Sözcü ve Yeniçağ gazetelerinin kendisine yönelik itibar suikastı yaptığını belirten 15 Temmuz’un kahramanlarından Binbaşı Barış Dedebağı, “O gece NATO’nun kibri diz çöktü. Bu gazeteler FETÖ’nün yapamadığını yaptı” dedi.
FETÖ’nün darbe girişimi sırasında destansı bir mücadele veren ve hafızalara kazınan emekli Binbaşı Barış Dedebağı, Sözcü ve Yeniçağ gazetelerinin şahsına yönelik yürüttüğü itibar suikastıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Organize şekilde kendisine saldırıldığını belirten Dedebağı, esas hedefin 15 Temmuz’da verilen şerefli mücadelenin itibarsızlaştırılması olduğuna işaret etti.
‘Hedefleri 15 Temmuz’
Bu gazetelerin ideolojik duruşuna girmeyeceğini belirten Dedebağı, “Sözcü bir başlık attı; ‘Neredesin ulan sen!’ Zaman içerisinde esas hedefin ben olmadığını anladım. Benim üzerimden 15 Temmuz’da verilen mücadeleyi itibarsızlaştırdıklarını anladım” dedi. Benzer şekilde Yeniçağ’ın da kendisine saldırdığını vurgulayan Dedebağı, şunları dile getirdi: “Yavuz Selim Demirağ diye üzerime bir ağ attılar. Bütün iddialarını bir kitapta topladı. En hafif iddiası şöyle; ‘Barış Dedebağı saray tarafından TSK’yı tasfiye etmek için görevlendirildi, danışmanlıkla ödüllendirildi’. Aynı kitapta, yargılanacağımı söylüyorlar. Evimin adresini gösterecek kadar alçaldılar.”
Karalama kampanyası
Büyük bir karalama kampanyasına maruz kaldığını belirten Dedebağı, şöyle devam etti: “Parapsikolojik bir etikte maruz kaldım. Twitter’da okyanus ötesinden etiketlendim. Koordineli bir şekilde çalıştılar. Diyorlar ki, bir binbaşı bana fırça atmış, ‘neredesin ulan demiş’ ve ben öyle gelmişim. Arama kayıtları ortada. Benim aradığım aşikar. 15 Temmuz’dan sonra ‘şizofren’, ‘işkenceci’, ‘deli’ diye ilan edildim. Her şey bitince oraya geldiğimi iddia ettiler. İddiaların hepsi yalan. Ben nizamiyeden içeriye girdiğimde tümenin komuta heyeti, karşıma dikildi. Derdest etmeye ve kimliğimi almaya kalktılar. Ben doğrudan silah çektim ve bağırarak geri çekildim. Yeterli bir yere ulaştıktan sonra millete döndüm, ‘ayrılmayın tank çıkartacaklar hep beraber şehit olacağız’ dedim ve şarjörü boşalttım. Onlar da karşı ateş açtılar. Sanıkların da ifadesi var. Onların karşısına dikildiğimi, ateş açtığımı anlatıyorlar.”
İftira atıyorlar
Kamerayı kendisinin getirmediğini vurgulayan Dedebağı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nizamiyede 50 tane tank daha Ankara’ya hareket ettirilmek için hazırlanıyordu. Tam o anda biz bu çözülmeyi sağladık. Kamerayı ben getirmiş olsaydım nizamiyedeki süreci de çekerdim. Benim FETÖ soruşturmasından açığa alındığımı iddia etiler. Bu iddialarını ispat ve tespit etsinler, sizler beni afişe edin. ‘Kahraman sandığımız fosmuş’ diye yazın. Sözcü’den Kamil Elibol, tarafsızsa bir kere de benimle konuşsaydı belgeleriyle tek tek ispatlardım. Sanık general ‘geldi bizi dinlemedi itaatsizlik etti’ diye beni suçluyor. Her şey bitince geldiysem, o general ve albay bu ifadeyi nasıl veriyor? Sözcü ve Yeniçağ büyük bir haksızlık yaptı.”
