• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

TÜZDEV Genel Başkanı Dr. Kemal Tekden Yeni Akit’e konuştu: Dünya çapında üst seviye okullar kurulmalı

Her medeniyetin kendine özgü bir okulu olduğunu söyleyen TÜZDEV Genel Başkanı Dr. Kemal Tekden, Akit’e yaptığı açıklamada “Şu anda bir medeniyetimiz kalmadığı için okullarımız tarumar edildi. Yeni bir okul kurmamız lazım ki çok üst seviye, dünya çapında insan yetiştiren, bizim medeniyetimize uygun insan yetiştiren çok üst seviye okullar kurmamız gerekir” dedi.

Yeniakit Publisher
2020-09-28 09:36:00 - 2020-09-28 09:37:08
TÜZDEV Genel Başkanı Dr. Kemal Tekden Yeni Akit’e konuştu: Dünya çapında üst seviye okullar kurulmalı

Türkiye Üstün Zekâlı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Dr. Kemal Tekden, sinemadan eğitime, eğitimden sağlığa birçok alanda başarılı çalışmalara imza atan bir girişimci. Özellikle üstün zekâlı çocuklarla ilgili çok kıymetli çalışmaları ve bitmez tükenmez bir gayreti var. Öncülük ettiği Türkiye Üstün Zekâlı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfıyla yerüstü hazinelerimiz diye tarif ettiği ülkemizi gelecekte zirvelere çıkaracak üstün zekâlı çocuklarla ilgili çalışmalar yapıyor. Biz de bu röportajımızda kendisiyle ülke olarak çok ihmal ettiğimiz Üstün zekâlı ve dahi çocuklar üzerine konuştuk.

Hedefimiz üst seviye okullar açabilmek

-TÜZDEV olarak üstün zekalı çocuklar için neler yapıyorsunuz?

TÜZDEV’in merkezi şu an İstanbul’da. Anadolu’nun birçok şehrinde de şubelerimiz var. Biz oralarda hafta sonu eğitimleri yapıyoruz. Farklı atölye çalışmaları yapıyoruz. Bilgelik eğitimi vermeye, çocukların ufuklarını açmaya çalışıyoruz. Onları milli yapmaya çalışıyoruz. Özellikle üstün zekalı çocuklar için söylüyorum. Aksi takdirde siz o çocuğu yetiştiremezseniz kaybedersiniz, Amerika daha çok para verir çünkü. Hedefimiz bu konuda üst seviye okullar açabilmek, böyle okullar açabilirsek çok daha mutlu olacağız. Onları takip ediyoruz, daha çok 5-14 yaş arası eğitimler veriyoruz ama şimdi liselerde de Bilgelik Hareketi diye bir hareket başlattık. Bu çocukları üniversiteye giderken ve üniversiteden sonra da takip ediyoruz. Onları elimizden geldiğince yönlendiriyoruz, iş bulma konusunda da destek oluyoruz.

Eğitim = Keşif + İnkişaf

-Eğitim sistemimiz her çocuğa aynı kalıp eğitimi veriyor. Üstün zekalı çocuklar bu kalıp eğitim arasında harcanıyor mu?

Aslında Allah’ın birer lütfu üstün zekalı, deha çocuklarımız. Her çocuk zekidir bana göre, ben çocukları ayırmıyorum. Bunlar farklı farklı zekalarda olabilir. Herkesin IQ’su, matematik zekası aynı olmayabilir. Bazılarının görsel zekası mükemmel olabilir, IQ’su normal olabilir. Bazılarının müzik zekası, bazılarının duygusal zekası güçlü olabilir. Önemli olan bunu ayırt edebilmek, bunu değerlendirebilmek. Eğitim burada devreye giriyor. Yani eğitim herkesi aynı standartlarda eğitmek değildir, herkese aynı bilgileri vermek değildir. Bizim yanıldığımız ve ülke olarak kaybettiğimiz nokta da bu. Çocukları anlamak zorundayız. Eğitim konusunda belki de en tecrübeli milletiz ama ne yazık ki bugüne yansımamış bu. Bir kesilme olmuş, eski ile irtibatımız koptuğu için biz kendi birikimimizi takip etmiyoruz. Bir formül çıkardım. Çok kısa bir formül. Eğitim = Keşif + İnkişaf. Keşif olmadan inkişaf ettiremezsiniz, geliştiremezsiniz. Keşif nasıl yapılır? Bir çocuğun özellikleri nedir, hangi tür zekaya sahip? Bakınız 52 farklı yetenek var. Bu yeteneklerin hangisi bu çocukta yüksek? Bunları bilmek zorundayız. Sonra, zaafları var mı çocukların? Önyargıları var mı? Önyargı çok kötü bir şey. Önyargıları, korkuları var mı? Taassupları var mı?  Bunların hepsi akıl tutulması yapan sebepler önyargılar, korkular, zaaflar, taassuplar. Mesela bir şeye karşı zaafı vardır çocuğun, bunu bilmek zorundayız. Bir de mizaç farklılıkları var. Öyle her çocuğa her şey standart olarak verilmez ki. Kalıplaşmış eğitim yanlıştır. Tabii ideolojik eğitimden Türkiye’de hâlâ kurtaramadık kendimizi. İnsanlar birbirlerine karşı önyargı ile bakıyor. Böyle bakıldığında Türkiye sömürge bir eğitim sistemine tâbî oluyor. Bundan da kurtaramadık kendimizi, inşallah kurtarma çabamız var. Bunlar farklı çocuklar. Ben size “her çocuk zekidir” dedim ama bunlar içerisinde bazıları çok çok üst seviye zekaya sahip, farklı alanlarda zirve yapıyor. Zaten Kur’an-ı Kerim’de En’am Suresi 165’te Cenab-ı Allah: “Sizleri imtihan etmek için bazılarınızı bazılarınıza üstün kıldık” buyuruyor. Şimdi mesela bizim eğitim sistemimizde her çocuğu aynı yerde, aynı standartlarda okutalım anlayışı var. Neden? Sosyalleşemez gibi düşünüyorlar. Ama deha çapında çocuklar var. Zeka nedir? Zeka problem çözme yeteneği, algı yeteneği. Hızlı algı olan insanlarda IQ daha yüksek oluyor, bunlar çok daha hızlı öğreniyorlar. Şimdi leb demeden leblebiyi anlayan bir çocuk var bir tarafta, bir tarafta da benim gibi 3 kerede anlayan var. Yani siz bunun ikisini bir arada oturtursanız, ikisine de zulmedersiniz. 3 kere mi anlatacaksınız, 1 kere mi anlatacaksınız veya yarım mı anlatacaksınız? Yani bazı çocukları çok ayrı okutmak gerektiğini düşünüyorum.”

“Her medeniyetin okulu var"

-Ecdadımız bu konuda nasıl bir metod uyguluyordu. Nerede koptuk?

Tarihte bizim milletimiz, dünyanın en tecrübeli milleti. İngiltere’de hâlâ açık olan ve en üst kademede insanların yetiştiği Eton Kolejleri var. 1550’de kurulmuş. 1550’den bu yana hâlâ 1200 öğrencisi var ve bunlar İngiltere’yi yönetiyorlar. Bizim Nizamiye Medreseleri’ni biliyorsunuz, 1000’li yıllarda kurulan. Daha sonra laik değil diye kapanıyor. Bizdeki saçmalık onlarda yok. Eton Koleji Hristiyanlık eğitimi veriyor derslerin yanında. Bakın 1550’de kurulmuş Eton, 1430’da ise Enderûn Mektebi kuruluyor. Daha sonra Fatih döneminde bu geliştiriliyor. 550 yıl Osmanlı’nın insan yetiştirme üssü olarak hizmet veriyor. Ama sonra kapatılıyor, 1900’lü yıllarda. Yani her medeniyetin bir okulu var, bizim niçin yok? Şu anda bir medeniyetimiz kalmadığı için, tarumar edildi. Yeni bir okul kurmamız lazım ki çok üst seviye, dünya çapında insan yetiştiren, bizim medeniyetimize uygun insan yetiştiren çok üst seviye okullar kurmak gerekir.

“Kendi çocuklarımız, bu devlete ihanet ediyor"

