Hukukçular, Özgecan Aslan cinayeti davasında savcının sanıklar için istediği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları için indirim uygulanmaması talebini değerlendirdi.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer, yaptığı değerlendirmede, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK), "Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir" hükmüne yer verildiğini anımsattı.
Sözüer, "Görüldüğü üzere TCK'da takdiri indirim nedeni, otomatik olarak uygulanmaz. Yani bu indirim zorunlu olarak yapılması gereken bir indirim değildir. Yargıtay kararlarında da bu hususa işaret ediliyor" dedi.
Özellikle kadınlara yönelik cinayet davalarında bu indirimin otomatik olarak uygulanmasının eleştirildiğini belirten Sözücer, her olayın özelliğinin farklı olduğunu, mahkemenin somut gerekçelerini göstererek, takdiri indirimi uygulayabileceğini ya da uygulamayabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Sözüer, "Özgecan davasında savcı, takdiri indirim nedeni uygulanmasın talebinde bulunmuş. Bu kanuna aykırı bir talep değil. Ama önemli olan mahkemenin bu talebi, yerinde görüp görmeyeceği. Şimdi mahkemenin kararını beklemek gerek" diye konuştu.
"Eylemin ağırlığının önemi yok"
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Hakeri de son dönemde kadın cinayetleriyle ilgili indirim hükümlerinin uygulanmaması yönünde talepler olduğunu belirtti.
Özellikle kamuoyu önünde olan dava dosyalarında hakimlerin de indirim kararlarıyla tepki almak istemediğini dile getiren Hakeri, kanunun indirim için, yargılama sürecindeki davranışları işaret ettiğini söyledi.
Kanuna göre, yargılama sürecinde mahkeme ile işbirliği yapmış, olumsuz tutumu, saygısızlığı olmamış, pişmanlık göstermiş olması halinde sanık için takdiri indirim uygulanabileceğini anlatan Hakeri, şöyle konuştu:
"Öyle bir fail vardır ki hiçbir pişmanlık göstermez. Yargılama, mahkemeyle cebelleşme içinde sürer. Kanun bu konuda mahkemeye yetki vermiş, 'ikisini aynı kefeye koyma' demiş. Burada eylemin ne kadar ağır olduğunun hiçbir önemi yok. Eyleme zaten müebbet öngörüyor ama fiilden sonraki davranışlarına bakarak 'madem ki iyi durmuş, güzel yargılama yapmışınız, pişmanlığını göstermiş indirim yap' diyor."
İndirim hükümlerinin uygulanmaması halinde failin, "aynı cezayı alacaksam niye pişmanlık göstereyim" diyebileceğini belirten Hakeri, "Evet, eylem çok kötü, bu tip eylemler arttı. Ama kanunun uygulanması noktasında şartlar oluşmuşsa, indirim hükümlerini uygulamak lazım. Kanunu değiştirirseniz, 'önemli olan fiilin ağırlığıdır' derseniz tamam ama kanun öyle demiyor. Savcı eğer, fiilden sonraki davranışını göz önünde bulundurarak indirim hükümlerinin uygulanmamasını istediyse doğru ama kamuoyu tepkisini göz önünde bulundurarak bunu istemişse doğru değil" değerlendirmesinde bulundu.
Avukat Nevin Korkmaz Zor ise kadın cinayetlerinin son bulması için bu tür davalarda çıkacak kararların, önemli rolü olduğunu söyledi.
Bir kadın hukukçu gözüyle, savcının ceza indirimi uygulanmaması yönündeki mütalaada bulunmasını isabetli bir karar olarak değerlendiren Zor, "Ortada bir insanın, bir kadının canavarca katledilmesi olayı var. Zaten ceza indirimi yapılması için yasal şartların oluşması gerekiyor, böyle bir yasal şartlar da ortada yok. Bu davadan çıkacak karar, emsal teşkil edecektir, bu açıdan bundan sonraki kadın cinayetlerini etkileyecek şekilde en azından caydırıcı, azaltıcı yönde olmalıdır" dedi.
Bir erkeğin şiddete başvurmasının, gücünü değil, acizliğini gösterdiğini söyleyen Zor, bu tür olayların yaşanmaması için de eğitime büyük önem verilmesi gerektiğine dikkat çekti.