• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Zina ve sapık ilişki AIDS’i yayıyor

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Zina ve sapık ilişki AIDS’i yayıyor

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1985-2026 Temmuz döneminde heteroseksüel cinsel ilişki 16 bin 62, homoseksüel/biseksüel cinsel ilişki 6 bin 899 vakaya yol açtı. 35-39 yaş grubunda 445, 30-34 yaş grubunda 416, 40-44 yaş grubunda 345, 45-47 yaş grubunda 327, 25-29 yaş grubunda 284 HIV/AIDS virüsü taşıyan şahıs olduğunun belirlenmesi ise toplumun büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu tescilledi.

BUĞRA KARDAN  İSTANBUL

Toplumu yavaş yavaş çürüten, aile müessesesini adım adım sarsan gayrimeşru ilişkiler büyük tehlike saçıyor. CHP zihniyetinin normalleştirmeye çalıştığı bu ilişkiler hem ahlâk hem sağlık için ciddi tehdit teşkil ederken homoseksüelliğin, fuhşun yaygınlaşmasının HIV/AIDS vakalarını önemli ölçüde artırdığı istatistiklere de yansıdı. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1985-2026 Temmuz döneminde meydana gelen toplam 63 bin 766 vakanın 16 bin 62’si heteroseksüel, 6 bin 899’u homoseksüel/biseksüel cinsel ilişkiden kaynaklandı. Doğumla bulaşı 267’de, kanla bulaşı 108’de kaldı.

35-39 yaş grubunda 445, 30-34 yaş grubunda 416, 40-44 yaş grubunda 345, 45-47 yaş grubunda 327, 25-29 yaş grubunda 284 HIV/AIDS virüsü taşıyan şahıs olduğunun belirlenmesi ise toplumun büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu tescilledi. Alah’ın haram kıldığı, lânetlediği zina ve livatayı yeniden suç saymak kaçınılmaz hâle geldi.


 

Kamuoyundan da aile facialarının yanı sıra fizyolojik hasarlara, ruhi sıkıntılara hatta ölümlere neden olan HIV/AIDS belâsına karşı gerekli her tedbirin ivedilikle alınması uyarısı yükseldi.

Uzmanlar da HIV/AIDS virüsünü zinacıların, livatacıların yaydıklarını belirttiler. Gayrimeşru ilişkilerin, sapık münasebetleri suç sayacak ve ağır cezalara bağlayacak çalışmalara imza atılması gerektiğini vurguladılar.

“CEZALAR CAYDIRICI OLMALI”

Akit’e konuşan Psikolog Hüseyin Kaçın, şunları söyledi: “Ne yazık ki ahlâk dışı münasebetler artıyor. İstanbul ve İzmir gibi büyük illerimizde alenen zina yapıldığına, sapkınlığın teşvik edildiğine şahit oluyoruz. O kadar çok zinacı, o kadar çok sapkın, o kadar çok HIV/AIDS virüsü taşıyan var ki! Benim dahi 20 HIV/AIDS danışanım oldu. Tablo, çok vahim. Ne yazık ki homoseksüeller, bu HIV/AIDS belâsını tetikliyor. Fuhuş yapanlar da. Toplumda çürüme, yozlaşma olduğunu görüyoruz. Aile kurumunun bozulduğunu, aşındığını gözlemliyoruz. Cürete bakın, KAOS GL’nin sitesinde HIV/AIDS’e karşı aşılanma talep ediliyor. Yani sapkın davranışların bedelleri topluma ödetilmeye uğraşılıyor. İnanın, bunun ötesi de olacak. Böyle giderse homo evliliklerine müsaade edilmesi çağrısı da gelecek. Bu anlayışla daha duyarlı olunmalı, eylemde bulunulmalı. Toplumu, aileyi tehdit eden soruna karşı topyekûn mücadele edilmeli. Burada pandemide olduğu gibi akil adamlarla ilerlenmeli. Tanıda bulunacak, uyarı ve öneri sunacak heyet teşekkül ettirilmeli. Çöken toplum, aile kurumu kurtarılmalı. Hukuki tedbirler de alınmalı. Zina, sapkın münasebetler suç sayılmalı. Cezalar caydırıcı hâle getirilmeli.


 

Vaktiyle yapılan hatalar oldu. Zina suç olmaktan çıkarılarak, İstanbul Sözleşmesi imzalanarak, ‘toplumsal cinsiyet’ kavramının kullanımına müsaade edilerek yanlış yapıldı. Batı’nın kavramları sıkıntılara sebebiyet verdi. Türk, İslâm toplumu olarak kendimize ait kavramlar üretmeyi başaramadık. Batı’yla yürüttüğümüz kültürel bir savaşta İstanbul Sözleşmesi’nden ötürü büyük yara aldık. Tabii yanlıştan dönüldü ama ortaya çıkan tahribatı gidermek atılacak daha çok adım var. Bu adımların hangi birini anlatayım. Bir defa devletin bu zina, sapkınlığa yöneliş sorununu dert edinmesi gerek. Yani trans ameliyatlarını önlemeye dönük kanun gecikiyor. Bu, kendisi ne 10’uncu ne 11’inci ne 12’nci yargı paketinde yer buldu. Kanun, devamlı erteleniyor. Artık devletin yapması gereken trans ameliyatlarını sınırlamak değil, yasaklamak. Trans ameliyatları yasaklanmadığı takdirde HIV/AIDS vakalarının artacağı bilinmelidir. Trans paylaşımları önlenmelidir. Sapkın akımların propagandalarına geçit verilmemelidir. İHA’larla, SİHA’larla dış düşmanlara karşı verilen mücadeleyi takdir etmekle içten içe toplumu çürütmeye yönelen sapkın yapılanmalarla savaş daha ileri evreye taşınmalıdır. “


