Tasarruf tedbirleriyle devlet bütçesi denkleştirilmeye çalışılırken, CHP’li belediyelerin müsrif tutumu sebebiyle artan borçlar kamu bütçesini de tehdit eder hale geldi. 30 büyükşehir belediyesinin toplam borcunun yüzde 75’i CHP’li belediyelerin. Toplumun bütün kesimleri kemer sıkarken, ballı Roma gezileri, özel jetlerle futbol turnuvaları peşinde koşan CHP’li belediye başkanları, işçilerin maaşını veremiyor, SGK prim borçlarını ödeyemiyor. CHP yönetimindeki İBB ve ABB listenin başında.
Hayata geçirilen tasarruf tedbirleriyle devlet bütçesi denkleştirilmeye çalışılırken, CHP’li belediyelerin sorumsuz ve müsrif tutumu nedeniyle artan borçlar kamu bütçesini tehdit eder hale geldi.
Toplumun tüm kesimleri kemer sıkarken, ballı Roma gezileri, özel jetlerle futbol turnuvaları peşinde koşan CHP’li belediye başkanları, borçları çeviremez duruma düştü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan Mart ayında yaptığı açıklamada “30 büyükşehirden 11’i CHP’li ve bu 11 CHP’li belediyenin toplam borcu 15 milyar lira. Yani, 30 büyükşehirden yalnızca 11’i CHP’li olmasına rağmen, 30 büyükşehir belediyesinin toplam borcunun yüzde 75’i tek başına CHP’ye ait. Ankara için durum daha da vahim. 30 büyükşehrin toplam borcunun yüzde 25’i tek başına Ankara Büyükşehir Belediyesine ait” demişti.
Borç batagındaki belediyelere yeni borca izin verilmeyecek
Basiretsiz yönetim sonucu borç batağına saplanan belediyeler ek kaynak için Ankara yollarını aşındırmaya başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde belediye borçlarına yapılandırma ve kredi talebinde bulunmuştu. Hükümet çevreleri CHP’li belediyelerin bu taleplerine sıcak bakmazken, belediyelerin hesapsız borçlanma yükü altına sokulmasının önüne geçmek üzere tedbirler ise masada. Yapılacak yeni düzenleme ile il özel idareleri, belediyeler, bu idarelere bağlı kuruluşlar ve bunlara ait tüzel kişilerin tahakkuk eden vergileri ile sosyal güvenlik primlerinin, vadesini izleyen ayda, bu idarelere ödenecek vergi gelirleri payından kesilmesi öngörülüyor. Bu düzenleme ile zaten büyük bir borç batağında olan belediyelerin yeni borç birikiminin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Bu kadar para nereye harcandı
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Yalçın, “Özel jetle Almanya’ya maç izlemeye giden, İtalya’ya kalabalık gruplarla gezi düzenleyen başkanlar halkın tepkisini çekiyor. ABB Başkanı Mansur Yavaş da Trabzonspor-Ankaragücü maçını izlemeye özel jetle gitmişti. Ankara özelinde konuşacak olursak, 31 Mart yerel seçimlerinde harcanan milyarlarca liralık devasa bir bütçe söz konusu. Bunun kaynağını bile açıklayamadılar. Ankara’da taş üstüne taş koymadılar. Buna rağmen ABB borç batağında. Ankara’da ne yaptınız da bu kadar borç arttı? Yavaş göreve geldiğinde ASKİ’nin bir kuruş borcu yoktu, şimdi borçlarını ödeyemeyecek durumda. EGO, tamamen borç batağında. Yıllardır SGK prim borçlarını ödeyemiyorlar. Belediye şirketlerinin tamamı da borç batığında. Sadece aldıkları otobüsler var, o da 5 yılı ödemesiz, 10 yıllık taksitle alınmış otobüsler.Seçimde Ankara’da 2 milyar liranın üzerinde para harcadılar. Kaynağını sorduk, ‘CHP Ankara İl Başkanlığı karşıladı’ dediler. İl Başkanlığı’nı bırakın CHP Genel Merkezi’nin Hazine’den aldığı yardım miktarı 1 milyar 800 milyon lira. Belediyeyi batırmışsın, sonra da ‘hükümet gelsin bize yardım etsin’ diyorsun. Hiç kimse kusura bakmasın. Belediyelerin kesinlikle daha sıkı denetlenmesi şart” değerlendirmesini yaptı.
Belediye hizmetleri devlet kontrolüne alınmalı
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan ekonomist Necmettin Batırel de, CHP’li belediyelerin tüm imkanları kendi çıkarları için kullandıklarını söyledi. Batırel “En büyük harcamayı milletin gözünü boyamak için reklam giderlerine ayırarak kasayı boşaltıyorlar. Hükümete ‘borçlarımızı yapılandırın’ diyorlar, ama kesinlikle tasarrufa gitmiyorlar. İBB Başkanının özel jetle Avrupa Futbol Şampiyonası’na gitmesi bunun en canlı örneği. Halka değil kendilerine ve kendi yakınlarına hizmet ediyorlar. Sonra da kalkıp hükümetten destek istiyorlar. Gelmediği takdirde, A’dan Z’ye her şeye zam yapıyorlar. Belediyelerin dış denetimleri, il özel idareleri gibi Sayıştay tarafından yapılır. Sayıştay görevini gereğince yapmazsa meydan onlara kalıyor. Özellikle DEM partili belediyelerin gelirlerini terör örgütüne aktardığı, belediye araçlarını terörün hizmetine verdiği iddiaları çok vahim. Aslında anayasa değişikliği ile belediye hizmetleri partilerin kontrolünden çıkarılarak devlet kontrolüne geçmelidir. Vatandaş hizmete anında ulaşmalıdır” dedi.
Belediyelerdeki israf önlense iki yakamız bir araya gelir
Gazeteci Yazar Serdar Arseven ise şunları söyledi: “Ben belediye harcamaları üzerinde çok duran ve parti ayrımı yapmayan bir gazeteciyim. Çünkü burada tüyü bitmemiş yetim hakkı söz konusudur. Belediyeler kamu kaynaklarını kullanıyor. Tasarruf döneminde olduğumuz bir süreçte belediye harcamaları da sorgulanacaktır. Yurt dışına İBB tarafından götürülen gazeteciler meselesi de hâlâ tartışılıyor. Ülkemizde pek çok belediyenin personele, SGK’ya, firmalara milyarlarca lira borçlarının olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz günlerde de İBB’nin, 2 milyar lira gibi bir kaynağı konserlere, tanıtım giderlerine, toplantılara ayırdığı gündeme gelmişti. Ortada hukuk ihlali söz konusuysa, yargıya taşıması lazım. Belediyeler yakın takibe alınsa, israflar, kayıplar, kaçaklar önlense, Türkiye’nin iki yakası bir araya gelir. Bu nedenle belediye harcamalarının sıkı denetiminin gerekli olduğunu düşünüyorum.”