• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Şampiyonlar Ligi'nde Filistin'e dev destek! Galatasaray tribünlerinden tüm dünyaya insanlık dersi!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Şampiyonlar Ligi'nde Filistin'e dev destek! Galatasaray tribünlerinden tüm dünyaya insanlık dersi!

UEFA Şampiyonlar Ligi 4. hafta mücadelesinde Almanya'nın Stuttgart ekibini ağırlayan Galatasaray'da, sarı-kırmızılı taraftarlar açtıkları pankartlarla Gazze'deki insanlık dramına dikkat çekerek tüm dünyanın takdirini topladı.

RAMS Park tribünlerini dolduran binlerce futbolsever, müsabaka öncesinde Filistin ve Gazze halkıyla dayanışma mesajları içeren dev pankartları tek tek sergiledi.

"Kudüs özgür değilse dünya tutsaktır!" – Tribünlerden yükselen çığlık Avrupa'yı salladı!

Sarı-kırmızılı kale arkası tribünlerinde açılan "Kudüs özgür değilse, dünya esirdir", "İnsanlık bir olsun, siyonizm yok olsun" ve "İnsanlık Gazze'de vicdanını kaybetti" yazılı pankartlar, Devler Ligi gecesine damga vurarak uluslararası spor kamuoyunda geniş yankı buldu. Filistin halkının yaşadığı zulme sessiz kalmayan Galatasaraylı taraftarların bu anlamlı duruşu, sosyal medyada da kısa sürede en çok konuşulan konular arasına girdi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

FİLİSTİN YALNIZ DEĞİLDİR AMA MÜSLÜMANLARIN SESSİZLİĞİ NEYİN HABERCİSİDİR? Galatasaray taraftarlarının Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında açtığı Filistin pankartları, futbolun yalnızca bir spor müsabakası olmadığını, bazen milyonların duygularına ve vicdanına tercüman olabileceğini bir kez daha gösterdi. O tribünlerde açılan pankartlar, Gazze'de yaşanan insanlık dramını unutmayanların hâlâ var olduğunu dünyaya hatırlattı. Galatasaray taraftarlarını bu duyarlılıklarından dolayı kutluyorum. Çünkü Filistin meselesi yalnızca Filistinlilerin meselesi değildir. Bu mesele, insanlığın vicdanını ilgilendirdiği gibi Müslümanların da ortak sorumluluğudur. Ancak burada kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru var: Müslüman ülkeler bu ortak sorumluluğun ne kadar farkında? Ne yazık ki bugün Müslüman coğrafyasında öyle bir sessizlik hâkim ki insan sormadan edemiyor: Herkes kendi başına gelecek felaketi mi bekliyor? Bir zamanlar Filistin'de yaşananları uzaktan izledik. Gazze bombalanırken, çocuklar enkaz altında kalırken, anneler evlatlarının cansız bedenlerine sarılırken dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların önemli bir bölümü yalnızca kınama mesajlarıyla yetindi. Elbette sesini yükselten, yardım gönderen, diplomatik girişimlerde bulunan ülkeler ve insanlar oldu. Fakat bütün bunlar yaşanan felaketin önüne geçmeye yetmedi. Peki, bugün ne oluyor? Lübnan'da İsrail'in askerî operasyonları devam ediyor. Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü de İsrail'in müdahaleleri nedeniyle tartışma konusu olmaya devam ediyor. İsrail'in Suriye'deki askerî hedefleri vurması ve bazı bölgelerdeki askerî varlığını sürdürmesi, bölgenin geleceği açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Şimdi bir düşünelim: Dün Gazze, bugün Lübnan ve Suriye… Yarın sırada kim var? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışıyla hareket edenler, o yılanın bir gün kendi kapılarına dayanabileceğini unutuyorlar. Bir ülkede yaşanan işgali, saldırıyı ve hukuksuzluğu yalnızca o ülkenin meselesi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü bugün bir ülkenin egemenliğine göz diken anlayış, yarın başka bir ülkenin sınırlarını da tehdit edebilir. Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığı ve Şam yönetimiyle yürüttüğü güvenlik iş birliği de bu açıdan bölgesel gelişmelerin önemli başlıklarından biridir. Nitekim Ağustos 2026'da İsrail'in Suriye'deki Abu al-Duhur askerî hava üssünü vurması, Türkiye'nin Suriye'deki askerî rolü konusunda İsrail ile yaşanan gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Ancak Türkiye'nin orada kalıcı bir üs kuracağı iddiası konusunda tarafların açıklamaları birbiriyle örtüşmüyor. Bu nedenle meseleye sloganlarla değil, gelişmeleri dikkatle takip ederek bakmak gerekiyor. Şunu da iyi anlamalıyız: Türkiye'nin güçlü olması, yalnızca kendi vatandaşlarının güvenliği açısından değil, bölgesel istikrar ve mazlumların korunabilmesi açısından da önemlidir. Güçlü olmayanın sözü çoğu zaman duyulmuyor. Diplomasi masasında da caydırıcılıkta da ekonomik ve askerî kapasite belirleyici olabiliyor. Peki, Müslüman ülkeler neden ortak bir irade ortaya koyamıyor? Neden ekonomik güçlerini, diplomatik imkânlarını ve siyasi ağırlıklarını ortak bir barış ve güvenlik politikası etrafında birleştiremiyorlar? Elbette her ülkenin kendi güvenlik kaygıları, ekonomik çıkarları ve siyasi şartları var. Fakat bunlar, ortak insani sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmamalı. Burada bir hususu özellikle belirtmek istiyorum: Müslümanların birlik olması demek başka milletlere düşmanlık etmek demek değildir. Bizim istediğimiz savaş değil, barıştır. İntikam değil, adalettir. Başka ülkelerin topraklarında gözümüz yok; fakat kimsenin de bizim coğrafyamızda, Müslümanların yaşadığı topraklarda gözü olmamalıdır. İsrail halkıyla İsrail yönetiminin politikalarını da birbirinden ayırmak gerekir. Bizim itirazımız bir dine veya millete değil, işgale, sivillerin öldürülmesine, hukuksuzluğa ve başka ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesine yöneliktir. Galatasaray tribünlerinde açılan o pankartları bu nedenle önemsiyorum. Çünkü bazen bir pankart, milyonlarca insanın dile getiremediği bir vicdan çağrısına dönüşebilir. Ama temennim odur ki bu duyarlılık yalnızca futbol tribünlerinde kalmasın. Müslüman ülkelerin yöneticileri de halkları da artık günü kurtaran açıklamalarla yetinmesin. Filistin'i yalnızca bir haber başlığı, Lübnan'ı uzak bir ülke, Suriye'yi komşu bir coğrafya olarak görmesin. Unutmayalım: Birbirimizin acısına duyarsız kalırsak, yarın kendi acımıza ses verecek kimse bulamayabiliriz. Bugün Filistin için yükselen ses, yarın bütün insanlığın özgürlüğü için yükselen ses olabilir. Allah Gazze'de, Lübnan'da, Suriye'de ve dünyanın neresinde olursa olsun zulüm altında yaşayan bütün mazlumların yardımcısı olsun. Çünkü bizim davamız bir toprak parçasından ibaret değildir. Bizim davamız adalet, insanlık, kardeşlik ve zulme karşı durma davasıdır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23