 

“AİLEYE HAK EDİLEN ÖNCELİK VERİLMELİDİR”

Avukat İlhami Sayan ise şunları dile getirdi: “Evvela böyle bir konuyu gündem yaptığı için Akit’e teşekkür ediyorum. Çünkü son dönemde özellikle toplumsal meselelere hassasiyet azalmış, daha çok ekonomik ve siyasi konulara ilgi ziyadesiyle artmış durumda. Böyle bir dönemde Akit’in sosyal ve ahlâki konuları, toplum sağlığını dert edinip bunu haberleştirmesi çok değerli. Aile ve ahlâk tabii ki her toplum için önemli ama Türkiye toplumu için çok çok daha mühim bir meseledir. Bunun ehemmiyeti ve kıymeti Anayasa’ya da yansımıştır. Anayasa’nın 41’inci maddesinde aile Türk toplumunun temeli sayılmış ve devlete onu koruma yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak uzun zamandan beri bazı konular, ailenin ve aileye verilen değerin öneminin önüne geçirilip daha birincil derecede sayılmıştır. Cinsel özgürlük, kadın hakları aile ve toplum olmanın öneminin önüne geçirilmiştir. Bu da zinanın, homoseksüelliğin artmasına ortam oluşturmuştur. Fıtrata, doğaya, kültüre, inanca aykırı olan bu durum beraberinde pek çok sağlık sorunu ve toplumsal bozulma da getirmektedir. İşte HIV/AIDS vakalarında görülen dramatik yükselişin temelinde bu yatmaktadır. İstatistikler ortadadır. Evlilik dışı ve sapkın münasebetler bu vakaları tetiklemektedir. O nedenle belirli hukuki tedbirler alınmalıdır. Bu tedbirler nelerdir? Bir kere Anayasa’nın 41’inci maddesinde devlete bir görev olarak verilen ailenin korunması meselesinin artık askıdan indirilip hak ettiği öncelik noktasına ve önem değerine getirilmesinin zamanı gelmiştir. Bu yönüyle zinanın bir an önce suç hâline getirilmesi, cezaya bağlanması yeterli değildir. Burada mühim olan zina edenlerin bir kayıp ve cezayla karşı karşıya kalmalarıdır. Hâsılı sadece zinanın suç sayılmasının toplumun bozulmasıyla mücadelede yeterli olmayacağı ve aynı zamanda uygulamada, mahkeme kararlarında ve Yargıtay içtihatlarında da bir zihniyet dönüşümünün şart olduğu kanaatindeyim.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Sapık ve sapkınliklar yasaklanmalı, teşvik etmek bile ağır suç kapsamına girmeli, çocuklarımız ahlaklı ortamlarda büyümeli, acilen bu konuda her türlü önlem alınmalı yoksa her yönden kokuşmuş bir toplum olacağız

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Kültürel Aşınmadan Toplumsal Dirilişe: Gençliği ve Aileyi Koruma Kılavuzu! Bir toplumun geleceğini güvence altına alması, ekonomik veya yapısal hamlelerden ziyade, onu var eden ahlaki değerlerin ve toplumsal dokunun korunmasına bağlıdır. Günümüzde aile kurumunu zayıflatan, geleneksel normları aşındıran ve genç nesilleri kontrolsüz bir manevi boşluğa sürükleyen akımlar, bir ülkenin geleceğine yönelik en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır. Sağlıklı bir sosyal düzenin sürdürülebilmesi için ahlaki değerlerin savunulması ve bu değerleri sarsacak unsurlara karşı kararlı bir duruş sergilenmesi kaçınılmazdır. Toplumsal yozlaşma, kolektif bilinci ve güven ortamını zedeleyerek sosyal çözülmeyi hızlandırır. Bu durum, sadece bireysel bir tercih meselesi olarak görülemez; aksine toplumsal bekayı ve huzuru doğrudan ilgilendiren yapısal bir sorun olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla, toplumun temel taşı olan ailenin muhafaza edilmesi ve gençliğin zararlı eğilimlerden korunması, devletin ve toplumun ortak sorumluluğudur. Bu kapsamda, hukuk devleti ilkeleri ve anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla toplumsal düzeni tahkim edecek kapsamlı adımların atılması gerekmektedir. Öncelikle, kitle iletişim araçları ve dijital platformlar üzerinden yayılan, gençlerin zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyen müstehcen veya zararlı içeriklere karşı denetim mekanizmaları çok daha etkin işletilmelidir. Yetkili kurullar vasıtasıyla, çocukların erişimine açık olan dijital dünyada filtreleme sistemleri yaygınlaştırılmalı ve yasaların suç saydığı içeriklere karşı hızlı ve caydırıcı yasal yaptırımlar uygulanmalıdır. Bununla birlikte, eğitim sisteminde aile kurumunun kutsallığını, toplumsal sorumluluk bilincini ve milli-manevi değerleri merkeze alan bir müfredat yapısı güçlendirilmelidir. Gençlerin boş zamanlarını yıkıcı akımların etkisinde değil, kendilerini kültürel ve sportif olarak geliştirebilecekleri alanlarda geçirmeleri için sosyal imkanlar artırılmalıdır. Kamu düzenini ve genel ahlakı korumak adına yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu hükümleri, kamusal alanın huzurunu güvenceye alacak şekilde titizlikle tatbik edilmelidir. Son olarak, evlilik kurumunu teşvik eden, aile içi bağları kuvvetlendiren sosyal politikalar ve rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılarak, yozlaşma dalgasına karşı en güçlü sığınak olan aile yapısı yapısal olarak desteklenmelidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23