• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Onurlu bir hayat için

Meslek sahibi olmak hem kulların hem de Allah’ın sevdiği bir durumdur. Meslek sahibi olan insanlar onurlu insanlardır. Eli iş tutan insanlar görece daha karakterli olur.

Yeniakit Publisher
2020-10-18 18:46:00 -
Onurlu bir hayat için

Fırsat buldukça gençlerle vakit geçirmeye çalışırım. Onlara onların dünyasından sorular sorarım. Hayallerini, ideallerini, yaşadıkları zamanı nasıl algıladıklarını merak ederim. Elbette gelecek adına umutlandığım anlar oluyor ama ekseriyetle “kabına sığmayan, cevval, planlı, çalışkan, tutkulu, sabırlı” muhataplar bulmakta güçlük çekiyorum. Bugün bunun sebeplerine girmeyeceğim. Konu uzar. Bugünkü arzum “bir meslek sahibi olmanın” önemi üzerine bir kaç kelam etmek. Ekmek aslanın ağzında biliyorum ama evlatlarımızı birer meslek sahibi olarak yetiştirmezsek ne bir aslan bulabiliriz şu hayatta ne de aslanın ağzından alınacak helalinden bir ekmek?

Ana kuzusu çocukların, hımbıl, tembel, ürkek, sakallı bıyıklı “ana kuzusu” adamlıkları olur.

Meslek sahibi olmak hem kulların hem de Allah’ın sevdiği bir durumdur. Meslek sahibi olan insanlar onurlu insanlardır. Eli iş tutan insanlar görece daha karakterli olur.

Ve işinin üstünde sebatla ilerleyenler zamanla olgunlaşır, önünde sonunda düzgün, kişilik sahibi bireylere dönüşürler. Ne yapıp edip evlatlarımızı sorumluluklarını bilen, maharetli ve sebatkâr yetişkinlere dönüştürmekten başka doğru seçeneğimiz yok.

Okumak. Fakülteler bitirmek. Dünyevi unvanlar almak. Eyvallah. Güzel olur. Ancak çocuklarımızın önündeki tek gaye bu olmamalı. Bir fakültede okuyamayan çocuk kendisini ezilmiş hissetmemeli. Doğru olmaz. Çocuklarımız istidatları yönünde sorumluluk sahibi olsunlar da ister okusunlar, ister okumasınlar fark etmez. İster diplomaları olsun, ister olmasın. Hiç mühim değil. Bakınız yeryüzünün liderleri, rol modelleri peygamberlerdir.

Birçok icada imza atan, maddi manevi yaşamımızı kolaylaştıran, çığırlar açan sayısız devrime imza atanlar peygamberler olmuştur. Hiç birisinin bir diploma takıntısı olmadı.

Hiç birisinin klişeleri, insan eliyle çizilmiş sınırları, dar fikirleri, kısır hayalleri olmadı.

Ama istisnasız herbirinin bir işi, bir mesleği oldu. Allah’ın onlara bahşettiği aklı, fikri ve kabiliyeti sonuna kadar hürce kullandılar. Biz ümmetlerine örnek oldular.
Mesela bizim peygamberimiz HZ. MUHAMMED aleyhisselam küçük yaşlarında çobanlık yaptı. Daha sonra ticaretle uğraştı. Mahir bir tüccar oldu. Kervanları idare etti. Hiç kimseye muhtaç olmadan iaşesini ticaretten çıkardı. Hazreti Davut demirciydi. Enfes zırhlar yapar, silahlar üretirdi. Hazreti İsa marangozdu. Ev aletleri yapar, satar, geçimini bu yolla temin ederdi. Zekeriya Aleyhisselam da marangozdu. Ahşap evler ve mobilyalar üretirdi.

Hazreti Lokman doktor ve eczacıydı. Hazreti Üzeyir bahçıvandı. Meyve ağaçlarını ilk defa aşılayanın, fidan yetiştirenin, budama işlerini insanlara öğretenin o olduğu rivayet edilir. Bağ ve bahçe işleriyle uğraşanların piri oydu. Hazreti Yunus balıkçılıkla meşguldü. Hazreti İlyas dokumacı ve iplikçilik yaptı. Hazreti Zülkifl ise fırıncıydı. Ekmek pişirir, satar ve maişetini bu yolla sağlardı. Hazreti Süleyman hükümdar olmasına rağmen madencilikle uğraşırdı. Bakır madenini ilk bulup işleyenin o olduğu söylenir. Hazreti Şuayb ve Hazreti Eyyüb ziraatçıydı. Saati ilk icat edenin, toprak mahsulleri ofisini ilk defa kuranın, bolluk zamanında depolamayı, kıtlık zamanında halka dağıtmayı düşünenin Hazreti Yusuf olduğunu duymuş muydunuz? Hazreti İsmail kara ve deniz avcılığı ile geçimini sağlardı. Ayrıca onlarca dil konuşurdu. Lisanıyla insanların işlerini kolaylaştırırdı. Tercümanların piri de oydu desek yeridir. Hazreti İbrahim hem tüccar hem de inşaatçıydı. Cömertliği ve zenginliği sayesinde nice muhtaçların imdadına koşardı. Hazreti Salih’in sürülerle devesi vardı. Develerini yetiştirir, sütlerini işler, satıp dünyalığını temin ederdi. Malum Salih peygamberin devesi meşhurdur. Hazreri İdris “dikiş iğnesini” ilk icad eden kişidir. İğneye delik açan, iplik geçiren olduğundan, terzilerin babası sayılır. Hazreti Şid ise dokuma-mensucat sanayiinin ilk kurucusuydu. Ve daha nice peygamberler. Ashab da aynı şekilde...

Hazreti Ebu Bekir tüccardı. Hazreti Ömer hem çobanlık yaptı hem de birinci sınıf Arap atları yetiştirip İran ve Roma’ya sattı. Halifeliği boyunca kendi alın teriyle kazancını sağladı, hatta zaman oldu inşaatlarda amelelik yaptı. Selmanı Farisî berberdi.

Hazreti Osman uluslararası ticaretle meşgul oldu. Kuru gıda ve kumaş toptancılığı ile zengin ve cömert bir iş adamı olarak hayatını geçirdi. Hazreti Ali bizzat Peygamberimizden ilim öğrendi. Ashabın en büyük alimlerinden oldu. Muallimlik yaptı. Yeri geldi eşi Fatıma’nın eğirdiği yünleri satıp ailesine baktı. Allah Rasülünün yeğeni olmasına rağmen hiçbir zaman boş durmadı. Çalıştı. Sahabenin tamamının bir kazanç kapısı, bir işi, bir mesleği vardı. Evet, belki de ilk defa peygamberlerin ve sahabelerin mesleklerini detaylıca duydunuz. Elbette, meslek sahibiydiler. Aksini düşünmek mümkün değil zaten.

Peygamber olsalar dahi her birinin bir mesleği, mahir oldukları, ustası oldukları bir işi vardı.

(Devamı yarın inşaallah…)
> Ahmet Kemal ÖNCÜ

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23