--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Asıl operasyon zihinlerde yapılmalı!

Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız

Henüz darbe tehlikesi tam olarak atlatılmamışken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan hâlâ “meydanları terk etmeyin” çağrısını sürdürürken, “zihinlerde operasyon” teklifi de neyin nesi?

Evet, bu soruyu sormakta haklı olabilir ve “zihinlerde operasyon” teklifimizi erken bulabilirsiniz…

Ancak, Türkiye’nin darbeler tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olarak yıllarca konuşulmaya aday olan 15 Temmuz Paralel Darbe Girişimi’nin henüz dumanları bile tütmekte iken ve asker-sivil “Paralel İhanet Çetesi”ni tasfiye operasyonu sürmekte iken, sözde “İslâm’a hizmet” adı altında yola çıkan bir cemaatin/örgütün/hareketin nasıl millete, ümmete ve bizzat İslâm’ın kendisine kasteden bir “ihanet şebekesi”ne dönüşebildiğini sıcağı sıcağına konuşmanın tam da sırasıdır diye düşünüyoruz…

İmdi, 15 Temmuz’da elbette millet ve ümmet olarak çok büyük bir badire atlatmış bulunuyoruz… Yakın siyasi tarihi sık sık askeri darbelerle kararmış bir ülkenin insanları olarak “cuntacı” geleneğin ‘ne idüğünü’; cuntacıların kendilerinden olmayanları nasıl ötekileştirip “düşman” ve “tehdit” kategorisine yerleştirdiklerini, kendileri gibi düşünmeyenlere, yaşamayanlara ne tür uygulamaları reva gördüklerini ve dahası rakiplerini tasfiye etmek için ne gibi zalimce yöntemler kullandıklarını çok çok iyi biliyoruz…

İşte bu sebepledir ki, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Sayın Dündar’ın da altını çizdiği gibi, darbeci ve cuntacı geleneğin defteri bir daha açılmamak üzere dürülmeli ve darbeye yeltenerek halkına kurşun yağdıran asker ve sivil hainler en ağır şekilde cezalarını bulmalıdırlar. Bu konuda en küçük bir taviz, zaaf ve müsamaha gösterilmemeli, darbecilerin ve darbeciliğin kökü her alanda tamamen kazınana kadar operasyonlar sürmelidir. Ancak, yazının başlığına taşıdığımız üzere, asıl operasyonlar, hem de hiç geciktirilmeden zihinlerde yapılmalıdır. Bu bağlamda askeri eğitim sistemi yeni baştan, ciddiyetle gözden geçirilmeli; ülkesini ve halkını düşman saldırı ve tehditlerine karşı korumak üzere yetiştirilen ve her türlü silah ellerine emanet edilen insanlar, hangi sâikle olursa olsun, bir daha asla halkına veya birbirine silah doğrultamamalı, kendi insanını veya onların bir bölümünü “düşman” görmemelidir. 15 Temmuz Paralel Darbe Kalkışmasında Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerinin yandaki polis karakolunu ele geçirme teşebbüsleri, daha önceki bazı darbelerde de ilk adımı Harp Okulları öğrencilerinin atmış olmaları, oldukça düşündürücü olup, iş bu askeri eğitim sisteminin nasıl bir “zihin yapısı” inşa ettiğini görmek bakımından da çok manidar göstergelerdir. Bu yüzden diyoruz ki, gelin şu hain ve alçak darbe girişiminin külleri soğumadan, darbeciliği zihinlerden kazıyacak tedbirleri hemen ve şimdi konuşalım.

Hemen ve şimdi konuşmamız gereken bir mesele daha var: 15 Temmuz Darbe Girişiminde “maşa” olarak kullanılan “Paralel İhanet Şebekesi”nin zihinsel kodları başta olmak üzere davranış kalıpları ve sinsi ilişki ağları deşifre edilmeli ve özellikle kendilerinden menkul “İslâm’ı algılama biçimleri” çok hassas bir şekilde incelenip ortaya konulmalıdır ki, Aziz İslâm Dini en küçük bir zan altında kalmasın. Evet, bu konuda yapılabilecek sosyolojik, psikolojik, politik vb. analizler bir tarafa, özellikle İslâmî motifleri en iğrenç ve en akla ziyan bir biçimde istismar ederek insanları sözüm ona “cemaat” diye lanse ettikleri sinsi örgüt yapılanmasına ve liderlerine “körü körüne” bağlayan bu anlayış ve şebeke, adeta kılı kırk yararcasına ve sapla saman birbirine karıştırılmadan öyle deşifre edilmelidir ki, içerde ve dışarda sözde “İslâm adına” hareket ettiğini iddia eden ve İslâm’a “İslâm düşmanları”ndan daha fazla zarar veren bu tür arızalı ve patolojik yapılanmalar bir daha icra-i faaliyet alanı bulamasınlar…

Neticeten, teklifim şudur ki; 15 Temmuz Paralel Darbe Girişimi sırasında gerek yaptığı açıklama ile ve gerekse sabahlara kadar tüm camilerimizden ezan ve salâ okunması talimatını vererek son derece önemli ve anlamlı bir tavır ortaya koyan ve hem şahsiyeti, vakarı ve duruşu ile hem de ilmî birikimi, olağanüstü gayreti ve temsil kabiliyeti ile millet ve ümmet nezdinde Diyanet Teşkilatımıza büyük bir itibar kazandıran Sayın Başkan Mehmet Görmez Hocamızın riyaset veya himayesinde bir komisyon kurulmalı ve içerde “Paralel Yapı (FETÖ)” ve dışarda da “DAİŞ” örnekleminde görüldüğü gibi, İslâm’ın şanlı imajını sarsmak ve parlak geleceğini bloke etmek amacıyla tezgâhlanan veya yönlendirilen ve sadece Müslümanlara zarar veren bu tür yapılar büyük bir hassasiyetle incelenip deşifre edilmeli ve böylece İslâmiyet’in doğru olarak anlaşılmasının önündeki tüm yapay engeller ortadan kaldırılmalı; Aziz ve Yüce Din’imiz, istismara açık her türlü hurafe ve esatirden, ifrat ve tefritten, tekfirci ve te’vilci yaklaşımdan, kişi ve kurumları kutsayıcı uç ve uçuk anlayıştan uzak, Kur’ân ve Sünnete dayalı, dengeli, mutedil, kuşatıcı, özgür muhtevası ve özgünlüğü ile insanlığın ve insanımızın idrakine sunulmalıdır.

Şer odakların işbirliği ile tezgâhlanan ama milletin yiğit direnişi ve Allah’ın inayeti ile akim kalan 15 Temmuz Darbe Girişimi, böylece, güzel bir geleceğin inşası için eşsiz bir fırsata dönüştürülebilir...

Abdullah Yıldız Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle