Edirne’de görev yaptığı sırada 2.5 yıl Üçşerefeli Camii’nin bir penceresinin iç bölümünde kaldığı söylenen Fetullah Gülen’in mağdur edebiyatı yaptığı ortaya çıktı. Araştırmacı Süleyman Yeşilyurt, “Pensilvanya Canbazı” adlı kitabında Gülen’in Edirne’de kaldığı evlerin, birçok lojmandan daha iyi konumda olduğunu kamuoyunun dikkatine sunuyor.
AKİT / ANKARA - Hayatının anlatıldığı “Gurbetteki Öğretmen” adlı kitapta, Edirne’de görev yaptığı sırada 2 buçuk yıl Üçşerefeli Camii’nin bir penceresinin iç bölümünde kaldığı savunulan Paralel şebekenin lideri Fethullah Gülen’in mağdur edebiyatı yaptığı ortaya çıktı. Araştırmacı Yazar Süleyman Yeşilyurt, piyasaya yeni çıkan “Pensilvanya Canbazı” kitabında Gülen’in Edirne’de imamlık yaparken kaldığı ve o günün şartlarında birçok imamevinden daha konforlu sayılabilecek evleri kamuoyunun dikkatine sunuyor.
MÜFTÜYLE AYNI EVDE KALMIŞ
Kitapta, ilk başlarda işadamı Hacı Kemal Erimez’in Gülen’e Kaleiçi semtinde geniş sayılabilecek güzel ve ferah bir ev kiraladığı anlatılıyor. Darü’l-Hadis Camii’nde göreve başlayan Gülen’in daha sonra Edirne’ye müftü olarak atanan Suat Yıldırım’la Manyas Çukur Sokak’ta bulunan iki katlı müstakil evde kaldığı kaydediliyor. Süleyman Yeşilyurt, Gülen’in müftüyle evde kalışını ve samimiyetini şöyle aktarıyor: “Yeni müftü Suat Yıldırım’ın gelmesiyle Hoca’nın şansı da açılır. Kısa sürede birbirleriyle samimi dostluk ilişkisine girerler. Çok zaman yemeğe de beraber çıkıyorlardı. Nihayetinde Müftü’nün bekar olmasından dolayı Darü’l-Hadis Camii’nin çok yakınındaki Manyas Çukur Sokak’ta gayet kullanışlı bir ev tutarlar.”
CEMAATİN DİKKATİNİ ÇEKMEK İÇİN…
Kitapda, Gülen’in kendini acındırma çabası ve abartma yoluna başvurması eleştiriliyor. Gülen ve yandaşlarının uydurduğu ‘caminin penceresinde konaklama’ hikayesine değinen Pensilvanya Canbazı’nın yazarı Yeşilyurt, şöyle diyor: “Hoca’nın kirada oturduğu Kaleiçi’ndeki bekar evi o yılları yaşayanlar tarafından yakinen biliniyor. Doğal olarak her abartmanın bazen istisnai şekilde kısmi doğruluk payı mutlaka vardır. İşin aslı ise cemaatin ve halkın dikkatini çekmek isteyen Hoca’nın daha önce de belirttiğim üzere vakit namazları sonrası minarede saatlerce kalıp, en tepedeki şerefeden dualar ederek şehri uzun uzun seyretmesinden kaynaklanıyordu.”