O ülkeden tarihi göç hamlesi: Yarım milyon kişiye oturma ve çalışma izni kapısı açılıyor
İşçi açığı büyüyen İspanya ekonomisi çareyi göçmenlerde buldu. Hükümet, 500 bin düzensiz göçmeni yasal statüye geçirmek için kapsamlı bir düzenleme başlattı. Yeni sistemle hem kayıt dışı çalışma bitecek hem de ülkenin iş gücü açığı kapatılacak.
Avrupa’da nüfus yaşlanırken ve birçok sektörde çalışan bulmak zorlaşırken, İspanya radikal bir adım attı. Hükümet, ülkede yıllardır düzensiz statüde yaşayan yüz binlerce göçmeni kapsayan geniş çaplı bir yasallaştırma programını devreye almaya hazırlanıyor. Plan kapsamında yaklaşık 500 bin kişiye yasal ikamet ve çalışma izni verilmesi hedefleniyor.
Yetkililer bu adımı, “hem insan haklarını koruyan hem de ekonomiyi güçlendiren çift yönlü bir çözüm” olarak tanımlıyor.
Şartlar netleşti takvim açıklandı
Düzensiz göçmenlerin kayıt altına alınmasını ve iş gücü piyasasına entegre edilmesini amaçlayan düzenleme için başvuru kriterleri de belli oldu.
Programa katılmak isteyenlerin 31 Aralık 2025’ten önce İspanya’ya giriş yapmış olması, en az beş aydır ülkede yaşadığını belgeleyebilmesi ve sabıka kaydının bulunmaması gerekiyor.
Başvuruların Nisan 2026’da başlaması ve 30 Haziran 2026’ya kadar sürmesi planlanıyor. Başvurusu kabul edilenlere bir yıl geçerli oturma izni ile ülke genelinde yasal çalışma hakkı tanınacak.
İspanya’nın her yıl 300 bin işçiye ihtiyacı var
İspanya Göç Bakanı Elma Saiz, düzenlemenin yalnızca sosyal uyum için değil, ülkenin ekonomik sürdürülebilirliği açısından da kritik olduğunu vurguladı. İspanya Merkez Bankası ve Birleşmiş Milletler verilerine göre ülkenin refah sistemini koruyabilmesi için her yıl yaklaşık 300 bin yeni göçmen işçiye ihtiyaç duyuluyor.
Uzmanlar, bu adımla birlikte kayıt dışı ekonominin daraltılacağını, düşük ücretli ve güvencesiz çalışmanın azalacağını ve vergi gelirlerinin artacağını belirtiyor.
Daha önce de denenmişti
İspanya, 1980’lerden bu yana benzer kayıt altına alma programlarını uygulayan ülkeler arasında yer alıyor. Ancak bu kez planlanan kapsam, Avrupa’daki en büyük yasallaştırma adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Göç politikalarının sertleştiği bir dönemde Madrid’in attığı bu adım, hem insani hem ekonomik yönüyle kıta genelinde tartışma yaratmaya aday görünüyor.