• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Terör meselesi bitsin

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Terör meselesi bitsin

Akit’e açıklamada bulunan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Şahzade Demir, “Bizim olmazsa olmaz söylemimiz şu: Bu mesele bitsin. Türkiye bu terör belasından kurtulsun” dedi.

“Terörsüz Türkiye” sürecini yasal zemine oturtacak çerçeve kanun teklifi, Temmuz 2026 sonuna kadar TBMM Genel Kurulu’na sunulmak üzere son aşamaya gelirken, iktidar ve muhalefet cenahında hareketlilik sürüyor. Konuya ilişkin Akit’e açıklamada bulunan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, “Tartışmalar ya da görüşmeler uzun sürdü. Daha önce meclise gelmesi bekleniyordu ama gecikti. Daha önce “Meclis kapanmadan yasalaşmasını sağlayacağız” dediler. Şu anda bu biraz zor gibi görünüyor. Ama neticede gelecek. Tatilden sonra da olsa gelecek. Bizim olmazsa olmaz söylemimiz, düşüncemiz, çağrımız şu: Bu mesele bitsin. Türkiye bu terör belasından kurtulsun” dedi.


 

HÜDA PAR’ın, çifte vatandaş siyonist Yahudilere yönelik TBMM’ye sunduğu yasa teklifinin AK Parti başta olmak üzere 8 partinin desteğini aldığı halde hâlâ Genel Kurul’a gelmediğini hatırlatan Demir, “Bu yasayla, siyonist Yahudilerin oraya gidip soykırıma katılıp bir daha geri gelip aramızda dolaşmalarına engel olmuş oluruz. Bu kadar da bizim devletimizden, hükümetimizden isteme hakkımız var. Kardeşlik hukuku adına bizim Gazzeli kardeşlerimize bu iyiliği yapmamız lazım. Çünkü onlar zamanında bize çok katkı yaptılar. Çanakkale’de bizimle beraber savaştılar, şehit oldular. Hem inançsal bir sorumluluk olarak, hem vefa hakkı olarak, hem insani bir sorumluluk olarak bize göre bu yasa teklifinin bir an önce Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp kanunlaşması lazım” ifadelerini kullandı.


 

“3-5 AY İÇERİSİNDE BİTMESİNDE FAYDA VAR”

Sayın Demir, Terörsüz Türkiye sürecine yönelik kurulan komisyon çalışmalarını tamamladı. Sırada yasanın çıkarılması var. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Terörsüz Türkiye komisyon raporunun yasalaşması için hazırlık var. Terörsüz Türkiye sürecine, biliyorsunuz biz ilk günden beri destek verdik. Genel Başkanımız komisyonundaydı. Kendimize göre bazı eksik gördüğümüz hususlarına rağmen terörsüz bir dönemin başlaması, istikrarın sağlanması, PKK’nın tasfiyesi, silahlı unsurların topluma kazandırılması gibi bir süreç işletilecek ama bu yasanın çerçevesinin ne olacağıyla alakalı henüz tartışmalar devam ediyor. Konu konuşuluyor, masada, müzakereler devam ediyor ve hem DEM Parti, hem AK Parti tarafından ihtilaflar olduğu düşünülüyor. Hükümetin ve devlet organlarının da henüz tam olarak bir çerçeve üzerinde konsensus sağladığı çok söylenemiyor. Tartışmalar ya da görüşmeler uzun sürdü. Daha önce meclise gelmesi bekleniyordu ama gecikti. Daha önce “Meclis kapanmadan yasalaşmasını sağlayacağız” dediler. Şu anda bu biraz zor gibi görünüyor. Ama neticede gelecek. Tatilden sonra da olsa gelecek. Bizim olmazsa olmaz söylemimiz, düşüncemiz, çağrımız şu: Bu mesele bitsin. Türkiye bu terör belasından kurtulsun. Elbette ki kamu vicdanı önemli. Toplumun hepsinin altına imza atacağı kabul edeceği bir formülün bulunması çok önemli. Cezasızlık görüntüsünün oluşması da kötü. Fakat neticede bu konu konuşulup tartışılacak bir konu. Sonuç itibariyle bu meselenin bitmesi lazım. Devletin de, hükümetin de bazı olmazsa olmaz diyebileceğimiz kırmızı çizgileri de biraz yumuşatıp toplumun geleceği, kardeşliğin inşası adına bu formülün tutması ve bu meselenin bitmesi gerekiyor. PKK’nın da söz verdikleri gibi, kendimizi tasfiye ettik dedikleri gibi bunu gerçekten tasfiye etmeleri, Kandil’i boşaltmaları, kadrolarını dağıtmaları gerekir. Bu meselenin bitmesi önemli. Tartışmalar yapılsın, görüşmeler yapılsın. Herkesin altına elimizi atacağı bir çerçeve çıksın. Ama bu iş bitsin. Şimdi bu öyle kolay bir şey değil. 40-50 yıllık bir mesele hemen bir ayda bitsin demek de doğru değil. O da o kadar basit değil ama. Neticede tatilden önce veya sonra 3-5 ay içerisinde bu meselenin bitmesinde genel bir fayda, bir çıkar vardır. Toplumun geleceği, memleketin geleceği adına lazımdır. Bu meselenin başladığı günden şimdiye kadar ciddi bir mesafe alındı. Bana göre bu çok ciddi bir başarı. Meclisteki komisyon uzun bir süre çalıştı. Güzel bir rapor ortaya çıkardı. Rapora bizim elbette ihtirazlarımız, eksik gördüğümüz yönleri var. Onları da kamuoyuyla paylaştık, basınla da paylaştık. Fakat neticede herkesin kabul ettiği bir rapor ortaya çıktı. Bu da çok ciddi bir başarı. Bütün partilerin, İYİ Parti dışındaki bütün partilerin yer aldığı bir komisyonun böyle bir rapor çıkartması çok önemlidir. İnşallah diyelim ki bunun devamı da gelsin. PKK kandili boşaltsın, tam bir tasfiye söz konusu olsun ve hükümet de cesurca atması gereken adımları atsın.


 

“EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA KALMAMALIDIR”

En düşük emekli aylığına ilişkin kanun teklifiniz vardı. Onu biraz açar mısınız?

Enflasyon verileri doğrultusunda SSK, BAĞ-KUR ve Tarım emeklilerinin kök aylıklarına, 2026 yılının ilk altı aylık enflasyon oranı esas alınarak yüzde 17,76 oranında artış yapılmıştır. Bu artışın ardından, en düşük emekli aylığının yükseltilmesine ilişkin yasa teklifinin TBMM’den geçmesiyle beraber en düşük emekli aylığı 23.552 liraya yükselmiş olacak. Emekliler arasında ciddi aylık farkları olmasının yanı sıra en düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olması başlı başına bir tartışma konusudur. Bunun yanında emeklilere layık görülen 23.552 liralık aylık, maalesef insanca bir hayat sürdürme imkânı sağlayamamaktadır. Bu durum, adalet duygusunu zedelediği gibi sosyal devlet ilkesinin gerekleriyle de bağdaşmamaktadır. Emeklileri sefalete mahkûm eden anlayış, bir ömür boyu çalışarak prim ödemiş milyonlarca insanın açlık sınırının üçte ikisinden daha az bir gelirle yaşamaya mahkûm edilmesini normalleştirmektedir. Temmuz 2025’te TBMM Başkanlığına sunduğumuz kanun teklifimizde de belirttiğimiz gibi en düşük emekli aylığı en az asgari ücret seviyesine çıkarılmalı; asgari ücret de açlık sınırının altında bırakılmamalıdır. Başta emekliler olmak üzere toplumun bu haklı beklentisini karşılamak sosyal devlet olmanın zorunlu bir gereğidir. Asgari ücretin 28.075 lira, açlık sınırının 35.759 lira ve yoksulluk sınırının 116.478 lira olduğu bir ortamda, emeklilerimizi 23.552 lira gibi bir aylığa mahkûm etmenin izahı yoktur.


 

“KONUT TESLİMİNDEN ÖNCE TAKSİT ÖDEMESİ ZORLUYOR”

Hafta içinde, TOKİ taksit ödemelerine ilişkin bir açıklamanız olmuştu. Sizin öneriniz nedir?

Öncelikle, TOKİ’nin hakkını vermek lazım. Özellikle deprem bölgesinde çok büyük işler yapmış bir kurumumuz. Deprem bölgesinde 400 binden fazla konut inşa ederek bir nevi şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırdı. Bu, bütün dünyanın ayakta alkışlayacağı bir başarıdır. Bunu biz de defaaten tabir ettik, söyledik. Fakat şimdi yeni bir uygulamaya geçmişler. Bu dar gelirli vatandaşlara yapılan konutlarda eskiden var olan uygulama şu şekildeydi: Kimse peşinat dışında bir şey vermezdi. Aylık taksitler sadece anahtar tesliminden sonra başlardı. İnsanlar anahtarlarını teslim aldıktan sonra taksitleri ödemeye başlardı. Ama yeni bir uygulamayla taksit ödemeleri bir yıl öncesinden başlıyor. Zaten o evleri alan insanlar dar gelirli insanlardır. Evleri olmayan insanlardır, yani kirada olan insanlardır. Dolayısıyla hem kendi oturduğu evin kirasını ödemek durumundadırlar hem de TOKİ’ye taksit ödemek durumundalar. Bu da hakikaten ciddi bir sıkıntı, ciddi bir mağduriyet oluşturuyor dar gelirli vatandaşlar açısından. Bir yıllık taksitler bana göre TOKİ’ye de çok bir şey kazandırmaz, bir rahatlama getirmez. Sadece vatandaşı sıkıntıya sokar. Bu uygulama değiştirilirse TOKİ’yi batırmaz. Bu uygulamanın sonlandırılması bize göre hem vatandaşın lehine olur hem de TOKİ de bir şey kaybetmemiş olur.


 

“Barış Kurulu” yerine islam ülkelerinden bir kurul oluşturulmalı

Gazze’de soykırım, ateşkese ve Gazze Barış Kurulu’na rağmen sürüyor. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Gazze’de yürütülen diplomatik süreçler tam bir tıkanma noktasına gelmiştir. Siyonist rejim, imzaladığı ateşkes anlaşmasının birinci aşamasındaki taahhütlerini dahi yerine getirmemiş; bölgeye insanî yardımların girişini engellemeye ve her gün düzenlediği saldırılarla kan dökmeye devam etmektedir. Sözde ateşkesi korumak amacıyla gündeme getirilen 20 bin kişilik barış gücü projesi de yalnızca 20 askerin katılmasıyla tam bir fiyaskoya dönüşmüştür. Bunun yanı sıra Barış Kurulu’nun uygulamaya koymaya çalıştığı “pilot insanî yardım bölgeleri” planı ise insanî bir amaca değil, Gazzelileri belirli alanlara toplayarak şehri boşaltma ve direniş güçlerini tasfiye etme stratejisine hizmet etmektedir. Öte yandan üç yıldır temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veren Gazze halkının, ateşkes anlaşmasına yazılan fakat sonrasında sözü bile edilmeyen inşa planlarını bekleyecek takati kalmamıştır. Bununla birlikte bölgemizin güvenliği ve insanlığın selameti için siyonist rejime karşı etkin ve caydırıcı askerî mekanizmalar oluşturulmalıdır. Gazze’yle alakalı bir barış kurulu kuruldu ve başkanlığına da Trump getirildi. Aynen, kuzuların başına kurdun ataması gibi bir şey oldu bu. Ne soykırımı durdurdu, ne savaşı durdurdu, ne İsrail saldırganının önüne geçti. Dolayısıyla bu barış kurulu ve oraya getirilen sistem sadece İsrail’e, siyonizme yaradı. Amerika’nın kendisi şu anda bir nevi siyonist değil, Netanyahu’nun isteklerini yerine getiren bir siyonizm ordusu gibi hareket ediyor. Nereye saldırmak istiyorsa oraya saldırtıyor. İran’a saldırtıyor, Yemen’e saldırtıyor. İşte Lübnan’a saldırtıyor. O barış kurulu ile Gazze’lerin, Hamas’ın saldırılarından da emin olmuş oldu. Dolayısıyla bu gidişatın bize göre bir şekilde durdurulması lazım. Bu gidiş gidiş değil, bu barış kurulu işe yaramıyor. Barış getirmiyor, huzur getirmiyor, İsrail’i durdurmuyor. Garantör ülke dediklerimiz de bu konuda işlevsizdir. Herhangi bir yaptırım gücüne sahip değildiler. Dolayısıyla bu barış kurulunun bir an önce bize göre sonlandırılması lazım. Daha özgün, İslam ülkelerinden oluşan, daha çok Gazze lehine olacak ya da oraya bir denge getirebilecek bir kurulunun oluşturulması lazım.


 

ÇİFTE VATANDAŞ SİYONİSTLER KARDEŞLERİMİZİ KATLEDİYOR, GELİP BURADA KEYİFLERİNE BAKIYOR!

HÜDA PAR’ın çifte vatandaş siyonistlere yönelik yasa teklifi henüz Genel Kurul gündemine gelmedi. Nedir son durum??

Bu yasa teklifinin bir nevi kadük kalmasının nedeni iktidarın tavrıdır. Yani evet birçok alanda seçimde biz beraber hareket ettik ama bu seçimin dışında, bu birlikteliğin dışında Gazze’yle ilgili çifte vatandaş sahibi, soykırımcı siyonistlerin, Türkiye vatandaşı olanlarıyla alakalı hükümetin tavrı bize göre sıkıntılıdır. Çifte vatandaş Türkiye vatandaşı siyonistler var. Gelip gidiyorlar. Gidip soykırıma katılıyorlar, kardeşlerimizi katlediyorlar. Gelip burada keyiflerine bakıyorlar. Biz HÜDA PAR olarak çifte vatandaşlara yönelik yasa teklifimizi verdik. Diğer partilerin hakkını yemeyelim. İktidar partisi de destek veriyor. Bunun genel kurulda görüşülmesi noktasında tam 8 partinin desteği var. Sadece CHP ve DEM buna karşı çıktı. Ama onun dışındaki partiler buna sahip çıktı, destek çıktı. Ama ondan sonra bir gelişme olmadı. Çağrımız şu: Çok nadir görülen bir birliktelik ruhu ile bunun görüşülmesi kabul edildi Meclis’te. Türkiye’de nadir görülen bir vaka. 8 parti destek verdi. “Çifte vatandaşlara dokunulsun, yargılansın, cezalandırılsın eğer ispatlanırsa” diye bir ortak fikir, bir birlik oluştu. Buna rağmen bunun şimdiye kadar genel kurula taşınmaması, görüşmeye açılmaması Türkiye’nin eksikliğidir. Bu birlikteliğin boşa çıkarılması gibi bir şey. Bu 8 parti de, iktidar partisi de destek verdikleri yasayı görüşmeye başlasınlar ve bunu kanunlaştırsınlar. “Filistin’e, Gazze’ye, kardeşlerimize bir faydası olmaz” gibi bir izaha da kesinlikle girmeyelim. Çünkü çok ciddi anlamda bir faydası olacak. Oradaki kardeşlerimizi sevindirecek. Burada yaşayan siyonist zihniyetli Yahudilerin oraya gidip soykırıma katılıp bir daha geri gelip aramızda dolaşmalarına engel olmuş oluruz. Bu kadar da bizim devletimizden, hükümetimizden isteme hakkımız var. Kardeşlik hukuku adına bizim Gazzeli kardeşlerimize bu iyiliği yapmamız lazım. Çünkü onlar zamanında bize çok katkı yaptılar. Çanakkale’de bizimle beraber savaştılar, şehit oldular. Hem inançsal bir sorumluluk olarak, hem vefa hakkı olarak, hem insani bir sorumluluk olarak bize göre bu yasa teklifinin bir an önce Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp kanunlaşması lazım. 


 

Sündüz katliamı aydınlatılmalı

Adalet Bakanlığı, faili meçhul dosyalarının yeniden açılmasına yönelik yoğun bir çalışma başlattı. Şimdiden çok sayıda faili meçhul olay çözüldü. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu çalışmaları olumlu buluyoruz. 18 Temmuz 1993 tarihinde Van’ın Bahçesaray ilçesinde, kışlık ihtiyaçlarını karşılamak ve koyunlarını otlatmak amacıyla Sündüz Yaylası’na giden ailelerin silahlı bir grubun saldırısına uğraması sonucu 14’ü çocuk 24 kişi katledilmişti. Zor bir coğrafyada yaşayan mazlum göçer ailelerin tek derdi, alın terleriyle geçimlerini sağlamak ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaktı. Tıpkı Başbağlar ve Susa katliamlarında olduğu gibi bu katliamın da failleri henüz bulunamadı. Olayın araştırılması için vaktiyle TBMM’ye bir önerge verilmiş fakat kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştı. Devletin temel görevlerinden biri de vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Can güvenliğinin korunamadığı durumlarda ise sorumluların tespit edilerek adalet önüne çıkarılması ve hak ettikleri cezaya çarptırılması hukuk devletinin gereğidir. Acılı aileler adına Adalet Bakanlığı’na Sündüz Katliamının faillerinin bulunması için soruşturma dosyasının tekrar açılması ve bu olayın aydınlatılması çağrısında bulunuyoruz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ElAlem

Türkiye teröristlerin kafasına vurup PKK'yı bitirmelidir. PKK zaten Ermeni terör örgütü ASALA nin devamıdır. PKK'lılar da zaten Ermeni kökenli teröristlerdir.

YILMAZ DURMUŞ

Terör, teröristlere istenmeyen tavizler verilmeden halledilmelidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23