--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir Ehl-i Mihrap, Bir Hitap ve Bir Kitap

Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız

Namaz Gönüllüleri Platformu ve Ensar Vakfı işbirliğiyle İmam Hatip okullarında düzenlediğimiz “Namaz Bilinci” seminerleri çerçevesinde geçen hafta başında Mersin, Tarsus ve Adana’daydım.

Namaz Gönüllüleri olarak, sekiz yıldır köşe-bucak dolaştığımız ülkemizde nice güzel insanlarla tanıştık ve tanışmaya devam ediyoruz. Bir güzel insanı da geçen hafta Tarsus programında tanıdım.

•

Bir Ehl-i Mihrap: Tarsus’ta imamlık yapan ve günde beş vakit namaz kıldırmak için mihraba geçip Rabbinin huzurunda divan duran Hafız Bülent Acun kardeşimle tanışmaktan, doğrusu çok bahtiyar oldum. Birkaç saat içinde kırk yıllık dost gibi oluverdik. Gözleri % 90 oranında görmeyen ama gönül gözü sonuna kadar açık bir kardeşimiz. Türkiye’deki ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, Namaz Gönüllülerinin faaliyetlerinden yakinen haberdar olan, Tarsus’taki bir yerel gazetede köşe yazısı yazan, Diyanet dergisinde on kadar makalesi yayımlanan, radyo programları yapan, ilahi ekibi kuran, hâsılı insanların gönüllerine hitap eden gerçek bir “mihrap gönüllüsü” Hafız Bülent hocamız. 

Tarsus’taki sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Ashab-ı Kehf Platformu’nda da düşünceleri ve önerileri ile önemli katkıları olan Hafız Bülent kardeşimizle birlikte Platform toplantısına katıldık ve Tarsus’ta çok güzel İslâmî çalışmalar yapan kuruluşlarımızın güzel yöneticileri ile tanıştık. Platform sözcüsü Hilmi Tuzcu hocamızın dillendirdiği, Tarsus’a bir İlahiyat Fakültesi açılması teklifini, bu köşede duyuracağıma söz verdim ve işte bu sözümü yerine getiriyorum. Ashâb-ı Kehf’in tevhid mücadelesine tanıklık ettiği kuvvetle muhtemel olan Tarsus’a çok yakışacak böyle bir fakültenin isminin mutlaka Ashâb-ı Kehf İlâhiyat Fakültesi olması gerektiği konusunda bir mutabakat da oluşmuş. Benim aklıma da aynı isim gelmişti ki, Ashab-ı Kehf Platformu üyeleri aynı düşüncede olduklarını söyleyiverdiler… 

Tarsus’taki 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan Ashab-ı Kehf Platformu’nun hayırlı birliktelikleri, medyada birbirleriyle didişen “hocalarımıza” bir mesaj niteliği de taşıyor...

•

Bir Hitap: Tarsus, Mersin ve Adana’da yedi ayrı mekânda İmam-Hatipli gençlerimize hitap etme imkânı bulduk, elhamdülillah.Öğretmenler Mahallesi camiini dolduran Tarsus Anadolu İ.H. Lisesi öğrencilerine hitaben yaptığımız konuşmadan, kısa bir özeti sevgili Hafız Bülent kardeşim göndermiş: 

“Yüce Allah’ın peygamberleri aracılığıyla bütün kullarına Tevhid’den hemen sonra emrettiği ilk ibadet namaz olmuştur… Namaz, bütün günah yangınlarını söndürür. Sözyangınını söndürür; insanı, dilinin tüm afetlerinden korur. Göz yangınını söndürür; insanı gözünün bütün afetlerinden korur. Öz yangınını söndürür; insanı özünün tüm afetlerinden korur… Elhamdülillah, halkımızın yüzde 99’u Müslüman ama maalesef, halkımızın yüzde 70’i beş  vakit namaz kılmıyor. Beş vakit namaz kılanların yüzde 70’i de sabah namazı kılmıyor. Bu tabloyu değiştirme görevi ise İmam-Hatip nesline düşüyor…”

Hafız Bülent Acun kardeşimin namazla ilgili bir makale, şiir, hikâye, hatıra ve kısa  film yarışması düzenlenmesi teklifini de unutmuş değilim. İnşaallah, bu yarışmayı elbirliğiyle gerçekleştiririz. 

•

Bir Kitap: Mersin, Tarsus, Adana programları dönüşünde İhsan Süreyya Sırma hocamızın, beş ciltlik “Müslümanların Tarihi” isimligüzeleserini masamın üzerinde görünce, yorgunluğumu unutuverdim. İhsan Hocamıza Allah hayırlı ve uzun ömürler versin. Hemen ilk cildini kutudan çıkarıp hızlıca bir göz atıyorum. Harika bir baskı olmuş… Birinci Cilt: “Tarih Nedir?” bölümü ve ardından Peygamberler Tarihi ile başlıyor; sonraki ciltler, Halifeler Dönemi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi ile devam ediyor; Selçuklu ve Osmanlı Tarihi ile bitiyor. Binlerce özgün resim… Özgün ve hassas yaklaşımlar, yorumlar... 

Peki, niçin “Müslümanların Tarihi”? Şimdiye dek “İslâm Tarihi” adı altında binlerce tarih kitabı yazılmış iken, İhsan Süreyya hocamız, özellikle “Müslümanların Tarihi” ismini tercih etmiş. Zira ona göre; “İslâm Tarihi” adıyla yazılan kitaplar, “İslâm Dini”nin değil, o dinin mensuplarının tarihidir. Bu sebeple Müslümanların tarihinin anlatıldığı kitaplara “İslâm Tarihi” demek yanlıştır.

Hocamızın bu hassasiyetini, ilk kez 1980’lerde on binlerce gencin İslâmî tarih şuuru kazanmasına vesile olan “İslami Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkence”, “İslami Medine Dönemi ve Cihad” gibi kitaplarında da görmüştük. Şahsen yüzlerce gence tavsiye etmiş ve onlarla birlikte ders yapmıştık…

Bu çalışmaya yıllarını veren İhsan Süreyya Hocamızı ve Beyan Yayınevi’ni yürekten tebrik ediyorum.

Abdullah Yıldız Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle