• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'ten Türk iş dünyasına kritik çağrı!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'ten Türk iş dünyasına kritik çağrı!

Pakistan Başbakanı Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel ölçekte etkisini artırdığını belirtti. Türkiye’nin ekonomi, savunma teknolojileri, altyapı ve insani yardım alanlarındaki başarılarına dikkat çeken Şerif, ülkenin uluslararası arenadaki konumunu vurguladı.

Pakistan Başbakanı Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel ölçekte etkisini artırdığını belirtti. Türkiye’nin ekonomi, savunma teknolojileri, altyapı ve insani yardım alanlarındaki başarılarına dikkat çeken Şerif, ülkenin uluslararası arenadaki konumunu vurguladı.

Türkiye'nin İslamabad Büyükelçiliğinde, Büyükelçi Dr. İrfan Neziroğlu'nun ev sahipliğinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu verildi. Resepsiyona, Pakistan Başbakanı Şerif'in yanı sıra Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, diplomatik misyon temsilcileri, üst düzey yetkililer ve davetliler katıldı.

Burada konuşan Şerif, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk hükümetinin ve Türk halkının Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.

"TÜRKİYE, KÜRESEL SAHNEDE ETKİLEYİCİ BİR GÜÇ OLARAK ORTAYA ÇIKTI"

Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923'te "cesaret, fedakarlık ve kırılmaz bir iradenin ürünü olarak kurulduğunu" ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde küresel ölçekte önemli bir konuma yükseldiğini belirten Şerif, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ileri görüşlü liderliğinde Türkiye, küresel sahnede etkileyici bir güç olarak ortaya çıktı, ekonomik bir güç merkezi, savunma teknolojisinde öncü, modern altyapı geliştirmede lider ve ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağlama konusunda dünyanın en cömert uluslarından biri." ifadelerini kullandı.

Pakistan ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarının Pakistan'ın kuruluşundan da önceye dayandığını dile getiren Şerif, iki ülkenin zor zamanlarda birbirine destek olduğunu söyledi.

Pakistan'da meydana gelen 2005 depreminde ve 2010'daki sel felaketlerinde Türkiye'nin Pakistan'ın yanında yer aldığını anımsatan Şerif, Türkiye'de 2023'te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde de Pakistan halkının Türkiye'nin acısını paylaştığını vurguladı.

İki ülke ilişkilerinin siyasi diyalog, ticaret, yatırım, savunma, eğitim ve kültürel alanlarda stratejik ortaklığa dönüştüğünü belirten Şerif, 7 Ağustos'ta Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.


 

ŞERİF, TÜRK İŞ DÜNYASINI PAKİSTAN'DA YATIRIM YAPMAYA DAVET ETTİ

Şerif, savunmayı güçlendirirken, diyaloğu, diplomasiyi, uluslararası hukuka saygıyı ve anlaşmazlıkların barışçıl çözülmesini savunmaya devam edeceklerini belirterek, "Ekonomik ortaklığımız, artık siyasi ve stratejik bağımızın seviyesine ulaşmalıdır." dedi.

Pakistan Başbakanı Şerif, Türk iş dünyasını Pakistan'da yatırım yapmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda iki ülke arasındaki dostluğa işaret eden Şerif, "İki ruh, tek kalp. Pakistan-Türkiye dostluğunun özünü bundan daha doğru bir şekilde ifade eden başka bir söz yoktur." diye konuştu.

ŞERİF'TEN TÜRKÇE MESAJ

Şerif, sözlerini Türkçe, "Cumhuriyet Bayramı'nız kutlu olsun." ve "Yaşasın Türkiye-Pakistan kardeşliği ve dostluğu." ifadeleriyle tamamladı.


 

GÜÇLÜ ORTAKLIK, BÖLGEYE DE FAYDA SAĞLAYACAK

Türkiye'nin İslamabad Büyükelçisi Neziroğlu da Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşlik bağlarının tarih boyunca karşılıklı dayanışmayla güçlendiğini belirtti.

