Tahtakale ve Doğubank’ta Çin alarmı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Elektronik başta olmak üzere elektrikli ev aletleri ve mutfak eşyalarında birçok tüketici ürünün tedariği, Çin’de ortaya çıkan virüs sebebiyle riskli hale geldi. Mayıs ayından itibaren parça temin etmenin bile güç hale gelebileceği görüşünü savunan sektör temsilcileri ve esnaf, çaresiz kalmak istemiyor.
COVİD 19’un Türkiye’yi tehdit etme senaryolarında ekonominin kalbinin attığı İstanbul Tahtakale de nasibini almaya başladı. En çok kullanılan tüketici ürünleri arasında yer alan ithal malların toptan dağıtım merkezi rolünü üstlenen Tahtakale’de esnaf iki ay sonrasının senaryosunu konuşmaya başladı. Cep telefonu, televizyon ve aksesuar başta olmak üzere birçok ithal ürünün perakende satışlarının yapıldığı Doğubank’ın esnafı da, COVİD 19 kaynaklı kriz yönetimi konusunda kendilerine yön verecek bir adresin olmamasından şikayetçi.
Esnafın nabzını tuttuk
İstanbul Eminönü bölgesinde züccaciye ve elektrikli ev aletleri satan esnafı ziyaret eden Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı, Çin’deki virüs karantinası sebebiyle tedarik endişesi yaşanmasına rağmen, vitrinlerin dolu olduğunu tespit etti. Bunun temel nedeninin yavaşlayan alışverişe bağlayan esnaf ise ‘Şu anda depolarımızdan getirdiğimiz ürünleri satıyoruz. Bu hızla gidersek birkaç aya kadar onlar da tükenecek. Ondan sonra ne yapacağımızı bilemiyoruz. Çünkü bir süredir Çin’den mal gelmiyor’ görüşünü paylaştı.
Ürünler virüslü değil
Doğubank esnafı, vitrinlerinde yer alan ürünlerin yüzde 95’inin Çin menşeili olduğunu belirterek, düşük seyreden alışverişlerin, ‘Corona Çin malı ürünler yoluyla da bulaşıyor’ dedikodusu yüzünden kesilme noktasına geldiğini, Sağlık Bakanlığı’nın etkili mesajları ve kamuoyunun zamanla bilinçlenmesi sayesinde bu iddianın çürütüldüğünü kaydetti.
Depolarda azalmaya başlayan ürünlerin yerine yenisini tedarik edememeleri durumunda yüzde 30’lara varan oranda zam yapmak zorunda kalacaklarını anlatan esnaf, bunun bir çare olmadığını, ancak orta vadede kazançlarının düşmesi ve kira ile vergi ödemelerinde herhangi bir mağduriyet yaşamamak için böyle bir tercihte bulunmak zorunda kalacaklarını belirttiler.
Sıkıntı başlamadan imalata başlamalıyız
Öte yandan; sektör temsilcileri, Çin’de üretimi ve satışları etkilemeye başlayan salgının muhtemel etkilerini ve iç pazardaki sorunları İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen toplantıda masaya yatırdı. Züccaciye, elektrikli ev aletleri, metal ürünler ve mutfak ekipmanları sektörlerinde tanınmış firmaların sahiplerinin ve yöneticilerinin yer aldığı toplantıda, “Çin’deki durum sebebiyle hem nihai ürün hem parça anlamında tedarik sıkıntısı baş gösterecek” denildi. Bazı sektör temsilcileri, “Tahminimize göre, nisan, mayıs ayında Çin’den ara mamul ve nihai ürünleri alamaz hale geleceğiz. Bu durum bizim ürünlerimizi ve markalarımızı da etkileyecek. Bu parçaları ve ürünleri bizim imal etmemiz gerekecek” dediler.
Risk de var fırsatlar da
Konunun iç pazar kadar uluslararası pazar anlamında da yeni etkileri olacağını belirten sektör temsilcileri, “Çin’de işaretlerini vermeye başlayan tedarik sorunu sebebiyle Alman ve Japon firmalarını, ürünlerini Türkiye’de üretmeye teşvik edebiliriz. Global büyük markaların onayladığı (konfirme ettiği) üretici konumuna gelmemiz lazım” diye konuştular. Elektrikli ev aletlerinde tüketici ürünleri olan bir markanın üst yöneticisi ise toplantıda şunları ifade etti: “Geçen yıl ABD’de fuarda, ‘biz sizin B planınızız’ demiştik. Şimdi diyoruz ki, ‘biz dünyanın B planıyız.’ Şimdi tedarik güvenliği konusunda en önemli zaman dilimindeyiz.” Sektör temsilcileri, hem riskler hem fırsatlar barındıran bu ortamda yeni finansman modellerine olan ihtiyacı da vurguladılar.
Teşvikler konusunda girişim
İç pazardaki canlanmanın gerilememesi için, istihdam teşviklerinin önemli olduğunu kaydeden sektör temsilcileri, “Teşvikler çok, ancak hem karışık hem yeterince anlaşılır değil. Çoğu firma da bu sebeple faydalanabileceği teşvikleri ıskalıyor. Teşvikler ve destekler basit ve daha anlaşılır olmalı. Bu amaçla bir platform kurulacağı açıklandı, ümitle bekliyoruz” şeklinde konuştular.
