• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Tunus’u daha zor günler bekliyor!

Tunus’ta gerçekleşen darbeyi, darbenin sonuçlarını, Ennahda hareketini, Gannuşi’nin stratejilerini ve Türkiye Tunus ilişkilerini Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal ile konuştuk.

Yeniakit Publisher
2021-08-02 11:09:00 -
Tunus’u daha zor günler bekliyor!

l Tunus, darbeyle birlikte zor bir sürece girdi. Tunus’taki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazen belinizi kırmayan/kıramayan darbeler sizi güçlendirir. Tunus’ta demokrasi mücadelesinin nasıl şekilleneceği esas olarak içerideki aktörlerin tercihi ve gücü ile ilgilidir. Ciddi bir kafa karışıklığı olmakla beraber uzun süre diktatörlükle yönetilmiş ve zarar görmüş Tunus halkı, laik-muhafazakar demeden demokrasisine sahip çıkarsa ülke ve demokrasisi daha da güçlenebilir. Bence mücadele ortada biraz daha darbecilerin lehine görünüyor ama sonucu, mücadelenin ince detayları belirleyecek. Özellikle yolsuzluk soruşturmalarından somut bir şeylerin çıkıp çıkmayacağı, Nahda’nın meydana inip inmeyeceği, inerse meydandaki gücü belirleyici olacaktır. Tabii ki sonucun üzerinde dış müdahale de etkili olacaktır.

l Tunus’ta yaşanan krizin arkasında  Suudi Arabistan ve BAE’nin nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?

Körfez’in medya gücü bir hayli etkin. Medyanın yönlendirilmesinde özelikle BAE’nin çok büyük bir rolü vardır. Çünkü küresel sömürü düzeninin bölgedeki temsilcisi, daha doğrusu taşeronu durumundaki BAE hem demokrasiye karşıdır, hem de İslami partilere ciddi husumet beslemektedir. Arap ülkelerindeki her kriz ve darbede rolü olan bu ülkeler epeydir Tunus demokrasisini hedef almaktaydı. Bu durum hem medya kampanyaları, hem siyasi rüşvetler ile içeriye müdahalelerinde görülmektedir. Ciddi ekonomik darboğaza giren Tunus, ekonomik sorunlarını çözmek için Said’i finansman vaadiyle de etkilemektedirler.

l Tunus’ta demokrasi neden işletilemedi?

Tunus, demokrasiye geçti ama eski Türkiye’deki istikrar üretmeyen ve yönetemeyen bir modele evrilmişti. Seçim barajının olmayışı, ideolojik kamplaşma ve parlamenter sistemle başkanlık sisteminin karma olması, yönetemeyen demokrasi sendromunu karşımıza çıkarmaktadır. Ennahda Parti’nin uzlaşı olsun diye fazla tavizler vermesi de onun gücünü azaltan bir rol oynadı. Ülkenin hacminin küçük olması, onu dış rüzgarlara ve fırtınalara da açık hale getirdi: Batı ve Körfez ülkelerinin siyasi arenaya müdahil olmalarının bir engeli yoktu. Zaten ciddi ekonomik sorun yaşayan Tunus’ta Korona şartlarının ülke turizmini ciddi şekilde vurması ve salgının azlatılamaması, popülist başkan Said’i, suçu, Kabine ve Ennahda’ya yüklemeye itti. Bir programı, kadrosu ve stratejisi olmadığı için de çözümü daha önce ona destek veren koalisyon partilerini tasfiye etme yolunu tercih etti. Bu da dış yönlendirmelerden doğduğu anlaşılmaktadır.

l Nahda’nın Tunus siyasetindeki yeri ve önemi hakkında ne söylersiniz?

