Tevhıdsiz adalet olmaz
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Tevhıdsiz adalet olmaz' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Önce adalet, sonra tevhid diyenler de son zamanlarda özellikle işte bu çağdaş sözde modernist dünyada ahlaki zayıflıktan, imani zayıflıktan, aklı zayıflıktan, vicdani zayıflıktan, beşeriyetin, insanlığın zayıflığından maalesef arttı.
Biraz da eziklikten, imani özgüven olmayışından mıdır, maalesef insanlar önce adalet veya adalet devleti yani tevhid daha sonra demeye getiriyorlar.
Yani önce adalet, beşeri planda veya devlet planında, adil devlet öncelikle deniyor. Halbuki önce tevhid. Tevhidsiz adalet olmaz.
Tevhidsiz adalet olmaz. Evet beşeri plandaki adaletsizlikler kötüdür. Adalet, adil davranmak iyidir. Yani kötülük işleyen akraban da olsa ona adil davranacaksın. İltimas geçmeyeceksin, torpil yok.
Veya efendim hak sahibi düşmanın da olsa ona haksızlık etmeyeceksin. Hatta ayeti kerimede birilerine düşmanlığınız size adaletsizliğe sevketmesin. Adaletten şaşmayın.
En yüce adalet tevhiddir. Yani Allah'ın ilahlığına saygılı, Allah'a adil olmak. Allah'ın ilahlığı noktasında Allah'a bu hakkını vermek. Orada adil olmak. Orada adil olursan o yüce adalettir. Beşeri plandaki yüce adaletler noktasında da daha iyi olursun. Sen yüce adaleti gerçekleştirirsen yani Allah'a karşı, onun rablığına, ilahlığına karşı adil davranır, onun ilahlığına doğru, adil şahitlik yaparsan, Allah'tan başka ilah yok dersen, bu adil şahitlik, Allah'a karşı adalet, beşeri planda da adil olmanı getirir. Büyük oranda. Evet, beşeri plandaki adalet de ilahi planda da adil davranmana sevkedebilir. Ama o kadar değil. İlahi plandaki adalet, beşeri plandaki adalete daha güçlü, kat ve kat daha fazla serkeder. Ama beşeri planda insanlar arasında adalet o kadar değil.
Ama öyle değil mi? Çoğu insan bakıyorsun ki ben işte hak hukuk yememişim. Adil davranırım. Bitti her şey o zaman, her şey bitti mi. Allah'a karşı adalet n'olacak? Dünyaya geliş sebebimiz bile olan nedir? Allah'a doğru şahitlik etmek, onun ilahlığına. Her taraf delil kaynıyor. Her taraf gözümüze, kulağımıza haykırıyor Allah'tan başka ilah yok diye.
Ama sen bu doğru şahitliği yapmıyorsun. Hatta yalan şahitlik yapıyor çoğu. Sözde adilim diyor.
İnsanlar arasındaki ibtidai adalet. O da kendine, egoistçe, kendine adalet olur mu? Yani insanlar arasında insan soyuna karşı adalet. O da ne kadarsa. Ya yaratıcıya karşı adalet. Yaratıcıya karşı adaletsizsen, beşeri plandaki adaletliliğin seni kurtarmaz. O en büyük adaletsizlik.
Beşeri planda doğrucuysan bile, ilahi planda yalancıysan, yalan şahitlik yapıyorsan veya doğru şahitlikten kaçıyorsan kusura bakma. O beşeri plandaki adaletin seni kurtarmaz. Çünkü ilahi plandaki o yüce adalete karşı tutumun, adaletsizliğin seni mahveder. Korkunç bu. Aslında Allah'a karşı adil olmayan, beşeri planda hiç adil olmaz. Kolay değil öyle. İstisnadır, çok az veya yalan. Ama Allah katında adil olan, ona karşı adil olan beşeri planda da büyük oranda adil olur. Ve ilahi planda adaletsiz olan, beşeri planda da büyük oranda adaletsiz olur.
Tabii ki beşeri plandaki adalet de ilahi plandaki adalete sevk eder ama daha düşük oranda. Ve beşeri plandaki adaletsizlik de ilahi planda da adaletsizliğe sevk eder. Ama o da yine düşük oranda. Yani hem birbirlerine sebep olmaları açısından baktığımız zaman, hem de alt alta koy, üst üste koy matematiksel bir hesap yaptığın zaman, kim kazanır, kim kaybeder? Bizim derdimiz kazanmak, kaybetmek değil ki. Kazanmak için geldik. Niye kaybedelim? Yazık değil mi?
Kazanmak istiyorsak, önce yüce adaleti gerçekleştirelim. Yüce hakkaniyeti gerçekleştirelim. Rabbimize karşı adil olalım. Yani O'nun hükümet etme sistemi, O'nun şeriat yapma hakkı, yasama hakkı, yasa yapıcı kim? Allah. O'nu bırakıp başkasına niye o yetkiyi veriyorsun? Vali kim? Allah. Yetkili kim? Allah. Yaratan kim? Allah. Amir kim? Yaratan kimse amir de odur. Allah yaratsın, kul mu yönetsin? Böyle diyorsan en büyük adaletsizliği yapıyorsun. En büyük yetki gaspı yapıyorsun.
En büyük ehliyetsizlik yapıyorsun. Ehil olmayana bu işi teslim ediyorsun. Allah hakim.Hakimlik noktasında da hak yasa Onunki. Neden cahili mahkemelere gidersin? İlahi mahkeme, Allah'ın hükmü dururken cahiliye hükmünü mü istersiniz? Bu ne büyük cehalet.
Bundan daha büyük adaletsizlik mi olur? Yani bir defa baştan kaybediyorsun. Yani tercihinle kaybediyorsun. Sen adaletsizliği, cahiliyeyi tercih ediyorsun. Cahiliye hükmünü tercih etmek demek, adaletsizliği tercih etmek demektir. Allah'ın mahkemeleri dururken, meşru mahkemeler dururken, eşkıya devletlerin veya eşkıya örgütlerin kurduğu mahkemeleri yetkilendirerek en büyük adaletsizliği yapmış olursun. Veya Allah'ın ilahi hükümet etme sistemi dururken, beşeri hükümet etme sistemleriyle Allah'ın hükmünde, Allah'ın mülkünde bu yetki gaspına ne hakkın var? Bundan daha büyük adaletsizlik var mı?
Onun için Rabbimiz buyurur ki, fitne öldürmeden daha büyüktür. Fitne öldürmeden daha şiddetlidir.
Öldürme demek, bir insana karşı, bir beşere karşı işleyebileceğin en büyük kötülük. En büyük adaletsizlik onu öldürmektir, canına kıymak. Var mı daha ötesi? Tabii ki hırsızlık, ona karşı yalancılık, emanetine ihanet, bir sürü söyleyebilirsin veya fuhşiyat vs. Ama en büyük kötülük, en büyük adaletsizlik karşıdakinin canına kıymaktır.
Peki Allah ne buyuruyor? Ondan daha şiddetli ve ondan daha büyük olan fitnedir. Fitne nedir? Allah'ın düzenini, Allah'ın dinini ifsat etmek, bozmak, yeryüzünde beşeri, batıl, eşkıya örgütlerin ve eşkıya devletlerin yetkilerini, hükümet etmelerini, yasa yapıcı olmalarını, velayetlerini tesis etmek, yani bir eşkıyalık, terör estirmek, fitne, fesat, ifsat.
Dolayısıyla şu anda birçok cahili yönetimler, cahili velayet, valilik veya dini planda velilik, Allah'tan alınıp haşa, Allah'ın kullarına vermekle en büyük ehliyetsizlik. İşi ehlinden alıp başkasına veriyorsun, ehil olmayana. Asla ehil olamayacak olana. Yaratıcı dururken, yaratan kimse yöneten de ehil olan da odur. Hak sahibi de odur. Allah'ın hakkıdır, sadece onun hakkıdır bu. Sen ondan alıyorsun, parçalıyorsun Allah'ın yegane yasama, yürütme, yargı yetkilerini, parçalayıp bölüp dağıtıyorsun.
İtlere, çakallara dağıtıyorsun, parçalayıp dağıtıyorsun. En büyük adaletsizlik bu. O zaman senin beşeri adaletin bir timsah gözyaşı.
Günah çıkarma, riya, gösteriş.
En büyük adaletsizliği yapıyor, beriye geliyor, önce adil devlet, önce adalet, beşeri planda adalet, hak hukuk. Ya bu nedir? Timsah gözyaşı. Aslında malı götürmüş, günah çıkarmaya çalışıyor veya gösteriş yapıyor, riya. Riya, gösteriş. Ya sen ahlaksızlığın, adaletsizliğin dibine vurmüşsun, daniskasını yapmışsın. Allah'a karşı en büyük cürümü hukuksuzluğu işlemişsin. Bu zaten insanlığa karşı, hakikate karşı da en büyük cürümdür.
Oradan adalet çıkmaz, tevhidsiz adalet olmaz. Bırakın onu, o hikayeleri. Bu şeytani bir tuzaktır.
Bunu dillendirenler şeytan uşağıdır. Bu benzeri yaklaşımda olanlar, modernist ilahiyatçılar, çağdaş sözde çevreler, maalesef şeytanın bu tuzağına düşmüşler. Şeytanın adamları, şeytanın yetkilendirdiği distribütör olarak, şubeler, şeytanın şubeleri olarak insanlığı ipva ediyorlar. Allah'a karşı, adalete karşı insanları ifsad ediyorlar. Bundan daha büyük adaletsizlik olur mu? Yok öyle bir şey.
İşte önce adalet, önce ahlak diye diye tevhid gitti, ne ahlak kaldı ne adalet. Çünkü tevhid gidince en büyük adaletsizlik o, sonrası zincirleme, balık baştan kokar. Sen baştan en büyük adaletsizliği, fitneyi, şeriatsızlığı, islamsızlığı, tevhidsizliği yapmışsın, oradan daha sonra artık Tevbe dışı temizleyemezsin. O balçığa bulanmış insanlığı orada temizleyemezsin. İnsanlığı hiçbir şey kurtarmaz. İslam olmadan, tevhid olmadan iyi insan olunmaz. Yani öbürleri kurtarmaz.
Bu kadar adaletsizlik, islamsızlık iyi insan olmayı bozar. İnsanı bozar. O işte timsah gözyaşı gibi veya günah çıkarır gibi veya riya gösteriş türünden şeyler. Belki bunun bile farkında değil. Aslında vakıanın karşılığı bu. Ona şeytan zokayı yutturmuş veya insi şeytanlar birilerine zokayı yutturmuş. O zokayı yutanlar bu tür şeylerle teselli buluyorlar. Farkında bile değil birçoğu. Bunun bir timsah gözyaşı olduğunun, efendim günah çıkarmak olduğunun, riya gösteriş olduğunun farkında bile değil ama maal esef karşılığı bu. Öyle mi?
En büyük adaletsizliği işleyeceksin. En korkunç adaletsizliği işleyeceksin. Beşerin hakkına da hukukuna da tecavüz edecek olan o büyük şemsiye adaletsizliği işleyeceksin. Sonra beşeri planda kendi mahallende, kendi çöplüğünde, kendi ayyaş arkadaş ortamında birbirinizi övüp duracaksınız. Yok öyle bir şey. Bu maalesef kimseyi kurtarmaz. Böyle bir kurtuluş yok. Bakın kul hakkı kul hakkı deyip dururlar. Adam niye kul hakkı deyip duruyor? Niye? Çünkü kendisi kul ya. Önce kendisi, egoist yani. Önce kendi hakkını kurtaracak. İyi de sana o hakkı veren de Allah. Allah'ın hukukuna riayet etmezsen, Allah'ın ilahlık yetkisini, Rablık yetkisini gasp edersen, orada adaletsizlik edersen nasıl olcak? Allah onu affetmeyeceğini buyuruyor. Ama kul hakkı, kul noktasındaki adaletsizliğe düşersen tabii ki düşme. Orada da düşme. Dört dörtlük ol. Bunu meşru yapan yok kendisinde. Bundan yanlış anlaşılmasın yani. Orayı eksilt diyen yok. Ama insanoğlu bu. Dört dörtlük olmayabilir. O zaman hiç olmasa sigorta gibi, daha az zayiat. Zayiatın neresinden dönersen kardır. Yani büyük adaletsizlikten kurtul. Büyük adaleti icra et. Allah'ın ilahlığına şahitliğini yap. Onun yetkilerini teslim et. Beşeri planda kul hakkı mı işledin. Allah bana şirk koşmazsanız, benim hakkıma saygı duyarsanız elbette kul hakkını Allah yok saymaz. Ama onu kapatır. Kuluna verir hakkını, kapatır olayı, öyle mi? Fazlasıyla da verebilir. Seni kurtarır.
Ama o büyük adaletsizlik tevhidsizlik yaptıysan. Geçmiş ola. Geçmiş ola bunun tek yetkilisi Allah'tır.
Ve o da affetmeyeceğini söylüyor. Allah da yalan söylemez. Allah söylediyse doğrudur. Sadakallah ul azim. Allah doğru söyledi doğru söyler. Haşa başkası düşünülemez.
Öyleyse ey aziz kardeşim aklını başına al. Yani önce adaletmiş. Önce ahlakmış. Ahlakın yücesi iman. Adaletin yücesi tevhid. Allah'ın hukukuna saygı duymak. Şeytani tuzaklara bu yemlere gelme.