Sultanahmet’te Bayram Coşkusu ve “Namaz Merkezli” Bir Hayat
Bereketli bir Ramazan-ı Şerif’in daha sonuna yaklaştık. Haftaya bugün bayram!
(Sizler bu satırları okuduğunuzda -inşaallah- biz Mekke-i Mükerreme’de size dua ediyor olacağız.)
Rabbim, “Kur’ân ayı” olan Ramazan’ı oruçla, ibadetle, hayır yarışı ile Kur’ân’ı tekrar okuyup anlama ve arınma çabası ile geçiren mümin kardeşlerimizi Cehennem azabından azâd eylesin. Âmîn.
Ramazan ayında müminler, oruç ibadeti ile kendilerini rûhen ve bedenen yenilediler, iradelerini pekiştirdiler ve adeta Kur’ân’la yeniden dirildiler, inşaallah. Ama bu süreli ibadet mevsimi de geride kalıyor. Rabbim bir sonraki Ramazan’ı daha iyi değerlendirmeyi tüm müminlere nasip etsin. Tevhîd akîdesine inanan her Müslümandan sağlıklı ve reşid olanlar üzerine farz kılınan oruç ibadeti senede bir ay tutuluyor, varlıklı olanlara farz olan zekat yılda bir kez veriliyor ve yine imkan ve yol bulabilen müminlere farz olan hac da ömürde bir kez yapılıyor. Şükür ki, müminlerin ömür boyu Allah (c.c) ile sürekli ve kesintisiz bir irtibat kurmaları, tevhîd inancını ve kulluk bilincini her zaman diri tutmaları, pekiştirmeleri için farz kılınan namaz ibadeti var. Yılda bir kez değil, bir ay değil, bir ömür boyu günde beş vakit huzur-u ilâhîye çıkıp Allah (c.c) ile buluşma fırsatı... Bitip tükenmeyen, sürekli tekrarlanan bir ibadet... Mümini günde beş kez “Mirac”a taşıyan, günlük hayatın bunalım ve sıkıntılarından kurtarıp ferahlatan, Rabbi ile kulluk sözleşmesini yenilemesine vesile olan “Cennetin anahtarı” namaz…
Ne ki, ülkemizde oruç, Bayram namazı, Cuma namazı, kurban gibi ibadetlere daha fazla rağbet edilmesine rağmen, beş vakit namaz büyük oranda ihmal ediliyor savsaklanıyor… Anketlere göre, ülkemizde her dört insandan üçü namazını beş vakit olarak kılamıyor... Kılanlar da çoğunlukla sabah namazına kalkamama, bazı vakitleri kazaya bırakma, huşûu yakalayamama gibi zaaflar taşıyor. Kısaca Meryem/59. âyette tanımlandığı üzere, “namazlarını zâyî eden” ve bu boşluk sebebiyle “tutkularının peşinde sürüklenen” bir toplum manzarası arz ediyoruz. Hazlarının ve tutkularının esiri olan hedonist bir toplum olmaktan kurtulmanın yegane yolu ise, Kur’ân ve Sünnet’e kayıtsız-şartsız tabi olmak ve bu teslimiyet bilincini, günde beş vakit namazı dosdoğru kılarak kesintisiz-sürekli diri tutmaktır. Namazın bir ömür boyu bizi hiç yalnız bırakmamasının hikmeti de burada aranmalıdır. Zira namaz biterse, biz biteriz; namaz biterse insanlığımız biter, kulluğumuzu unuturuz, Rabbimizi unuturuz; -Allah korusun- o zaman da Rabbimiz bizi unutur, Rabbimiz bize kendi nefsimizi unutturur (9/67, 59/19).
Öyleyse gelin, Ramazan’da kazandığımız bu bilinç ve duyarlılıkla namazlarımızı beş vakit huşû içinde kılmaya devam edelim. Gelin, Rabbimizle irtibatımızı koparmak için elinden geleni yapan, sürekli gönüllere vesvese veren ins ve cin şeytanlarının heveslerini kursaklarında bırakalım.
Gelin, bütün zamanlarımızı; günlerimizi, aylarımızı ve yıllarımızı “Ramazanlaştıralım”; İslâmî hayatımızın merkezine namazı yerleştirelim; “Namaz/cami merkezli” bir hayatı yeniden inşa edelim.
Gelin, küresel ve yerel şeytani odakların sinsi oyunlarını hep birlikte bozalım: Bizleri etnik, mezhebî çatışmalar anaforunda tüketmek isteyenlere inat, ümmet ve kardeşlik bilincini hep birlikte kuşanalım.
Gelin, Ramazan’ı ve bayramı doya doya yaşamayalım diye bin türlü entrika çevirenlere ve ümmeti kan gölünde boğmak isteyenlere inat, bu mübarek bayramın coşkusunu hep birlikte milletçe tadalım.
Gelin, İslâm’ı “terör”le özdeşleştirerek küresel/ ölçekte bir İslâmofobi oluşturmak isteyen şer güç odaklarına inat, İslâm Dinini en güzel tarzda yaşayalım, Kur’ân’a ve Sünnet-i Rasûlüllah’a sarılalım.
¥
“SULTANAHMET’TE
BAYRAM SABAHI”
Bilindiği gibi, son dört senedir, Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul başta olmak üzere, tüm İl-İlçe Müftülüklerimize gönderdiği genelge ve Namaz Gönüllüleri Platformu’nun teşviki ile Bayram Namazları, İstanbul’da Sultanahmet Camii’nde ve ülke çapında ise her şehrimizin en büyük camiinde “ailece” ve “büyük kalabalıklar” halinde kılınıyor ve elhamdülillah bu artık bir “gelenek” halini aldı.
Bu uygulama ile amacımız, Peygamber Efendimizin Musallâ’da kıldırdığı coşkulu Bayram Namazı sünnetini ülkemizde de ihya etmek ve bu vesile ile ümmetin vahdet bilincini yeniden diriltmektir.
Geçen üç yıldaki Ramazan Bayramlarında Sultanahmet’te kılınan coşkulu namazlar, adeta Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” ifadesini “Sultanahmet’te Bayram Sabahı”na çevirmişti. Şimdi biz, bu Ramazan Bayramı’nda da sizleri, yine Sultanahmet’te bayram namazına davet ediyoruz.
Ramazan Bayramımızın hayırlara, bereketlere ve ümmetin kurtuluşuna vesile olması duasıyla...







