• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Uluslararası hukuk' dalaveresine son! Venezuela işgal ediliyor

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
'Uluslararası hukuk' dalaveresine son! Venezuela işgal ediliyor

Ömer Emre Akcebe Baran Haber'de yazdı: Artık şu gerçeği idrak etmek zorundayız: Bu dünyada hukuk, ancak kuvvetin izin verdiği kadar vardır. Kuvvetin razı olmadığı yerde hukuk, naif bir şiir mısraı kadar etkisizdir. Bugün milletlerarası hukuk, mahkeme salonlarında değil; uçak gemilerinin güvertesinde yazılmaktadır.

Ömer Emre Akcebe Baran Haber'de yazdı: Artık şu gerçeği idrak etmek zorundayız: Bu dünyada hukuk, ancak kuvvetin izin verdiği kadar vardır. Kuvvetin razı olmadığı yerde hukuk, naif bir şiir mısraı kadar etkisizdir. Bugün milletlerarası hukuk, mahkeme salonlarında değil; uçak gemilerinin güvertesinde yazılmaktadır.
Bir dünya düşünün ki, kanun kitapları rafta; top namlusu ise kürsüde konuşuyor. Bir dünya ki, hak ve hukuk diye bağıranların dili, güçlünün çizmesinin altına sürülmüş bir paspastan ibaret… İşte çağımızın manzarası budur. Maskesi düşmüş bir düzen, boyası akmış bir medeniyet, içi boşalmış bir demokrasi masalı.

Bugün güçlü olan, istediği ülkeye saldırıyor; yetmiyor, Venezüella’da seçilmiş başkanını ve eşini kaçırıp götürüyor; sonra da bütün bunları “özgürlük”, “istikrar” ve “demokrasi” kelimeleriyle süsleyip vitrine koyuyor. Bu, bir sapma değil; neredeyse bir asırdır Üstad Necip Fazıl ve Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun ikaz ettiği düzenin gerçek yüzüdür. Çünkü Batı’nın nizam dediği şey, hakikatte menfaatin silahlı hâlinden başka bir şey değildir.

Demokrasi dedikleri, sandık başında halkı çağırıp, sandıktan kendi adamları çıkmadığında sandığı devirmekten ibaret bir oyundur. Hukuk dedikleri, yalnızca güçlüye dokunmayan bir lastik cop… Milletlerarası müesseseler ise, celladın arkasından gözyaşı döken seyirci tribününden başka bir rol oynamaz. Gazze’de de böyle olmadı mı?


 

Artık şu gerçeği idrak etmek zorundayız: Bu dünyada hukuk, ancak kuvvetin izin verdiği kadar vardır. Kuvvetin razı olmadığı yerde hukuk, naif bir şiir mısraı kadar etkisizdir. Bugün milletlerarası hukuk, mahkeme salonlarında değil; uçak gemilerinin güvertesinde yazılmaktadır.

Venezüella’da yaşananlar, uzakta cereyan eden bir Latin Amerika hadisesi değildir. Bu, güç dengelerinin nasıl çalıştığını gösteren çıplak bir provadır. Bugün orada yapılan, yarın çıkarları gerektirdiğinde başka coğrafyalarda da yapılabilecek olanın ilanıdır. Bu sebeple Venezüella, bizim için bir haber olarak değil; bir ihtar olarak ele alınmalıdır.

Bize yıllarca “medeniyet” diye yutturdular. Meğer medeniyet, zorbalığın kravat takmış hâliymiş. Meğer insan hakları, yalnızca insan Batılıysa geçerliymiş. Meğer demokrasi, yalnızca doğru adam kazandığında mutebermiş.

İşte bu noktada artık safdillik haramdır. İyi niyet, güçsüzlerin lüksü değildir. Hak, yalnızca isteyenin değil; koruyabileninmalıdır.

Bugün dünya, lâfla dönen bir yer olmaktan çıkmıştır. Diplomasi masaları, gücünü sahada göstermemiş olanlar için bir oyalama sehpasına dönüşmüştür. Gülümseyen cümlelerin ardında diş bileyen bir vahşet vardır.

Zaman, kelimelerin süslenme zamanı değil; iradenin billurlaşma zamanıdır. Zaman, başkasının hukukuna bel bağlama zamanı değil; kendi kudretini inşa etme zamanıdır.


 

Türkiye açısından cereyan eden hadiselerin anlamı

Venezüella’da yaşananlar, Türkiye’nin ufkuna çiğ bir tonda da olsa ışık tutmalıdır. Misal verecek olursak, bugün Türkiye içinSuriye tarafındaki mesele, sınır ötesindeki bir örgüt meselesi değildir sadece. Mesele, “bu dünyada kendi adınla mı yaşayacaksın, yoksa başkalarının sana biçtiği rolle mi?” meselesidir. Suriye’de kurulan YPG başta yapılar, yalnızca coğrafî değil; zihnî bir kuşatmanın ileri karakollarıdır.

Bu kuşatma, nota vererek, temenni bildirerek, “milletlerarasıtoplum”dan medet umarak dağılmaz. Çünkü o milletlerarası müesseseler, çoktan güçlülerin kulübüne dönüşmüştür. Kapıda bekleyenlere yalnızca sus payı düşer.

Artık anlaşılmalıdır: Bu çağ, diplomatik hokkabazlık çağı değil; saf aksiyon çağıdır. Saf, net, tereddütsüz bir tavır… Çünkü tereddüt, düşmanın en sevdiği nimettir. Ha saf aksiyon da başıbozukluk demek değildir, fikre bağlı iradenin şeksizşüphesiz sergilenmesi.

Dünya yeniden ilk kanununa dönmüştür: Gücü olan hükmeder. Bu kanunu koyan biz değiliz; fakat bu kanunun altında ezilip ezilmeyeceğimize karar verecek olan biziz.

Ya başkalarının kurduğu oyunda figüran olacağız, yahut kendi hakikatimizin ağırlığıyla sahneye çıkacağız.

Çünkü tarih, mazlumluğu alkışlamaz; iradeyi yazar.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23