Üç günden fazla dargın duran kimsenin durumu
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Erkek olsun, kadın olsun, dünya işleri için, müminin mümine darılması, onu terk edip uzaklaşması, aradaki bağlılığı, ilgiyi kesmesi caiz değildir.
Müslüman olan ve dine uygun yaşayan akrabayı ise, hiç olmazsa haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir.
Uzak memlekette ise, mektupla, telefonla veya haber göndererek gönlünü almalıdır. Dargın olsa da ziyareti ve gönlünü almayı ihmal etmemelidir.
Akrabası gelmezse, cevap vermezse de, giderek veya hediye, selam göndererek, yahut mektup ile, telefon ile yoklamaktan vazgeçmemelidir. Allahü teâlâ, müslüman olan ve salih olan akrabayı ziyareti emrediyor. Bunun tersi olanları ziyaret etmeyi emretmiyor. Hele kendilerinden zarar gelecek günahkâr akrabadan uzak durmak gerekir.
Dargın olana, üç günden önce gidip barışmak, daha iyidir. Güçlük olmaması için, üç gün izin verilmiştir. Daha sonra günah başlar ve gün geçtikçe artar. Günahın artması, barışıncaya kadar devam eder. Hadis-i şerifte, (Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) buyuruldu. (İbni Ebiddünya)
Üç günden fazla dargın duran kimse, şefaat olunmazsa, affolunmazsa, Cehennemde azap görecektir. Günah işleyene, ona nasihat olmak niyeti ile ondan uzak durmak iyidir. Allahü teâlâ için darılmak olur.
Hadisin meali şöyledir:
“Her Pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah'a arz olunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında, Allah'a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur." (Müslim, Birr, 36)
Bu hadisten, küs duranların hiçbir günahlarının affolunamayacağı, diğer günahlarından yapacakları tövbenin de kabul olmayacağı manasını çıkarmak isabetli bir yaklaşım değildir.
Çünkü, günahların ve sevapların ağırlığına göre insanların muamele göreceğine dair bir çok ayet vardır.(bk. Karia suresi).
İmam Gzalî gibi büyük İslam alimlerinin belirttiğine göre, insanlar bütün günahlarından birden tövbe etmek zorunda değildir. Küçük olsun, büyük olsun, kişi bazı günahlarından tövbe edip diğer bazılarına devam etmiş olabilir. Üzerinde ısrar ettiği günahları, tövbe ettiği günahlarının affolunmasına engel değildir.
Bundan anlaşılıyor ki, hadiste, kul hakkına girmeyen günahların bağışlanması kuvvetle ümit edilebilir. Fakat, küs durmak dahil, kul hakkı sayılan günahların affedilmesi, ancak onların birbirlerini helal etmeleriyle mümkündür.
Küs durmak, bir hak ihlali ise, onun ortadan kalkması da ancak kişilerin birbirlerini helal edip barışmalarıyla mümkündür.
Hadiste yer alan diğer bir önemli nokta, pazartesi-perşembe günlerinde günahların bağışlanmasıdır.
Nitekim bir hadiste Allah Resülü şöyle buyurmuştur:
"Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah'a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim." (Tirmizî, Savm 44)
Kendisine bunun sebebi sorulmuş, o da
"O gün, benim doğduğum ve peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür." (Müslim, Sıyâm 197, 198)
Kulların amelleri günlük olarak sabah ve akşam Allah'a yükseltilir, haftalık olarak pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Yıllık olarak da şabanayında sunulur Bu birbirinden farklı olan durumlarla ilgili ayrı ayrı hadisler vardır Ancak, durum farklılığından dolayı bu hadisler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Her biri farklı zamanlardaki işlemleri haber vermektedir. Ayrıca bir başka hadiste de şöyle buyurulmaktadır:
"Cennet kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır." (Müslim, Birr ve's-sıla 35)
Demek ki, müminlerin ibadetlerin ve amellerinin Allah’a arz edildiği zamanlardan biri de pazartesi ve perşembe günleridir.
Bu ifadede bir terğib/ibadete teşvik üslubu vardır. Haftanın hiç olmazsa -amellerin Allah’a arz edildiği- iki gününde insanların çok daha dikkatli olmaları, daha fazla amel işlemeleri, günahlardan daha fazla sakınmaları salık verilmiştir.
Yoksa bu iki günde bütün günahların mutlaka affolunacağı yargısı, islam’ın temel prensiplerine aykırıdır.
Zira bu takdirde, bazı kimseler diyebilir ki, “Her haftada bu iki gün var ve bu iki günde bütün günahlarımız affolunur, o hâlde keyfimize bakmakta bir sakınca yoktur!..” Böyle bir yargıya yol açmak, İslam dininin açtığı imtihan sırrına aykırıdır.