Namaz Gönüllüleri Platformu: Nice on yıllara...
“Bundan on yıl önce, 19 Ağustos 2006’da, tıpkı bugünkü gibi, yine Mübarek Miraç Kandili’ne bir gün kala, Şehzadebaşı’nda bir araya gelmiştik, ilk kez... Kendimizi “Namaz Gönüllüleri” olarak tanımlamış, hareketimize “Namaz Gönüllüleri Platformu” demiş, kapsamlı ve uzun soluklu yürüyüşümüzün adını ise “Namazla Diriliş Seferberliği” koymuştuk... Amacımız; İslâm’ın “olmazsa olmazı” olan namaza ilgiyi artırmak, insanımıza namaz bilinci ve duyarlığı kazandırmak, kısaca üzerine ölü toprağı serpilen milletimizi ve ümmetimizi namazla dirilişe davet etmekti...”
Dün gerçekleştirdiğimiz Namaz Gönüllüleri Platformu’nun 10. Yıl Genel İstişare Toplantısı’nda bu kardeşinizin yaptığı konuşma böyle başlıyordu. On yıl ne çabuk geçmişti... Şöyle devam ettik sonra:
“... Bu amaçla hep birlikte kolları sıvadık, yollara düştük... 10 yıl zarfında -tabir yerindeyse- “az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik...” ve Allah’ın izni ve keremi ile yurtiçinde ve yurtdışında binlerce panel, konferans, seminer, sohbet ve radyo-tv programları icra ettik, yaklaşık 10 milyon adet “namaz bilinci” kitap ve kitapçığını insanımıza ulaştırdık. “Haydi Camiye” kampanyaları, “Kur’ân’la ve Namazla Diriliş” programları, “2012 Gençlik ve Namaz Yılı” çerçevesinde “Gençlik ve Namaz” etkinlikleri, 2013 Ramazan Bayramı’ndan başlayarak Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte Sultanahmet Camii’nde on binlerin katıldığı coşkulu bayram namazları ve son üç yılda da İmam-Hatip okulları başta olmak üzere tüm eğitim kurumlarımızdan gelen talepler doğrultusunda gençlerimize yönelik binlerce “namaz bilinci” seminerleri gerçekleştirdik, hamdolsun...
Yeterli mi? Elbette değil... Ancak, bütün bu çalışmaların da katkısıyla, Türkiye’de beş vakit namaz kıldığını söyleyenlerin oranı 10 yıl önce yaklaşık % 25’ler civarında iken, son yapılan anketlerde bu oran % 30’lara -Diyanet’in geçen yıl yaptırdığı ankete göre % 40’lara- yükselmiş görünüyor.
Hiç şüphe yok ki, 100 yıllık erozyonun birkaç yılda onarılması beklenemez... Dolayısıyla namazı yaygınlaştırmak ve özellikle de yeni nesillere sevdirmek ve benimsetmek için daha çok, daha sıkı, daha kuşatıcı ve daha etkili çalışmalar yapmak zorundayız. Bu bağlamda, önümüzdeki on yıllarda taşın altına elini koyup; namaz davası için durmadan-dinlenmeden, bıkmadan-usanmadan, sürekli ve kesintisiz olarak insanımıza namazı anlatmak, namaz bilinci kazandırmak, namaz için daha çok şeyler yapmak amacıyla çalışacak, çabalayacak, koşacak, konuşacak, yarışacak, yorulacak çok sayıda namaz gönüllüsüne acil ihtiyaç olduğunu hatırlatmak istiyorum... Bilelim ki; millet ve ümmet olarak dirilişimiz ancak daha kuşatıcı, daha geniş kapsamlı ve daha uzun soluklu bir “Namazla Diriliş Seferberliği”ne bütün kurum ve kuruluşlarımızın hep birlikte omuz vermelerinden geçiyor...
Tıpkı, Peygamberimizin (s), risaletinden 5 yıl önce onarılan Kâbe’nin köşesindeki Hacerü’l- Esved’i yerine koymak için birbiriyle savaşma noktasına gelen kabile reislerine, mübarek Hacerü’l-Esved’i üzerine koyduğu yaygıyı hep birlikte kaldırtması gibi... Evet, Hacerü’l-Esved gibi mübarek olan Namaz Davası da hep birlikte tutup ayağa kaldıracağımız aziz, önemli ve öncelikli bir kutlu davadır...
Ve tıpkı büyük mücahid Selahaddin Eyyûbî’nin mübarek Kudüs ve Mescid-i Aksâ’yı, 88 yıllık Haçlı işgalinden kurtarmak için 8 yıl süren ‘Namaz Seferberliği’ ile halkını diriltip cihada hazırlaması gibi...
“Kudüs’ü kurtarmadan gülmek bana haram olsun” diyen “Selahaddin-i Muhammedî”, bütün askeri hazırlıklarını tamamladıktan sonra, topyekûn bir “Namazla Diriliş Seferberliği” başlatmaya karar verir... Zira yaptığı incelemede görür ki; Sabah namazlarında camiler neredeyse boştur... Böylesi bir namaz duyarsızlığı ile Allah’tan yardım dilemeye yüzlerinin olmayacağını çok iyi bilen Selahaddin, tüm ulemâ ve umerâyı toplar, halkına namaz bilinci ve duyarlığı kazandıracak bir seferberlik başlatır. Sekiz yılın sonunda camilerin sabah namazında da ağzına kadar dolduğunu gören Selahaddin, savaşa karar verir ve 1187 Hıttin Zaferi ile Kudüs ve Mescid-i Aksâ’yı Haçlılardan kurtarır, Allah’ın izni ile.
Biz de inanıyoruz ki, Namazla Diriliş Seferberliğimizle, camilerimizi sabah namazlarından başlayarak dopdolu yaptığımızda, işte o zaman Allah’ın yardımı da diriliş ve zafer de gelecektir...
Evet, o kutlu diriliş, hep birlikte “Allah’tan sabırla ve namazla yardım dilememize” (Bakara 2/153) bağlıdır... Öyleyse; haydi, hep birlikte namaz için yeniden kolları sıvamaya...
Haydi, namazı anlatmak için birlikte tekrar yollara düşmeye...
Haydi, “Topyekûn Namazla Diriliş Seferberliği”ne...”
Namaz gönüllüleri olarak daha nice on yıllar “namaz davası” için hep birlikte bıkmadan ve usanmadan koşmak, konuşmak, çalışmak, yorulmak ve nihayet namazla dirilmek duasıyla...







