--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ALLAH YOLUNDA İNFAK-I

Abdullah Büyük
Abdullah Büyük

Bir toplumun inşasında İslam varsa, o toplumun üyeleri “Bir binanın tuğlaları veya bir vücudun organları gibidir. Bir organın sancısı bütün vücudu sarsar.” Tutkalı İslam olan bu toplumun hak dağılımı da keyfi değildir. “Her hak sahibine hakkını vermek zorunluluğu vardır.” Bu toplumun bir ferdi “Beni, kendim ve aile efradım ilgilendirir” diyemez. Kötülüklerin toplumda kol gezmesine seyirci kalamaz. “İyiliği emir, kötülüğe engel olma” yükümlülüğünden uzak duramaz. Haramların özendirildiği, kötülüklerin erdem sayıldığı bir ortamda rahat edemez.

İnfak; malın elden çıkarılması, sarfedilmesi, harcanması demektir. Dini bakımdan farz ve mendup kısımlarına ayrılır. Bakara Suresi 3. âyette muttakilerin /takva sahiplerinin vasıfları sayılırken “Rızık olarak verdiklerimizden infak ederler” buyrulur. Bu âyette bahsedilen “infak” lafzına, farz olan da mendup olan da dâhildir.

Farz olan infak birkaç çeşittir:

1- Zekât harcamaları.

2- Kişinin hem kendine, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselere yaptığı harcamalar.

3- Allah yolunda cihad etmek için yapılan harcamalar.

Mendup olan harcamalara gelince buna da infak denir. Çünkü Yüce Allah, “Sizden birine ölüm gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin, harcayın” (Münafikun, 63/10) buyurmaktadır. Allahu Teâlâ, buradaki infak ile bu âyetin devamında bulunan “Tasaddukta bulunup da ben de salih kimselerden olsaydım” sözünden sadakayı kasdetmiştir. Buna göre bütün harcamalar, ister farz, ister mendup olsun “Rızık olarak verdiklerimizden infak ederler”(Bakara, 2/3) âyetinin muhtevasına girer. Çünkü bunların hepsi övgüyü hak etmenin sebebidir. Biz şimdi, genellikle “Allah yolunda” yapılması gereken “infak”tan bahsedeceğiz. Yüce Mevla bu konuda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helal ve en iyisinden Allah yolunda harcayın. Kendinizin ancak göz yumarak alabileceği düşük ve bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın.” (Bakara, 2/267) “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayan kimseler var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 2/274)

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine daha da fazla verir. Allah’ın ihsanı çok geniştir, her şeyi hakkıyla bilendir.” (2 Bakara: 261)

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar cennete ve birre/iyiliğin en güzeline eremezsiniz.” (Âl-i İmran, 3/92)

Kur’an-ı Kerim’den örnek olarak seçtiğimiz bu ve buna benzer ayetler, Allah yolunda infakın, harcamanın ne denli önemli ve hayati olduğunu vurgulamaktadır.

Muaz bin Cebel ile Sa’lebe (r.a.) Peygamberimize: “Malımızdan ne şekilde ve ne miktarda harcayalım, infak edelim?” diye sorunca Bakara Sûresi’nin 219. âyeti nazil olmuştur. Âyette şöyle denmektedir: “Sana hangi şeyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki, ihtiyacınızdan artanını verin.”

Yüce Allah Kenz Âyeti diye bilinen Tevbe Sûresi’nin 34-35. âyetlerinde şöyle buyurmaktadır: “Altın ve gümüşü biriktirerek saklayıp onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acıklı bir azap ile müjdele. Kıyamette, o biriktirilen altın ve gümüşlerin üzerleri cehennem ateşinde kızdırılacak da bu mal toplayanların alınları, yanları ve sırtları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denilecektir: “İşte bu, öz nefisleriniz, sırf kendiniz için kasalara tıkıp sakladıklarınız! Artık topladıklarınızın acısını tadın bakalım…!”

Altın ve gümüşün/paranın hakkı, insanlığın faydası açısından yaratılış hikmeti, mübadele vasıtası olması yani alış-verişi kolaylaştırması ve Allah’ın kullarının gerçek ihtiyaçlarına harcanmasıdır. Üstelik “Sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir nimet, bir devlet ve kuvvet olmamasıdır.” (Haşr, 59/7) Para, bütün halk arasında tedavül edilmelidir. İhtiyaçların ehem olanı, mühim olanına, şiddetlisi hafifine tercih edilerek güzelce harcanmalıdır. İhtiyaçların önceliklerine göre sarf edilmesi gerekirken bazıları onu ya çar-çur eder ya da tedavülden çekerek/yastık altı edip herhangi bir yerde gizleyerek yığar ve sımsıkı saklar ve bunları Allah yolunda sarf etmezler. Allah için hakkını vermezler. Bunlar parayı toplayıp saklamak ya da sırf kendi nefisleri için haddinden fazla harcamak suretiyle Allah yolunda infaktan alıkorlar. Bu paralarla Allah yolundan saptırmak için para harcayanlara karşı mücadele etmek varken, bunlar tutarlar parayı hiçbir işe yaramaz hale getirirler. İşte bunlar yok mu? Kim olursa olsunlar, Allah yolunda harcamadıkları ya da mala olan aşırı tutkudan harcayamadıkları, sırf kendi öz canları için sakladıkları malları cehennem ateşinde kızdırılarak bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak. “Şimdi tadın bakalım şu saklaya geldiğiniz şeylerin tadını, bakınız bakalım tadı nasıl imiş” denecek. (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, 4/324)

 

Abdullah Büyük Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle