Avrupa Birliği, 2023’te kabul ettiği Batarya Yönetmeliği ile elektronik cihazların daha uzun ömürlü, tamir edilebilir ve çevreye daha az zarar veren bir yapıya kavuşmasını hedefliyor.
Avrupa Birliği, 2023’te kabul ettiği Batarya Yönetmeliği ile elektronik cihazların daha uzun ömürlü, tamir edilebilir ve çevreye daha az zarar veren bir yapıya kavuşmasını hedefliyor. Amaç sadece çevreyi korumak değil; aynı zamanda tüketicinin cihazını daha uzun süre ve daha düşük maliyetle kullanabilmesini sağlamak.
Bu düzenlemeyle birlikte “kullan-at” anlayışından uzaklaşılıp; tamir, yeniden kullanım ve geri dönüşüm ön plana çıkarılıyor. İlk adım 2025’te atıldı ve bu tarihten itibaren satılan akıllı telefonlara daha sıkı dayanıklılık ve tamir edilebilirlik kuralları getirildi. Örneğin üreticiler, bir model satıştan kalktıktan sonra en az 7 yıl boyunca yedek parça sağlamak zorunda. Ayrıca bataryaların, 800 şarj döngüsünden sonra bile kapasitesinin en az %80’ini koruması gerekiyor.
En büyük değişim ise 2027’de gelecek. Bu tarihten sonra piyasaya çıkan telefonların bataryaları kullanıcı tarafından kolayca çıkarılıp değiştirilebilir olacak. Yani insanlar basit aletlerle bataryayı kendileri değiştirebilecek. Ancak bu, eski telefonlardaki gibi tamamen açılabilir kapaklı tasarımlara dönüş anlamına gelmiyor; üreticiler yine suya dayanıklılık ve ince tasarımı koruyarak daha akıllı çözümler geliştirecek.
Bu adımların en önemli hedeflerinden biri elektronik atığı azaltmak. Çünkü bugün birçok telefon sadece bataryası zayıfladığı için çöpe gidiyor. Batarya kolay değiştirilebilir olursa cihazların ömrü uzayacak ve atık miktarı azalacak.
Tüketici açısından da ciddi avantajlar var. Daha ucuz tamir, daha uzun kullanım süresi ve daha geç yeni telefon alma ihtiyacı sayesinde tasarruf sağlanacak. AB’ye göre bu sistemle 2030’a kadar toplamda yaklaşık 20 milyar euro tasarruf mümkün.
Öte yandan bu düzenleme sadece Avrupa’yla sınırlı kalmayabilir. Büyük üreticiler genelde tüm dünyada aynı tasarımı kullanmayı tercih ettiği için bu kurallar küresel standart haline gelebilir. Daha önce USB-C’de olduğu gibi, AB’nin aldığı bir karar tüm dünyayı etkileyebilir.