Zülfü Livaneli’nin ikiyüzlülüğünü böyle anlattı! “Solun en büyük palavrası…”
Yazarı Serkan Üstüner, CHP yandaşı Zülfü Livaneli’nin solculuk edebiyatını eleştirdi, Türkiye’de esas sermayenin solun elinde olduğunu vurguladı.
yeniakit.com.tr Sebahattin Ayan
Yazar Serkan Üstüner, World of Türkiye’deki yazısında, Türkiye’de sol kesimin kültür, sermaye ve medya üzerindeki etkisini eleştirdiği dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. Üstüner, 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda Pena Gomez Ödülü alan Zülfü Livaneli’nin “Sağın silahları din, milliyetçilik ve sermaye, yani paradır. Ama solun tek bir silahı vardır, o da kültür. Sağ, dünyanın her yerinde ne yaparsa yapsın Gramsci’nin de söylediği gibi kültürel hegemonya kuramayacaktır” sözlerine sert bir dille yanıt verdi. Zülfü Livaneli’nin bir dönem “Ey Özgürlük” şarkısını bir telekomünikasyon firmasına yüksek bir meblağ karşılığında sattığını hatırlatan Üstüner, söz konusu “kültürel hegemonya” iddialarının gerçekle bağdaşmadığını yazdı.
SOL DEMEK İÇİ BOŞ SÖYLEM DEMEK
Zülfü Livaneli’nin “Bugün sağın kullandığı temel araçlar din, milliyetçilik ve sermayedir. Solun ise tek bir silahı vardır, kültür” söylemini değerlendiren Üstüner, bu sözlerin sadece Livaneli’ye değil, Türkiye’deki sol kesimin genel söylemine ait olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Bu içi boş söylem Türkiye’de ‘sol’un en büyük palavrasıdır. Türkiye’de sermayenin büyük bir kısmı sol çevrelere aittir. TÜSİAD üyelerinin çoğu kendini sağcı olarak tanımlamaz. Bu, solun sermayeyle olan bağının en net örneğidir.”
MEDYA VE YAYINCILIKTA SOL EGEMENLİĞİ
Üstüner, Türkiye’deki kültürel etkinliklerin çoğunlukla sol görüşe sahip sermaye çevreleri tarafından desteklendiğini belirtti. Ahmet Ümit’in Yapı Kredi Yayınları’ndaki bir kutlamada “Çav Bella” şarkısını çalmasını örnek gösteren Üstüner, solun kültürel etkinliklerde ideolojik bir hegemonya kurmaya çalıştığını söyledi. 1980 darbesi sonrasında reklamcılık, televizyon ve basın sektörlerinde solun güç kazandığını vurgulayan Üstüner, bu alanlarda toplum mühendisliği faaliyetleri yürütüldüğünü, ancak bu girişimlerin halk nezdinde karşılık bulamadığını ifade etti.
“KÜLTÜREL İKTİDAR” ELEŞTİRİSİ VE ERDOĞAN HAZIMSIZLIĞI
Yazısında sol çevrelerin son 23 yıldır siyasi iktidarı ele geçirememesinden duyduğu rahatsızlığa dikkat çeken Üstüner, şu ifadelere yer verdi: “Zülfü Bey’in ve temsil ettiği çevrenin asıl derdi şu: 23 yıldır işler istedikleri gibi gitmiyor. Toplumu yönlendirmek ve iktidarı belirlemek istediler ama olmadı. Bir adam çıktı ve tüm tabularını yıktı. Ne yaparlarsa yapsınlar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile milletin bağını koparamadılar.” Üstüner ayrıca, Anadolu insanının Cumhuriyet’in ilk yıllarında dışlandığını, bugün ise küresel siyasette Türkiye’nin aktif rol üstlenmesinin bazı kesimlerde “mütareke basını” özlemini yeniden ortaya çıkardığını kaydetti.
HIRSIZLIĞA SESSİZLER
Zülfü Livaneli’nin, rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarıyla gündeme gelen CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında sessiz kaldığını belirten Üstüner, Livaneli’yi çifte standart uygulamakla suçladı: “Eski bir müteahhitti, ikinci Atatürk olarak pazarlamaya kalktılar. Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonuna dair Zülfü Bey tek kelime etmedi. Bir anda hem lâl hem de kör oldular. Kendi adının karıştığı bir yolsuzluk dosyasında bile çıkıp ‘benim adımı kullanıp gitmediğim söyleşi için milyonlar götürmüşler’ diyemedi. Bari insan kendi adının karıştığı dosyada birkaç kelime eder.” Üstüner, solun kültürel üstünlük iddialarını da eleştirerek, yıllarca dizi ve film sektöründe sermaye ile iş birliği yaparak halkı küçümseyen bir anlayış sergilendiğini söyledi.
“KÂĞITTAN İKTİDARINIZ YIKILDI”
Yazısının son bölümünde sol kesimin hâlâ kültürel üstünlük hissiyle hareket ettiğini vurgulayan Üstüner, şu sert sözlerle yazısını tamamladı: “Evet, kurduğunuz tüm kâğıttan iktidarınız yıkıldı. Şimdi gidip bunu da artık edebiyat değil, siyaset yaptığınız kitaplarınıza ekleyebilirsiniz.”