İsraf, kişinin durumuna göre değişiklik gösterse de genel olarak yemek, içmek, giyip, gezmek gibi meşru hususlarda belirli sınırı aşmak olarak belirtilir. Rabbimizin bize bildirdiği, Resûlullah’ın (s.a.s.) bize öğrettiği; hangi konuda ne şekilde olursa olsun israf haramdır, yerilmiştir.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde israftan meneder, israf edenleri sevmediğini açıklar.
Allah’u Teâlâ: “…Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf 7/31) buyurur.
Peygamberimiz (s.a.s.) de: “Evet, akan bir nehirde bile abdest alıyor olsanız, gereğinden fazla kullanacağınız su israftır.” (İbn Mâce, Tahâret, 48) buyurmuş.
İsraf bazen göreceli olabiliyor. Mesela gittikçe iklim değişikliğinin yaşandığı, tüm dünyada su krizinin kapıda olduğunu herkes fark etmesine rağmen bir türlü su israfının önüne geçilememektedir.
Ekmeğini çöpten toplayan nice insanın varlığının bilinmesine rağmen, herkes buna şahit olduğu halde kimse yığınlarla çöpe bıraktığı yiyecek içecekleri israf ettiğini düşünememekte.
En duyarlısı, ekmeği birileri belki hayvanlarına verir; beğenmediği, giymek istemediği elbiseleri-ayakkabıları birileri giyer düşüncesiyle çöpün yanına bırakır.
İSRAF NANKÖRLÜKTÜR
Ancak kimse eşya, giyecek, yiyecek-içecekle evin de konulacak yer bırakmadığını düşünmez.
Kurumlarda da israfın zaten haddi hesabı yok.
Açık büfe tarzı yelerde hasbelkader, birkaç kez de olsa gitmişliğimiz olmuştur. İnsanlar doymadığında bir daha alma imkânı olmasına rağmen kaplarını tıka basa dolduruyor ve maalesef yarısı çöpe atılıyor.
İşyerlerindeki yemekhanelerde aynı durumla karşılaşıyoruz.
Uyarmaya kalktığınızda kendini bilmezlerin, “benim bedenim, benim tercihim…” hadsizliği gibi burada da “benim istihkakım, istediğimi yer istemediğimi çöpe atarım…” restini çekebiliyorlar.
Şu an ramazandayız mesela, Allah rızası için oruçluya verilen iftar yerlerindeki israf ne yazık ki bundan aşağı değil.
Yemeğin sonunda istediği kadar “Bizi yediren-içiren, rızıklandıran ve Müslümanlardan kılan rabbimize hamdolsun… Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez...” duaları yapılsın kimsenin anladığı ve dikkate aldığı yok.
Efendimizin “akan bir nehirde bile olsa… gereğinden fazla kullanacağınız su israftır.” Sözü aslında her şeyi açıklıyor.
Sonuç olarak bilmeliyiz ki Kur’an’da Mü’minlerin bir vasfı da israftan kaçınmaktır. Allah israf edenleri sevmez. İsraf nimetteki bereketi giderir, şükrün zıddıdır, nankörlüktür. Allah ve Resulünün nehyettiği, sevmediği ve haram kılınan bir davranıştır. Müsrifler şeytanın kardeşidirler. Rabbimiz şöyle buyurur: “Onlar, harcadıklarında ne isrâf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan 25/ 67)
“Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. (İsrâ 17/27)