol atınca daha mutlu oluyor, adrenalini deşarj oluyor. “O zaman kaleleri büyütelim daha çok gol olsun” diyordu. Böyle düşününce bakanlıkların sayısını 32’ye, bakan yardımcılıklarını da 3 ile 5’e yükseltirsek aslında birileri bu işten çok daha fazla mutlu olabilir..

Bana göre, bakan yardımcılığı doğru ama mesela müsteşarlıkların kaldırılması yanlıştı. Bakan da, bakan yardımcısı da siyasi kişilikler, ama müsteşar bürokrat biri.

Mesela, Gümrük Maliyeye bağlı olmalı, ama Hazine Başkanlıkta olmalı. Mesela DPT daha aktif hale getirilip başkan yardımcısı üzerinden başkanlığa bağlı olmalı.

Kesinlikle Sayıştay’ın etkinliği artırılmalı. Yargının ıslahından sonra kesinlikle idaredeki ağırlığı artırılmalı. Başkanlık aşırı güçlendi, yargı ve yasama zayıfladı. Unutmamak gerekir ki, “Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder” ve “Kontrol edemediğiniz güç, güç değildir”.. Fren hız kadar güçlü olmalıdır ve hız değişirken debriyaj geçişi tolere etmelidir. Ani virajlar ve dalgalı seyir, her zaman savrulma ve tepetakla olma riskini beraberinde değirir.

Medya ve STK, vakıf, dernek ve odalar, sendikalar aslında işin rot ve balansı gibidir. Balans bozulursa birileri şartları oluşturup “Balans ayarı” yapmaya soyunabilir. Rot ve balans tutmuyorsa o iş de tutmaz. “Rot ayarı, araç direksiyonu herhangi bir yöne çevrildiğinde tekerleklerin de aynı yöne bakıyor olmasını sağlayan ayardır. Dolayısıyla araç da direksiyonun çevrildiği doğrultuda hareket eder. Balans ise araç tekerleklerinin aralarındaki açı ve doğrultuların birbirine eşit olması durumudur.” Yani medya-STK’lar başka yöne bakarken yönetim başka yere bakıyor ya da gidiyorsa zıngırdamaya başlar. Böyle bir durum var zıngırdıyorsa ve siz bunu görmezden geliyorsanız sorun var demektir. Eğer rot ve balans bozuk ve zıngırdaması gerekirken zıngırdamıyorsa zaten vidalar gevşemiş, denge kontrolden çıkmış demektir ki, bu daha büyük bir felakettir. Yani çalması gerekirken çalmayan alarmı düşünün, bu öyle bir şeydir. Araç örneğinde gidersek ekonomi yakıt, sanayi aracın motorudur.

Bu arada bakmayın motor örneği verdiğime, ben araba kullanmayı bilmem. 

Planlama yoksa halimiz akşama kadar ören, ördüğünü sabaha kadar söken kadının haline benzer. Kamuda “Ben adamıma güveniyorum” diye bir şey yok, olamaz. Kendi nefsinize bile güvenmeyecek, can evde oturacak, kapınız aralık duracak, pencerenizin camı yere yakın olacak. “Güvenmek güzeldir ama kontrol etmek daha da güzeldir.” Bu kural da sadece kendi sahip olduğun mal içindir. Yoksa kamu malı söz konusu olduğunda “Beni bana bırakma Rabbim” diye dua edecek, nefsinize bile güvenmeyeceksiniz! Vekâlet işlerinde mutlak itimat hükümsüzdür. Kendi nefsiniz de dâhil, hesap sormazsanız, hesap veremezsiniz. Herkes hesap verecek. Vekâleten görülen işlerde kimse “Layüs’el” değildir. Bu dünyada hesap verip helallik almayanlar öbür dünyada çok ağır bir hesapla karşı karşıya olacaklardır. Veda Haccı’nda Rasulullah, kimin kendinden alacağı varsa ya da haksızlığa uğradığını düşünen varsa gelip hakkını alması gerektiğini söylemiştir. Bu kural sadece adil Ömer için değil masum olan peygamber için de geçerlidir.

