Seküler yobazların örnek aldığı Haçlı Batı’nın temsilcileri, laiklik ilkesine rağmen dini değerlere saygıda kusur etmezken, içimizdeki uşakları manevi değerlerimize yönelik nefretinden milim taviz vermiyor. Dünyada öğrenciler dini eğitimini okullarda alırken, siyasiler inandıkları dinin kitabına el basarak yemin ederken, tek parti diktasından kalma reflekslerle hareket eden malum zihniyetin, “laikliği” Müslüman halk üzerinde hâlâ bir sopa gibi kullanması kamuoyunda infiale sebep oldu.
Dünyada öğrenciler dini eğitimini okullarda alırken, siyasiler ve üst düzey bürokratlar inandıkları dinin kitabına el basarak yemin ederken, tek parti diktasından kalma alışkanlıklarla hareket eden azgın azınlığın, karanlık odalarının ve sözde aydınlarının “laikliği” Müslüman halk üzerinde hala bir sopa, Demokles’in kılıcı gibi kullanması kamuoyunda infiale sebep oldu. Kamuoyunda infiale neden olan 168 imzalı “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildirinin, vesayetçi ruhun hala dipdiri olduğunu ve mütedeyyin kesimi sindirmeye çalıştığını gösterdiğini hatırlatan STK temsilcileri, bu alışkanlıkların eski Türkiye’de kaldığını belirterek, “kaos peşinde koşanlar hesap vermeli” görüşünde birleşti.
KAOSÇULAR HESAP VERMELİ
Akit’ ekonuşan Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, şunları söyledi: “Bunlar eski Türkiye’nin köhnemiş vesayetçi ruhunu yeniden hortlatma çabasından başka bir şey değildir. Milletin değerleriyle kavgalı bu karanlık zihniyeti şiddetle kınıyoruz. Bu metin, vesayetçi ruhun o karanlık odalarda hala dipdiri olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. Milletimiz bu ucuz senaryolara artık prim vermeyecektir. Milletin iradesine ipotek koymaya çalışanlar ve laiklik üzerinden kaos peşinde koşanlar hesap vermeli.”
DİRİLİŞİ DURDURAMAZLAR
Yeditepe Stratejik Araştırmalar Merkezi (YESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Ersan Ergür de şöyle konuştu: “Türkiye bir asır bu topraklara yabancı ithal ideolojilerin bekçiliğini yapan küçük bir azınlığın tahakkümü altında kalmıştır. 28 Şubat süreci gibi 168 imza ile servis edilen bildiri bu zihniyetin son çırpınışıdır. Artık parmak sallayarak toplumu dizayn etme devri kapanmıştır. Bu millet, kendi ruh köküne dönmüştür. Sizin ‘karanlık’ dediğiniz şey, necip milletimizin dirilişidir. Ve bu diriliş; korku bildirileriyle, imza kampanyalarıyla ya da ideolojik yaftalarla durdurulamayacaktır.”
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOKTUR
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya da şunları kaydetti: “Bildiri, halkı laiklik sopasıyla hizaya getirmeyi, dövmeyi alışkanlık bellemiş azgın güruhun 100 yıllık tipik refleksidir. Saltanatlarının ellerinden gideceği korkusuyla paranoyak hale gelmiş bu çevreler öteden beri korkuyu içselleştirmiş ve korkutmayı, tehdit, sopa göstermeyi meslek edinmişlerdir. Sorun laiklik adı altında yıllardır despotik, dayatmacı, zorba alışkanlıklarından vazgeçmeyi kabul edemeyişleridir. Güneş karşısında yarasanın verdiği tepkiye benzer tepkiler vermeleri bundandır ama korkunun da ecele faydası yoktur.”
NE BİLDİRİLER, TEHDİTLER GÖRDÜK
Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah da, şunları dile getirdi: “Biz ne bildiriler, tehditler gördük, hiçbirisinin tarihin olağan akışı içinde bir karşılığı olmadı. Sezai Karakoç ‘Ulur aya karşı kirli çakallar’ derken hakikate düşmanlık edenlerin ona zarar vermesinin mümkün olmadığına işaret ediyordu. Ramazan günü böyle lüzumsuz bildiriler yerine Bakanlığın başlattığı akıma uyarak mânevî bildirilerle yola devam edelim.”
TAHKİKAT MUTLAKA YAPILMALI
ÖNDER Ankara Genel Sekreteri İsmail Mansur Özdemir de şunları söyledi: “Sosyalist bir soğuk savaş dili üzerinde iz kaybettirmeye çalışsa da kullanılan dil aşina olunan bir dildir. LGBT’ye karşı ailenin, sekülerleşmeye karşı ahlak ve hikmet deviniminin teşvik edildiği, Ramazan ikliminde gençlerde artan ilginin yarattığı öfkenin bir psikanalitik yansıması olan bildiri, milletimiz nezdinde değersizdir. Bildiriyi hazırlayanlar hakkında tahkikat yapılmalıdır.”
LAİKLİK MASKEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Toros Akademi Düşünce Kuruluşu da bildiriyi “eski Türkiye özlemi” ve “28 Şubat zihniyetini hortlatma çabası” olarak gördüklerini ifade etti. Laiklik kavramının bir maske olarak kullanıldığını iddia eden kuruluş, asıl amacın inanç değerlerine karşı bir düşmanlık sergilemek olduğunu öne sürdü. Mehmet Bakır ve Zeynel Boğan tarafından yapılan kınama açıklamasında, “Laiklik görünümlü İslam düşmanlığını ve her türlü provokasyonu şiddetle kınıyoruz” denildi.
MUKADDESATA KİMSE EL SÜREMEZ
15 Temmuz Türk Dünyası Derneği Genel Başkanı Ercan Şen ise şu tepkiyi verdi: “Milletin geleceği olan çocuklarımıza bu değerlerin yerine cadılar bayramı, Noel kutlaması mı öğretilmesi isteniyor, yoksa hiç bir şey öğretilmesin mi deniyor? Dünyanın siyonist Epstein vampirlerinin at oynattığı bir yer olmaması için mücadele eden Türk milletinin mukaddesatına kimse el süremez ve göz dikemez. Bakanlığın ardındayız.”