Topuksuz İzzet’in Tarlabaşı’nda kabadayıya attığı fırça yıllar sonra yeniden gündemde! "Ben İzmir’i susta durduran Kayseriliyim!"
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Anadolu Grubu’nun kurucusu merhum İzzet Özilhan’ın gençlik yıllarında Beyoğlu Tarlabaşı’nda işlettiği bakkalda yaşadığı film gibi olay yeniden hafızalarda tazelendi.
Ticaret hayatının başında "Topuksuz İzzet" lakabıyla anılan Özilhan’ın, semtin namlı kabadayılarından Kürt Hüseyin Ağa’ya ve adamlarına karşı sergilediği cesur tavır, onun kararlılığını ve bükülmez karakterini bir kez daha ortaya koydu. Dükkanında bedava mal almak isteyen külhanbeyine pabuç bırakmayan merhum iş adamının bu duruşu büyük takdir topladı.
Araştırmacı yazar Ali Peker’in “Bir Hayat Hikayesi” kaynağından aktardığı anıya göre İzzet Özilhan, henüz iş hayatının ilk dönemlerinde Beyoğlu Tarlabaşı’nda, Balyoz Sokağı’nın başında küçük bir bakkal dükkanı işletiyordu.
Özilhan, o günleri şu sözlerle anlatıyordu:
“Beyoğlu Tarlabaşı’nda, Balyoz Sokağı’nın başında bir bakkal dükkanı, dükkanda her şey satıyorum. Kuş sütü dahil her şey var o ufacık dükkanda. Müşteri edinmek için başka çare yoktu. Gündüz bakkal, akşam büfe yirmi dört saat açık. Burası Beyoğlu, Tarlabaşı; beklenmedik insanlar, beklenmedik olaylar olur önünüze dikilir, yolunuzu keser. Birden hayatın ne kadar zor, ne kadar çekilmez olduğunun farkına varırsınız.”
Yüklü alışveriş yaptı, hesabı başkasına bırakmak istedi
Bir gün dükkana gelen bir kişi, çok sayıda yiyecek, içecek ve çeşitli ürün aldı. Hesap çıkarılırken müşteri, alışveriş bedelini kendisinin ödemeyeceğini söyledi.
Özilhan o anı şöyle aktardı: “Günlerden bir gün dükkânıma birisi geldi. Yığınla öteberi, şu, bu, yiyecek, şişe şişe içki aldı. Bir hesap yaptım, epey bir para. Yüklüce de. Ben hesapla uğraşırken adam bana:
‘Sen hesabı güzel yap, bunların topu Hüseyin Ağa’nındır. Unutma Kürt Hüseyin Ağa’nın yani, tamam mı? Kendi gelir bir gün hesabını öder sana. Hadi bana eyvallah aslanım’ dedi.”
Özilhan bu teklifi kabul etmedi. “Gidecekken durdurdum. Olmaz öyle şey. Para peşin kırmızı meşin burada. Ne tuttuysa ödersin tıkır tıkır, alır gidersin’ dedim.”
‘Sen Hüseyin Ağa’ya böyle davranamazsın’
Müşteri, Özilhan’ın cevabı üzerine kendisini uyardı.
“Adam beni bir süzüş süzdü, o kadar olur. ‘Sen Hüseyin Ağa’ya böyle davranamazsın. Ayrıca kimdir o Hüseyin Ağa biliyor musun?’ diye ekledi.
‘Kimse kim’ dedim. ‘Bu dükkanda alışverişin yolu böyle. Yani para peşin kırmızı meşin.’
Adam başka söz söylemeden bana, çekip gitti.”
Müşterinin dükkandan ayrılmasının ardından Özilhan’ın aklında tek bir soru vardı: “O gittikten sonra benim içime bir kurt düştü. Öyle ya kimdi bakalım bu Kürt Hüseyin Ağa?”
Hüseyin Ağa iki adamıyla dükkana geldi
Aradan bir süre geçti. Bir gün dükkanın kapısından içeri paltosunu omzuna atmış bir adam girdi. Yanında iki kişi daha vardı.
Özilhan, karşılaşmayı şöyle anlattı: “Günlerden bir gündü, baktım dükkandan içeri biri giriyor. Paltosunu giymemiş de omzuna eğretice atmış, vücudu yana eğik, tam külhan beyi tavırlı. Anladım, Kürt Hüseyin Ağa ziyaretimize gelmişti.
Heyecanlanmadım desem, yalan olur. Fakat içimde korkunun zerresi yoktu. Ne yapıp edeceğime çoktan karar vermiştim, hazırlıklıydım ve böyle bir anı bekliyordum. O tezgah önünde, ben arkasındaydım. Karşılıklı durmuş, bakışıyorduk. Onu bilmem, ama ben tetikteydim.”
‘Parasını vermedi, ben de vermedim’
Hüseyin Ağa, dükkana gönderdiği kişiye neden ürün verilmediğini sordu.
“‘Buradan öteberi alınsın diye birini göndermiştim, birileri olmaz, vermem demiş. Kim o bakayım?’ diye sordu yüzüme karşı.
O heyecanla görmemiştim. Kürt Hüseyin Ağa yalnız değilmiş, arkasında da iki muhafızı dikilmiş, gözlerinden ateş saçarak bana bakıyordu.
‘Bizden kapik işlemez, sen bunu bilmiyor musun, sana öğretmediler mi?’ dedi.
Bunları derken iyice sokulmuş, burun buruna gelmiştik nerdeyse. Pastırma bıçağını kavrayıp elimde yükselttim havaya doğru.
‘Parasını vermedi, ben de vermedim.’
“Ben İzmir’i susta durduran Kayserili Topuksuz İzzet’im”
İki taraf arasında gerilim yükselirken, Özilhan kendisini şu sözlerle tanıttı:
“Bakıştık. İkimiz de sesli sesli soluyorduk. ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diye sordum.
Kimsin ki gibilerden baktı.
‘Ben İzmir’i susta durduran Kayserili Topuksuz İzzet’im. Namım, Topuksuzdur. Sen bunu bilmezsin, bana adam gönderirsin. Senin de dükkânın varsa, ben de sana adamımı göndereyim.
Topuksuz İzzet, Kayserili. Namımız İzmirlerde söylenir. Yedi metreden burun düşürürüm.’”
‘İstiyorsan hemen şimdi ve burada’
Özilhan’ın sözlerinin ardından Hüseyin Ağa’nın geri çekildiği ve paltosunu düzeltti.
“Beriki hafifçe geri çekildi. Omzuna attığı paltosunu çekiştirerek düzeltti.
‘Öyle mi imanım’ dedi. ‘Kozumuzu paylaşırız seninle.’
‘Paylaşırız’ dedim. ‘İstiyorsan hemen şimdi ve burada.’
Yine bakıştık, yine birbirimizin gözlerinin içine ta içlerindeki derinliklere baktık.
Başka bir söz etmedi bana, döndü ve çıktı. Adamları da ardı sıra onu izledi.