Aslında şu politika kurullarının stratejik kararlar alınması, bakanlığın ufkunu aydınlatması, ihtimal, maliyet ve risk analizleri yapmak gibi bir hedefi olması gerek. Bakanlıkla ilgili özerk ve özel kurumlarla görüşmeler yapıp eleştiri ve talepleri not edip çözüm arası gerek. İcra yetkisi bakanda. Aynı zamanda Politika Kurulu, bakan, yardımcıları, müsteşar ve daire başkanları ile stratejik kararların uygulanmasında ortaya çıkan ve muhtemel sorunlara ilişkin konjonktürel açıdan taktik revizyonlar için zaman zaman genişletilmiş divan toplantılarının yapılması gerek.

Tek adam” görüntüsü ciddi anlamda bir risktir. Zaten bu konuda sabıkalıyız biliyorsunuz. “Monarşi”yi yıktık yerine “tek adam” rejimi kurduk, hem de hayat kaydı şartı ile(!?). Tabi “Hakimiyet millettindir”, o konuda şüphe yok!? Bir de “Tek parti”miz vardı. Maliye Bakanının soyadı da durduk yere “Kesebir” değildi!

Devlet işsizliği önleyeceğim diye, sürekli personel almaktan vazgeçmeli artık. Bir ülkede yasa ve buna bağlı bürokrasi ve bürokrat ne kadar çoksa işler o kadar gecikir, yolsuzluk artar, verimlilik düşer.

Erbakan’ın bir kamu finans havuzu vardı. Ona benzer bugün devlette kamu personel havuzu oluşturmak gerek. Hızlı karar alsın diye başkanlık sistemine geçiyoruz, sonra da sürekli mevzuat ve bürokrasi üretiyoruz. Bu motor patlar. Hem gaza ve hem frene basarsanız olacağı budur.

Özellikle de bakanların bakanlık dışındaki işlerden derhal el çektirilmesi gerek. Kamu ile özel iç içe geçince işler karışır. Bakanların ve üst düzey karar verici kamu bürokratlarının kendi birimlerinde, başka kamu görevlerinde ve memleketlerinde, kamuya iş yapan şirketlerde varsa aile bağları ve çıkar ilişkileri mutlaka yakın takibe alınması gerekir. Bu konuda bir yanlışlık olmayan durumlarda bile söylentiye kapı aralanır. Fitne fesat, gıybet, dedikodu böyle ortamlarda hayat bulur. Bazen bir şeyin şüyuu vukuundan daha beter bir hal de alabilir. Kulağa hoş gelen çözümler, gözyaşına sebep olan fitnelere kapı aralayabilir.

Dur! Niye “Milli Savunma”, “Milli Eğitim” var da, “Milli Ekonomi”, “Milli Kültür”, “Milli Sağlık” bakanlığı yok. Ya hu milli olmayan bakanlık mı olur. Ötekilerin başında “Milli” yoksa “eğitim” ve “Savunma”da niye var! Adalet, İçişleri, Dışişleri ve Maliye niye “Millî” olmuyor, eğer bu isimlendirme doğru ise. “Bir başkadır benim memleketim”. :)

Neyse, ben düşündüklerimi söyledim. Bu yetkiye sahip olanlar ve sizler düşünün. En azından, elimle bir şey yapamıyorum bari dilimle bazı şeyleri söylemiş olayım. Selam ve dua ile. 

 

Yorumlar

(44)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Celal

15 Eylül 2019 07:25

Selamünaleyküm sayın hocam devleti yöneten kadro herşeyin başının adalet olduğunu bir türlü görmüyorlar. Adalet olmayan bir ülke bir gün mutlaka hüsran olacak. Ülkede adalet olduğunu söyleyenler cezaevlerinin neden bu kadar çok yapıldığını ve bu kadar dolduğunu araştırsınlar. Siyasilerin işlerine gelmedimi anayasa 38 geregi yasama, yürütme yargıya müdahale edemez diyorlar. Lakin işlerine geldimi her şeye, her yere, her konuya müdahale ediyorlar. 600 milletvekili mecliste oylama yapılırken çoğu zaman ne için, hangi kanun maddesi için oy kullandığını dahi bilmiyor. Niçin? Çünkü büyükleri kanunları hazırlamış iyiyi, kötüyü belirlemiştir. Ne zaman çıkardıkları kanunlar kendilerinin zararına dokundu o zaman hemen kanunları değiştiriyorlar. İşte böyle yapınca mejlistekiler kendilerini (haşa) kaderi biz yazarız, biz sileriz gibi görmeye başlıyorlar. Güç insanın başını dönderir. Ne yaptığını bilemez, göremez. Müstekbir olur. Allah hakkımızda hayırlısını versin. Sizinde buyurduğunuz gibi her şeyin bir sonu var.

