Öfkesine hâkim olanların mükâfatı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek kolaydır. Asıl zor olan, kötülük eden kimseye de iyilikle karşılık verebilmektir. Âyet-i kerîmede buyrulur ki:
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” (Fussilet, 34)
Hakîkaten, öfke denizi kabaran insanın, kendine hâkim olması çok zordur. Bu sebeple Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu dirâyeti gösterebilen mü’minler için şöyle buyurmuştur:
NEFSİNE HÂKİM OLABİLEN KİMSE
“Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir.” (Buhârî, Edeb, 102; Müslim, Birr, 106-108)
Böyle bir kimsenin nâil olacağı mükâfat ise, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bildirdiği üzere şöyle olacaktır:
“Gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, öfkesini yenen kimsenin kalbini Allah, emniyet ve îmanla doldurur.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 3; Tirmizî, Birr, 74)
MÜKÂFATINI ALLAH’IN VERECEĞİ KİŞİLER
Rivâyet edilir ki, kıyâmet günü bir münâdî: “Mükâfatlarını bizzat Allâh’ın vereceği kişiler nerededir?” diye nidâ edince, insanları affedenlerden başkası ayağa kalkmaz.” (Rûhu’l-Beyan, III, 298)
Nitekim âyet-i kerîmede:
“Bir kötülüğün cezâsı, ona denk bir kötülüktür. Kim de bağışlar ve sulhü temin ederse, onun mükâfâtı Allâh’a âittir…” (eş-Şûrâ, 40) buyrulmaktadır.
Bir başka âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak, öfkesini yutarak insanları affeden kimselerin, takvâ sâhibi kullar olduğunu bildirmektedir. (Bkz. Âl-i İmrân, 134)
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Gönül Yolculuğu, Erkam Yayınları, 2013