Ennahda, İslami bakış açısını İslam din ve siyasettir diye inanan İhvan-ı Müslimin’in Tunus’taki yansımasıdır. Hareketin başkanı Raşid Gannuşi’nin diğerlerinden farklı olarak daha dünyaya açık ve liberal yaklaşımı bilinmektedir. Her ne kadar devlet işleyiş ve anlayışı olarak orta çizgide durup liberal düşünceye sahip olsalar da, almış oldukları Siyasal İslam etiketinden dolayı oldukça katı bir laik kesime sahip olan toplumda bir hayli düşmanı da vardır. Tunus’un Habib Burgiba ile gelen katı laiklik anlayışı bizdekine benzer ve Arap ülkelerinde başka örneği yoktur. Bazı ekonomik ve siyasi olarak güçlü olan ve dışarıyla da bağlantılı bu kesimler, laiklik için demokrasiden vazgeçebilecek durumdadır.

l Tunus’ta İslami hareket tasfiye mi edilmek isteniyor? Gannuşi nasıl bir strateji izleyecek?

Tunus’ta katı laiklik anlayışı pekişmiş de olsa güçlü bir İslami eğilim vardır. Bunlar arasındaki ideolojik tansiyonun düşmesi de kolay değildir. Çünkü ülkede Fransa’nın nüfuzu halen devam etmektedir. Ülkede şeffaf bir şekilde siyasi süreç işleyişi ve düzeni oturmadığı sürece İslami hareketler siyasi arenada pek etkin olacağı gibi gözükmüyor ve hedefe konmuş durumdalar. Gannuşi, Nahda’nın tek başına yeterince güçlü olmadığını biliyor ve kıyasıya bir mücadeleden kaçınmayı tercih ederek Erbakan Hoca gibi çekilip safları güçlendirmek isteyebilir. Ama bu durum oldukça risklidir ve hareketi yok etmek için güçlü şekilde üzerine gelebilirler. Diğer bir alternatif ise toplumda ve siyaset sahnesinde müttefikler bularak direnmek ve beklemektir. Kays Said’in Nahda’yı etkisiz hale getirse bile ülke sorunların çözecek planı, vizyonu ve kadrosu yoktur. Verilen dış destek de Nahda’yı ve demokrasiyi tasfiye etmek üzeredir, ülkenin kronik sorunlarını çözmesine destek vermezler. Verdikleri yardım sözlerini tutmadıklarını da daha önce görülmüştür.

l Türkiye, Tunus’ta Ennahda’yı destekliyor diye eleştiriliyor. İki ülke arasında ilişkilerin gelecekte nasıl seyredeceğini düşünüyorsunuz?

Türkiye, kendisi için istediğini komşuları için de istemektedir: Demokrasi, kalkınma, huzur, istikrar, bağımsızlık ve iyi komşuluk ilişkileri. Tunus içinde Türkiye’yi sadece Ennahda’yı destekliyor diye eleştiriler var ve bu doğru değil. Türkiye aslında tüm Tunus ile iyi ilişkiler istiyor, daha önceki başkanlar da laikti ve Türkiye onlarla iyi ilişkiler kurmuştu. Önemli olan Tunus halkının kararı ve ülkeyi kimin yöneteceğine halk karar versin istiyoruz, darbeci istemiyoruz. Çünkü onlar ülke halkına değil, büyük ülkelerin çıkarlarına hizmet ediyor. Darbe olursa Türkiye ile ilişkiler zayıflar çünkü darbe yaptıranlar zaten Türkiye modeline de karşılar ve benzer operasyonları bizde de kaç kez denediler. Ama her halükarda iki kardeş ülkenin ilişkilerinin kesilmeyeceği bayraklarındaki ortak temadan anlaşılabilir.

l Gannuşi entelektüel bir siyasetçi olarak Tunus siyasetine hangi açılımları kazandırdı?

Gannuşi, Siyasal İslam anlayışını liberal ve özgürlükçü bir anlayışla mezc etti. Uzun süre İngiltere’de sürgün yaşaması, İslam ile demokrasinin barışabileceği kanaatini benimsedi. Mısır’dan farklı olarak Tunus’ta hızlı gitmek isteyen ideolojik kanata fren yaparak ülkenin bugüne kadar demokratik süreci devam ettirmesinde ciddi rolü olmuştur. İçeride farklı toplumsal kesimlerle diyalog içinde olduğu kadar, dışarıda da ülke ilişkilerini dengeli bir konuma oturtmaya çalışmıştır. Çünkü hacmi ve zayıf ekonomik yapısının, Tunus’u dış etkilere açık hale getirdiğini iyi bilmektedir.

l Gannuşi’nin açılım modelleri bu darbeyle boşa mı çıktı?

Hayır, henüz çıkmadı çünkü darbeye tek başına Ennahda direnemez. Son parlamento seçimlerinde aldığı toplum desteği yüzde 18 civarındadır. Müdahaleyi darbe olarak nitelendirerek hem içerideki hem de dışarıdaki güçlerin dikkatini çekmeyi başarmıştır. Durumun tırmanmasına karşı kendi taraftarlarını alana protestolara çağırıp gerektiğinde ciddi direniş göstereceğini anlatmıştır. Ama gösteriler de darbecilerin gözünü korkutacak düzeyde olmamıştır. 15 Temmuz’daki gibi ilk dakikalarda bu direnişi göstermesi gerekirdi, geçen süre darbecilerin elini kolaylaştırmaktadır.

l Nahda hareketi, darbeyi kriz olarak yorumluyor. Nahda mevcut krizin çözülmesi için nasıl bir yöntem uyguluyor?

Ennahda bu olayı bir darbe olarak görmekte ve bir kriz olarak ele almaktadır. İçirede mücadele yaptığı kadar dış dünyanın da desteğini almaya çalışmaktadır. İçeride laik olsun, muhafazakar olsun toplum kesimlerine yapılanın darbe ve diktatörlüğe doğru gidiş olduğunu anlatmaktadır. Diğer yandan, bir yandan krize ulusal uzlaşı yoluyla çözüm bulunması gereğini vurgulayarak krizi tırmandırmadan suhuletle çözülmesini ummaktadır. Ancak  üzerine çok gelinmesi halinde de sokağa inip sistemi tıkayarak hakkını savunacağını ifade etmektedir. Dış müdahalelere açık, parçalı ve çift başlı siyasal yapısı, şiddetli ideolojik kamplaşma ve kronik ekonomik sorunlarla boğuşan ülkenin bu darboğazı atlaması kolay değildir. Darbeciler, ancak darbe yaparken destek verirler ve amaçları ülkenin zaten zayıf kalmasıdır ama seçilmiş ve toplumun sorumluluk yüklediği Kays Said’den beklenti bütün bu sorunları çözmesidir ve onun bu konuda bir stratejisi olmadığı görülmektedir. Diğer bir ifade ile, darbe başarılı olsun veya olmasın Tunus’u daha zor günler bekliyor.

l Cumhurbaşkanı ve laikler tarafından Nahda, günah keçisi olarak mı gösterilmek isteniyor?

Başkan Said ve onun içerideki ve dışarıdaki destekçileri ülkedeki kronik ekonomik sorunları için Ennahda’yı hedef gösterip günah keçisi olarak gösterip tasfiye etmeye çalışmaktadırlar. Başkan Said’in yaptığı tasarruflar biraz 28 Şubat’taki gibi hukuki sistem içinde kalarak tasfiye ve formatlama operasyonun devam edeceğini gösteriyor. Diğer açıdan, yolsuzluk ön plana çıkarılarak bunu yapmaya çalıştıkları için bizdeki 17-25 Aralık Sürecini andırmaktadır. Demokrasi için bedel ödemiş ve sembolleşmiş Tunus halkının vermiş oldukları demokrasi mücadelesine ne kadar sahip çıkacağı ve dışarıdan müdahalelerin seviyesi ve yönü belirleyici olacaktır. 

l Bütün bu yaşanılanlardan sonra Arap Baharı hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Arap Baharı bir demokrasi ve özgürlük mücadelesidir. 100 küsür yıldır parçalanıp sömürülen Arap ülkelerinde demokrasiye izin verilmediği Batı ülkeleri istedikleri gibi at koşturabilmektedir. Tunus örneğinde de Fransa’dan bahsetmek gerekir. Ülkenin demokratikleşmesi, Türkiye’de gördüğümüz gibi kalkınması ve dolayısıyla daha güçlü ve bağımsız hale geleceği için bu istenmemektedir. Arap Baharı’na komplo diyenlere ben inanmıyorum, esas komplo Arap Baharı’na karşı yapılmıştır, çünkü büyük güçlerin ve bölgesel işbirlikçilerinin eskiye döndürme çabaları çok açıktır.

l Mısır ve Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerindeki gelişmeler, Tunus’u ve bu ülkedeki İslami hareketi nasıl etkilemektedir?

Arap ülkeleri arasında bizim fark etmediğimiz dil ve kültür birliği vardır ve siyasi olaylara tepkiler birbirine benzer. Dolayısıyla Mısır gibi merkezi ülkedeki hareketler ve siyasi akımlar civar ülkelerde emsal olarak görülmektedir; onların hataları ve başarıları dikkatli bir şekilde okunup dikkate alınmalıdır. Mısır ve Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerinde İslami hareketler, bu post-modern darbe sonrası artık daha çok mevzuata ve yasalara göre oyunlarını kurmaya yöneleceklerdir. Mısır’daki darbe demokratik hareketlerin üzerinde ciddi olumsuz etkiye yol açmıştır. Zira Tunus’ta Ennaahda, demokrasinin işlemesi için her türlü taviz ve fedakarlığı vermesine rağmen darbe ile sonuçlanırsa da demokrasiye inanç konusunda ciddi bir darbe olacaktır. Daha radikal anlayışların benimsenmesine yol açabilir. Daha düşük bir ihtimal İslami hareketler özelikle iç ve dış dinamiklerin değiştiği Kuzey Afrika’da daha liberal bir çerçeveye yönelebilirler.

l Yapılanı, Tunus Anayasası’nın 80. maddesine dayandıran Cumhurbaşkanı Said, olası protestoların önünü almak için de tehditkâr ifadeler kullandı. Sokağa çıkıp, silaha başvuracak olanlara seslenen Said, “Kim silaha başvurur ve kurşun sıkarsa, silahlı kuvvetler kurşuna kurşun ile karşılık verecektir” dedi. Efendim nedir bu 80. Madde?

Tunus 2014 Anayasa’sının 80. Maddesine göre acil bir durumda bütün yetkilerin Cumhurbaşkanlığı makamına toplanmasından bahsediyor. Anayasa metninin Arapça orijinalinde diyor ki: “Cumhurbaşkanı, ülkenin varlığını, güvenlik ve bağımsızlığını tehdit eden, devletin çarklarının normal işleyişini imkânsız kılan acil bir tehdit karşısında, Hükümet Başkanı ve Temsilciler Meclisi Başkanı ile danışarak olağanüstü hal ilanı için gerekli tedbirleri alır ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın bilgilendirerek bu tedbirleri halka açıklama ile duyurulur”. Başkan Said 80. maddede verilen yetkiyi aşmıştır. Ne acil bir tehdit vardır, ne de meclis ve hükümet başkanıyla danışmıştır, hatta onların yetkilerine tecavüz ederek bir tür hukuk darbesi yapmıştır. Bu kararı parlamentoya onaylatması gerekirken, o parlamentoyu askıya almayı tercih etmiştir.
Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

AHMET E

Eyyyy OSMANLININ TEBASI TUNUS BAYRAĞIN BİLE BAYRAĞIMIZA NE KADAR BENZIYOR.OSMANLIDAN KOPTUN FİLİSTİN SENDE KOPTUN .İŞTE ŞİMDİ NE DURUMDASINIZ.BEN BUNA ÇOK ÜZÜLÜYORUM.TÜRK BEKLENENDİR!!!!!!
  • Yanıtla

Ismail

İnsanlar nekadar hain olabiliyor kendi halkına kendi ülkesine üstelik birde cumhurbaşkanı yani yönetimin başı her şey elinin altındayken bu darbe neyin nesi bu satılmışlığın diktatörlüğün hainligin bir emaresidir bu diktatörun karşısında tunus halkı demokrasiyi belirleyecektir dik durarak zaten bu diktatörler korkaktır haindirler milletine kurşun bile sıktıra bilirler anacına ulaşamassa bizde hainlerin yabdığı gibi eğer biri memleketine halkına düsmanlık darbe yapıyorsa satılmıştır başkalarının oyuncagıdır tunusun darbecisıde diktatörüde başkalarının oyuncağı olmuştur.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23