Ali Hoca

14 Eylül 2019 21:43

Yazarın yazısından özet olarak anladığım şudur: Nasıl olsa levhi mahfuzda kaderimiz yazılmış, bizim doğru , faydalı şeyler için mücadele etmeye,gayret göstermeye,safimizi belli etmeye hiç gerek yoktur.Ne yapsak da hiç sonuç da değişmez, ahiretteki gideceğimiz yer de.Acaba peygamberler de böyle dusunselerdi, doğruyu göstermek için bu kadar zahmet çekerler miydi? Bunun uğruna canlarını tehlikeye atarlar miydi?

Buda benden

14 Eylül 2019 00:08

Mesela ben halkın arasında dolaşan bir kaymakam veya Vali görmedim.Ne halta yararlar.Neden cumhurbaşkanı karadenizli diye karadenizliler her yerde olmak zorundamı.Niye hiçbir garibanin çocuğu akpye üye olmadan veya o kanaldan torpil bulmadan işe giremiyor.Bu siyasetçiler iktidarda kalabilmek için yani ihtirasları için milleti kutuplastiriyor.Ümmet nasıl bir sacmaliktir.Halk vardır.Arkasından HAK vardır.

Emre karakaş

14 Eylül 2019 00:06

Yazılarınızı hemen hemen her gün okuyorum fikirleriniz Benim için değerli lakin bu yazınızda müsteşarlıkların kaldırılmasını eleştiriyorsunuz yazının devamında bu kadar bürokrat bu ülkeye fazla diyorsunuz bu kısmı anlamadım .ama şunu iyi biliyorum ki daha önceki yazılarınızda hep burokratlarin işinden olma endişesi ile işleri ağırdan alıp yapmadıklarını da şikayet ediyordunuz

Cemil Paslı

13 Eylül 2019 23:49

30 08 2016 da yazdım: Kamuda Evrim Şart https://www.ereglimetro.com.tr/pasli-kamu-yonetiminde-evrim-sart-28528h.htm Haa bunlar bugün ya da yarın zorunlu işler. Ne kadar gecikirse fatura o kadar ağır olur vesselam.

Emekli

13 Eylül 2019 23:01

Milletvekili sayısı 600.000 olmalı. 6 şar ay süreli ve az maaş alan işçilerden ve SSK emeklilerinden olmalı. Böylece garibanlar da bir nefes alır ayrıca işsizliğe geçici de olsa bir çare olur. Ülkeye şimdikilerden daha faydalı olur. İntibakı da çıkarırlar böylece.

Biz

13 Eylül 2019 21:48

600 vekil acilen 60.000 çıkarılmalı ki

Vahap kalyoncu

13 Eylül 2019 21:06

Milletin baş belası en başta ODALARDIR sadece para yeme yerleridir,meslektaşlarına sorun çoğu yerlerini bile bilmez.

Memo

13 Eylül 2019 20:56

Sayın Hocam, çok temiz düşünüyorsunuz. Allah razı olsun. Gel görki; bunu kime söylüyorsunuz. Ülkeyi mahvetmiş bir kadro bunlar. Devletin peşkeş çekilmedik fabrikası, arazisi, parası hazinesi talan edildi. Kurban olduğum bunlar kim, Hz. Ömer kim, nasıl bunlarla onları kıyaslarız. Saltanat içinde yaşayan bir iktidardan ne beklenirki ? Biz aciz kullarız, Rabbımız memlekete sahip çıkacak , hesap soracak ve hesap verecek bir nesil çıkarsın, inşallah. Hırsızlar malı götürdü.

Celalettin aksu

13 Eylül 2019 19:07

Alkah razı olsun severek okuyorum herzaman duygularıma tercüman oluyorsunuz saygı ve muhabbetlerimle

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle