Zekâta tabi mallar (11)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Şam’dan bir grup müslüman Hz. Ömer’e müracaat ederek atlarından zekât almasını istemişler, halife de sahâbeyle istişareden sonra, bu isteği -Hz. Peygamber ve Ebû Bekir atlardan zekât almadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
9- Zekat Vermek
I. İLKELER ve AMAÇLAR
II. MAHİYETİ ve ÖNEMİ
III. ZEKÂTIN ŞARTLARI
A) YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI
a) Mükellef ile İlgili Şartlar
b) Mal ile İlgili Şartlar...
B)GEÇERLİLİK ŞARTLARI
a) Niyet
b) Temlik
IV) ZEKÂTA TÂBİ MALLAR
A) ALTIN ve GÜMÜŞ
a) Mübadele Aracı Olması Bakımından Nakit veya Külçe Altın ve Gümüş
b) Altın ve Gümüşten Yapılan Ziynet Eşyası
c) Maden ve Kağıt Paraların Zekatı
B) TİCARET MALLARI
C) TOPRAK ÜRÜNLERİ
D) BAL ve DİĞER HAYVAN ÜRÜNLERİ
E) MADENLER ve DENİZ MAHSULLERİ
a-Rikaz
b) Madenler
F) HAYVANLAR
a) Develerin Zekâtı
b) Koyunların Zekâtı
Hz. Peygamber’in hadislerinde koyun nisbetleri ve bu nisbetlerde ödenecek zekât miktarı aşağıdaki şekilde gösterilmiştir (Buhârî, “Zekât”, 38):
1’den 39’a kadar (zekâttan muaf)
40’tan 120’ye kadar 1 koyun
121’den 200’e kadar 2 koyun
200’den 399’a kadar 3 koyun
400’den 500’e kadar 4 koyun
c) Sığırların Zekâtı
Sâime olan sığırlarda zekât nisabı 30 sığır olup, bundan azı için zekât gerekmez. 30 sığırdan 40 sığıra kadar, zekât olarak iki yaşına basmış erkek veya dişi bir buzağı verilir. 40 sığırdan 60 sığıra kadar, üç yaşına girmiş erkek veya dişi bir dana verilir. Tam 60 sığır olunca, birer yaşını bitirmiş iki buzağı verilir. Sonra her otuz sığırda bir buzağı ve her 40 sığırda bir dana verilmek suretiyle hesap edilir. Zekât verme bakımından sığır ile manda arasında fark yoktur ve bunlar bir cins sayılır. Bir kimsenin 20 inek ve 10 mandası varsa, 30 sığırlık zekât nisabına sahip olmuş kabul edilir.
d) Atların Zekâtı
Hz. Peygamber’den “Sizi at ve kölenin zekâtından muaf tuttum” ve “Müslümana kölesi ve atından dolayı zekât yoktur” (Buhârî, “Zekât”, 45-46) anlamlarında iki hadis rivayet edilmesine rağmen, yine Hz. Peygamber’in bu umumi hükümden “üreme amacıyla bulundurulan sâime atları” istisna ettiğini gösteren ve bu sonuncuların zekâta tâbi olacağına işaret eden hadisler de nakledilir.
Ebû Ubeyd bu konuda iki farklı rivayeti yan yana zikretmiştir. Bunlardan birine göre Şam’dan bir grup müslüman Hz. Ömer’e müracaat ederek atlarından zekât almasını istemişler, halife de sahâbeyle istişareden sonra, bu isteği -Hz. Peygamber ve Ebû Bekir atlardan zekât almadığı gerekçesi ile reddetmiştir. (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, nr. 1364). Karşıt anlamdaki öteki rivayete göre ise Şamlılar Ebû Ubeyde b. Cerrâh’a atlarından zekât alması için müracaatta bulunurlar; o da durumu Hz. Ömer’e bildirip halifeden konu ile ilgili yazılı görüş beyan etmesini ister. Hz. Ömer Ebû Ubeyde’ye yazdığı cevabî mektubunda “atlardan zekât vermek istiyorlarsa, bu zekâtı almasını ve onların fakirlerine dağıtmasını” bildirir (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, nr. 1365).
Atlarda zekât tahakkuk edip etmeyeceği konusunda gerek Hz. Peygamber, gerekse Hz. Ömer’den rivayet edilen hadislerden, Hz. Peygamber devrinde Medine ve civarında atların deve kadar çok bulunmadığı, müslümanların atı sadece savaşlarda kullanmak için yetiştirdikleri, ayrıca ileride satıp para kazanmak maksadıyla topluca at besleme âdetinin henüz yerleşmemiş olduğu anlaşılıyor. Nitekim Hz. Ömer Şam’dan gelen bir grup müslümanın, atlarından zekât alması için yaptıkları teklifi -Hz. Peygamber ve Ebû Bekir zamanlarında benzer tatbikat olmadığı gerekçesi ile- önce reddetmiş, sonra olumlu karşılamış, daha sonra da, atların tamamen ticarî gayelerle nesilleri elde edilmek için yetiştirildiklerini görünce, bu hayvanlardan zekât tahsili cihetine gitmiştir.
(İLMİHAL I, İsam-c.1, s. 455)