Cumhuriyet'in kuruluşunun Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin önemli bir kazanımı olduğunun altını çizen Neziroğlu, bu mücadelenin Güney Asya'daki Müslümanlar başta olmak üzere birçok millete de ilham verdiğini söyledi.

Türkiye ile Pakistan'ın tarih boyunca her zaman birbirinin yanında yer aldığını vurgulayan Neziroğlu, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası platformlardaki yakın işbirliğinin örnek niteliğinde olduğunu, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın da bu kardeşliğin en son göstergesi olduğunu dile getirdi.

Neziroğlu, Türkiye'nin bölgesinde ve ötesinde barış ile istikrarın simgesi olmayı sürdürdüğünü belirterek, "Önümüzdeki aylarda ve yıllarda bu güçlü ortaklığın, her iki taraf için olduğu kadar ortak bölgemiz için de büyük faydalar sağlamaya devam edeceğinden eminiz." dedi.

Büyükelçi Neziroğlu, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla gönderdiği mesajı okudu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep AydınSosyal Bilimci

TÜRKİYE BÜYÜYOR, DÜNYA TAKDİR EDİYOR! Bir milletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu topraklarla, nüfusuyla veya ekonomik gücüyle ölçülmez. Asıl büyüklük, gerektiğinde mazlumun yanında durabilmek, dostuna güven verebilmek, düşmanına karşı caydırıcı olabilmek ve dünya devletleri arasında sözü dinlenen bir ülke haline gelebilmektir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in Türkiye hakkında yaptığı açıklamaları okurken bir Türk vatandaşı olarak gururlanmamak mümkün mü? Şerif, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda artan etkisine dikkat çekiyor. Ekonomiden savunma sanayisine, altyapı yatırımlarından insani yardımlara kadar birçok alanda elde edilen başarıları takdir ediyor. Elbette bu sözler bizim için kıymetlidir. Ancak daha da kıymetli olan, bu başarıların arkasındaki millet iradesi, alın teri, azim ve kararlılıktır. Bir zamanlar savunma ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü başka ülkelerden karşılamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, millî mühimmatını ve gelişmiş savunma sistemlerini üretebilen bir ülke haline gelmiştir. Daha düne kadar başkalarının kapısını çalan bir Türkiye vardı. Bugün ise kendi teknolojisini geliştiren, ürettiği savunma sistemleriyle dünya pazarlarında yer edinen bir Türkiye var. Bu değişim kendiliğinden gerçekleşmedi. Bu başarının arkasında devletimizin kararlı politikaları, mühendislerimizin gecesini gündüzüne katan çalışmaları, teknisyenlerimizin emeği, işçilerimizin alın teri ve milletimizin sarsılmaz iradesi vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayisinde millîleşmeye verdiği önem de bu büyük dönüşümün siyasi iradesini oluşturmuştur. Şunu da unutmamak gerekir: Türkiye'nin büyümesi yalnızca fabrikaların çoğalması, yolların yapılması veya yeni teknolojilerin geliştirilmesi değildir. Türkiye'nin büyümesi, aynı zamanda bağımsız karar verebilme gücünün artmasıdır. Çünkü kendi savunmasını başkalarının merhametine bırakan bir ülkenin tam bağımsızlığından söz etmek kolay değildir. İşte Türkiye, bu bağımlılığı azaltmak için yıllardır büyük bir mücadele veriyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in açıklamalarını bu bakımdan son derece anlamlı buluyorum. Pakistan sıradan bir dost ülke değildir. Türk milleti ile Pakistan halkı arasındaki kardeşliğin kökleri tarihin derinliklerine uzanır. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'ya gönülden destek veren Hint Alt Kıtası Müslümanlarının dayanışmasını bu millet unutmadı, unutmayacaktır. Bugün Türkiye'nin başarısından Pakistan'ın sevinç duyması, Pakistan'ın huzur ve refahından da Türkiye'nin mutluluk duyması işte bu tarihî kardeşliğin eseridir. Şahbaz Şerif'in Türk iş dünyasına yaptığı çağrıyı da yalnızca ekonomik bir davet olarak görmemek gerekir. İki kardeş ülkenin üretimde, teknolojide, ticarette ve yatırımlarda daha fazla iş birliği yapması, her iki ülkenin geleceğine hizmet edecektir. Türkiye güçlü olursa dostları da güç kazanır. Pakistan güçlü olursa Türkiye de bundan memnuniyet duyar. Ancak burada önemli bir gerçeği de göz ardı edemeyiz. Ülkemizin savunma sanayisindeki başarılarıyla gururlanırken ekonomik sıkıntıları, emeklimizin geçim derdini, dar gelirli vatandaşımızın yaşadığı zorlukları da unutmamalıyız. Çünkü büyük devlet olmak yalnızca güçlü silahlar üretmekle değil, vatandaşına huzurlu ve müreffeh bir hayat sunabilmekle de mümkündür. Ben inanıyorum ki Türkiye, savunma sanayisinde gösterdiği başarıyı ekonomik refahın toplumun bütün kesimlerine yayılmasında da gösterebilecek imkânlara ve insan gücüne sahiptir. Yeter ki çalışmaktan, üretmekten, adaletten, dürüstlükten ve birlik beraberlikten vazgeçmeyelim. Bugün dünya üzerinde yaşanan gelişmelere baktığımızda güçlü olmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Gücü olmayan devletlerin sesini duyurmakta zorlandığı, ekonomik ve askerî bakımdan bağımlı ülkelerin büyük baskılarla karşılaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi yalnızca bir tercih değil, tarihî bir zorunluluktur. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Başka milletlerin zenginliğinde, huzurunda veya bağımsızlığında da gözümüz yok. Bizim istediğimiz, kendi vatanımızda başımız dik, alnımız açık, bayrağımız göklerde dalgalanırken onurumuzla yaşayabilmektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlenmesinden rahatsız olanlar olabilir. Ancak biz başkalarının rahatsızlığına değil, kendi milletimizin geleceğine bakmak zorundayız. Dün Çanakkale'de imkânsızlıklar içerisinde destan yazan, Millî Mücadele'de yokluklara rağmen bağımsızlığından vazgeçmeyen bir milletin torunlarıyız. Bugün elimizdeki imkânlar dünün şartlarından çok daha ileridedir. Öyleyse bize düşen, geçmişimizin fedakârlıklarından güç alarak geleceğimizi daha sağlam temeller üzerinde inşa etmektir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'e Türkiye hakkındaki güzel değerlendirmeleri ve iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirmeye yönelik çağrısı için teşekkür ediyorum. Dostlarımızın ülkemizin başarılarını takdir etmesi bizi elbette sevindirir. Fakat bizim asıl görevimiz, bu takdiri hak edecek çalışmalarımızı artırmaktır. Unutmayalım ki güçlü Türkiye yalnızca bugünün meselesi değildir. Çocuklarımızın, torunlarımızın ve henüz dünyaya gelmemiş nesillerimizin geleceği meselesidir. Biz bu toprakları kolay vatan yapmadık. Şehitlerimizin kanıyla sulanan, gazilerimizin fedakârlıklarıyla korunan bu aziz vatanı daha güçlü, daha müreffeh ve daha itibarlı bir ülke olarak gelecek nesillere teslim etmek hepimizin boynunun borcudur. Ne mutlu ki bu milletin geçmişinde şanlı bir tarih, bugününde büyük bir mücadele, geleceğinde ise gerçekleştirmeyi bekleyen büyük hedefler vardır. Rabbim devletimize güç, milletimize birlik, ordumuza kuvvet, ülkemize huzur versin. Türkiye büyüsün, Türkiye güçlensin, Türkiye üretsin. Çünkü güçlü bir Türkiye, yalnızca Türk milletinin değil, kendisinden dostluk ve dayanışma bekleyen nice mazlumun da umududur. Ne mutlu Türk'üm diyene!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23