-Efendim, üstün zekalı çocuklarımız, Osmanlı’nın son zamanlarında açılan yabancı okullar vasıtasıyla mı devşirilmeye başlandı? Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Çok güzel bir noktaya değindiniz. Osmanlı gerçekten batıda kendi fethettiği ülkelerdeki gençleri devşirerek kendi ülkesine kazandırmış, çok üst seviyelere getirmiştir. Sadece devlet adamı olarak yetiştirmemiş, aynı zamanda sanatkarlar, büyük mimarlar yetiştirmişler bunlar arasında. Osmanlı’nın en büyük sadrazamı olan Sokullu Mehmet Paşa böyle birisi. Bir Sırp kökenli çocuk aslında. Düşünebiliyor musunuz? Tarihte en hain millete ait bir çocuğu Osmanlı’nın en büyük sadrazamı yapabiliyorsunuz. Şimdi kendi çocuklarımızı biz yapamıyoruz. Bu bizden kaynaklanıyor, eğitim sistemindeki yanlışlıktan kaynaklanıyor. Kendi çocuklarımız, bu devlete ihanet ediyor. Öyle bir şey olmuş ki, Sultan Abdulhamid tarihte en çok okul açan, yaklaşık 9000 kadar okul açan bir padişah, bir dahi. Ama onu, onun açtığı okullarda yetişen kişiler devirmişler. Bırakın siz yabancı okulları. Tabii ki yabancı okullar bizim zeki çocuklarımızı almışlar, eğitmişler sonra bizim devletimizin başına vermişler. “Bunlar nereden çıktı? Nasıl bizim inançlarımızla, değerlerimizle kavga etmişler? Tarihimizle bizim bağımızı nasıl kesmişler?” diyoruz. Bunlara biz hayret ediyoruz. Hayret edecek bir şey yok. İşte yerüstü hazinelerinizi onlar kullanıyor. Her ne kadar “biz sömürülmüyoruz” desek de hâlâ o sömürge anlayışından kurtulabilmiş değiliz. Şu anda kendi çocuklarımızı devşirmek zorundayız, maalesef. Bugün bu ülkede hâlâ istediğimiz eğitim sistemine kavuşamadık. Amerika’nın gücü iki şeye dayanır. Birincisi beyin gücü. Bütün dünyanın parlak zekalarını devşiriyor. Osmanlı da bu beyin gücünü kullanıyordu. O Hırvat topçuyu getirdi, Ali Kuşçu’yu Orta Asya’dan getirdi. Bütün sanatçıları, bilim adamlarını İstanbul’da topladı. Siz süper güç olmak istiyorsanız beyinleri elinizde tutacaksınız. Yerüstü hazinelerini değerlendireceksiniz. Onları en iyi şekilde siz yetiştireceksiniz. Beyin göçü tersine olacak. Amerika’nın ikinci gücü nedir? Hollywood. Ben bu iki gücün farkına vardığım için ikisi üzerine de çalışma yapıyorum. Allah’a şükür ikisinde de elimizden geldiğince bir şeyler yapma gayreti içerisindeyiz. Şükür başarılı da oldu.”

“Bir çocuk ne kadar soru soruyorsa o kadar faydalıdır”

-Etrafımızdaki böyle deha çaplı çocukları nasıl fark edebiliriz? Bunun mutlaka belirtileri vardır. Mesela aileler hiperaktif çocuklarına böyle mi yaklaşmalı?

Hiperaktivite ile zekayı bir tutmamak lazım. Bazen yaramazlık sonucu, şımartma sonucu oluşabiliyor. Psikolojik bir problem sonucu da hiperaktivite olabilir. Ama zekadan dolayı, anlaşılamamaktan dolayı da hırçınlaşan çocuklar var. Anlaşılamayınca çevre ile normal irtibat kuramıyorlar. Zeka problemli olarak karşılanıyorlar. Dolayısıyla isyankar olabiliyorlar, hırçınlaşabiliyorlar. Fakat bu çocuklar şöyle anlaşılır. Birincisi, erken okumayı öğrenirler. Çok hareketlidirler. 6 aylıktan başlar, çok ciddi ve cevval bir bakışları vardır. Devamlı sorgularlar, her şeye merakla bakarlar. Aileyi bıktıracak kadar soru sorabilirler ama bıkmamak lazım. Ne kadar soru soruyorsa bir çocuk o kadar faydalıdır. Sormayan çocuktan korkmalıyız. Böyle çocuklar açlık içerisindedirler, erken okurlar, erken yürürler, bunların hepsi olacak diye bir şey yok. Mesela Einstein’ın 5 yaşında konuşmaya başladığı söyleniyor. Bazılarında da böyle ters durumlar olabiliyor. Çok farklı sorular sorarlar, ters köşe yaparlar, aykırı tiplerdir. Adalet peşindedirler, dünyanın derdini üstlenmeye çalışırlar. Niçin savaşlar oluyor, bunun derdine düşerler. Bu çocukların özelliklerini bilmek gerekiyor. Kitaplar vasıtasıyla da öğrenmek lazım. Ben Yeryüzü Hazineleri kitabında özet olarak bahsettim.

Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23