YÖK, FETÖ, ÖYP; Hayaller ve Gerçekler…
YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç Bey, bazı köşe yazarlarımızı sabah kahvaltısına davet etti. Yeni Akit adına kardeşinizi davet etme nezaketinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, bizlere anlattıklarının bir kısmını sizlere ve bazı okuyucularımızdan bize gelen şikâyet, dilek ve bilgileri de kendilerine bu köşe üzerinden aktarabilirsek, görevimizi yapmış oluruz inşallah.
Türkiye’nin bilim ve teknik alanında önünü açacak bir üniversite eğitimi için hazırladıkları oldukça ciddi ve büyük stratejik plânlardan söz eden YÖK Başkanı Sayın Yekta Saraç hocamızın, özellikle son 15 yılda üniversite eğitiminde Türkiye’nin kat ettiği mesafeye ilişkin şu bilgiler paylaşılmaya değer:
2001 yılında 75adet üniversitemiz var iken, 2016 yılında şu an itibariyle 182üniversitemiz var.
2001 yılında 1 milyon 664.000 olan üniversite öğrencisi sayımız, 2016’da 7 milyon 193.918 olmuş.
2001 yılında 16.656 olan üniversitelerimizdeki yabancı öğrenci sayısı 2016’da 95.151’e ulaşmış.
1980 yılında üniversite adaylarının % 9’u bir yükseköğretim programına yerleşebilirken, 2016’da bu oran % 43 olmuş. Yani neredeyse iki adaydan biri bir yükseköğretim programına yerleştirilebilmiş.
Yekta Hoca, üniversite eğitiminde “Açık Öğretim” sistemine vurgu yapıyor ve dünyada ikinci sırada olduğumuz bu sistemin gerek ders kitapları, gerekse eğitim yöntemleri itibariyle oldukça kaliteli hale geldiğini söylüyor. Bu bağlamda bazı açık öğretim bölümlerinin taban puanlarının örgün eğitimin aynı bölümlerininkinden daha yüksek hale geldiğini ve diplomasının da daha kıymetleneceğini müjdeliyor.
Yükseköğretimin liyakat ve nitelik esasına göre yeniden yapılandırılması halinde ülkemiz için bir “uzlaşı alanı” haline de gelebileceğini belirten YÖK Başkanı Yekta Saraç Bey, devletin “yükseköğretim politikası”nı belirleyecek bir hayâlini; Başbakan, ilgili bakanlar, kurum yöneticileri ve YÖK başkanının da içinde yer aldığı Yüksek Öğretim Plânlama ve Yönlendirme Kurulu projesini açıklıyor heyecanla. Yükseköğretimin kalitesini kontrol edecek Yüksek Öğretim Kalite Kurulu ile YÖK de buna bağlı olacak…
Hayâller, stratejiler, gelecek plânları iyi-güzel de, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ cuntası tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişimi sonrasındaki süreç hayatın bütün alanlarını etkilediği gibi, özellikle eğitim-öğretim kurumlarımızdaki ve üniversitelerimizdeki eğitim kadrolarını da derinden etkiledi. Zira FETÖ terör örgütünü devletin tüm kurumlarından tasfiye için başlatılan ve kılı kırk yararak yapılması gereken operasyonlar, giderek ‘sapla samanın birbirine karıştırıldığı’ ya da ‘kurunun yanında yaşın da yandığı’ hiç arzulanmayan bir noktaya geldi; öyle ki Cumhurbaşkanımız ‘at izi it izine karıştı’ demek zorunda kaldı. Ve bu karmaşa en çok eğitim kurumlarında, özellikle de üniversitelerde yaşandı. İmdi, FETÖ üyesi olan hainler asla affedilmemeli ama FETÖ yaftası yiyen masumlar da mağdur edilmemeli.
YÖK, üniversitelerde FETÖ terör örgütüne yönelik operasyonların ve yapılacak soruşturmaların daha sağlıklı yürütülmesi için 1.577 dekanın istifasını istedi, ama bir yönetim boşluğu doğmaması için hepsinin de görevlerinde kalmalarını kararlaştırdı. YÖK Başkanı Saraç’ın verdiği bilgiye göre, FETÖ terör örgütüne yönelik tasfiye operasyonları kapsamında üniversitelerde şimdiye kadar kesin olarak görevden alınanlar 2.346 kişi, açığa alınanlar ve soruşturmaları devam edenler ise 6.593 kişi…
Buraya kadar bir problem yok; zira bütün kurumlarda da operasyonlar benzer tarzda yürütülüyor.
Ancak, sayıları on beş bin civarında olan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) mensuplarının statüleri FETÖ ve/veya PKK ile mücadele kapsamında 674. KHK 49. Md. ile 33/a’dan 50/d’ye alındı ki, burada ciddi belirsizlikler var. ÖYP mağdurlarının açıklamalarına göre, bu programa tabi öğretim üyesi adaylarının doktora eğitimleri bittiği anda üniversitelerle ilişkileri kesilecek ve işsiz kalacaklar. ÖYP’li öğretim üyesi adayları şu an görevden alınmış veya açığa alınmış değiller ama ‘toptancı’ bir yaklaşımla özlük hakları ile iş güvenceleri askıya alınmış durumda ve tam bir belirsizlik ve tedirginlik yaşıyorlar.
Özellikle yeni kurulan üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak amacıyla yüksek lisans ve doktora eğitim programlarını geliştirmek üzere YÖK tarafından düzenlenen Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP), 22.09.2015 tarihli YÖK açıklamasına göre, üniversitelerimizin her geçen yıl YÖK’ten ÖYP araştırma görevlisi kadrosu talep etmekten kaçınır olmaları ile çok sayıda ÖYP’li kadrosunun kullanılamaması problemi ortaya çıkmış ki, bu da ÖYP mensuplarının mağduriyeti anlamına geliyor.
Cumartesi kahvaltısında yazarlarımız, öğretim üyelerimizin ve ÖYP’lilerin haksızlığa uğramaması yönündeki hassasiyetlerini Sayın YÖK Başkanımıza ifade ettiler. Prof. Dr. Saraç Bey, üniversitelerimizin ÖYP’lileri göreve almalarında bir problem yaşanmayacağını söylese de 15 bin ÖYP’linin belirsizlik ve mağduriyet yaşamamaları için tekrar eski (33/a) statülerine kavuşmaları bekleniyor ve gerekiyor.







