Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP’li vekillerin terör örgütüne verdiği desteğe milletin tahammülünün kalmadığını belirterek, sert mesajlar verdi: Terör örgütüne yardım eden milletvekili değili teröristtir. İntihar bombacısına sahip çıkan parti olamaz. Artık bu işlerin düzene girmesi gerekiyor. Bu fezlekeler parlamentonun raflarında çürümemelidir. Meclis gereğini yapmalıdır.
Beştepe'de muhtarlar buluşmasının 21'incisinin gerçekleştiği toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer'in, Ankara saldırısının failine taziye ziyaretine ve HDP'li vekillerin terör örgütüne desteğini sert bir dille eleştirdi. Bu davranışlara artık milletin tahammülünün kalmadığını belirten Erdoğan, özetle şunları söyledi:
Dünyanın her yerinde hangi ülke kökenli olursa olsun, tüm Kürtleri kendi kardeşimiz olarak görüyor sahip çıkıyor, bağrımıza basıyoruz. Birileri ne yapıyor? Gidiyor Ankara'daki alçak eylemle 29 kişinin kanına giren teröristin sözüm ona taziyesinde boy gösteriyor. Bir başkası Mecliste bu alçaklığa sahip çıkıp, devleti suçlamayı sürdürüyor. Böyle milletvekilliği, böyle siyasetçilik, böyle siyaset olmaz. Dünyanın hiç bir yerinde sivilleri hedef alan intihar bombacılarına sahip çıkan siyasetçi, siyasi parti, milletvekili göremezsiniz.
BU İŞLER DÜZENE GİRMELİ
Bu kişiler geçmişte 'Bize demokratik bir süreç imkanı, parlamentoya girme imkanı vermiyorlar' diyordu. Girdiniz, siz parlamentoya girdiğinizden bu yana hiç rahat durdunuz mu? 80 milletvekiline kadar da çıktınız yine rahat durmadınız. 80 milletvekili aldığınız anda bile yine terör çığırtkanlığı yapıyordunuz, yine Kürt kardeşlerimizi sokağa çağırıyordunuz. Artık Türkiye'de bu işlerin bir düzene girmesi gerekiyor.
MİLLETVEKİLİ DEĞİL TERÖRİST
Bölücü terör örgütünün sözcülüğünü yapmak dışında hiç bir işe yaramayan, hiçbir Meclis faaliyetinde bulunmayan partiye, milletvekillerine ne bu milletin ne de bizlerin tahammül etmek gibi bir gayreti olamaz, böyle bir zorunluluğu da olamaz. Arabasıyla terör örgütüne silah taşıyan, örgütün sığınaklarında teröristlere canlı kalkanlık yapan, evini teröristlere tahsis eden, terör örgütünün her eyleminde ön safta yer alan milletvekili, milletvekili değil teröristin ta kendisidir.
MECLİS GEREĞİNİ YAPMALIDIR
Meclisin önümüzdeki günlerde bu konuda milletin hissiyatını karşılayacak tedbirleri alacağına inanıyorum. Meclisimize gönderilen bu fezlekeler Mecliste karşılığını bulmalıdır. Bu fezlekelere karşı tüm milletvekilleri bence sağduyulu davranıp gereğini yapmalıdır. Artık milletimizin buna tahammülü kalmamıştır. Ben parti kapatmaya karşıyım. Suçu işleyen kurum değil, bireydir, insandır, dolayısıyla da ceza kuruma değil, bireye verilmelidir. Kimse bu insanlar, bedelini ödemelidir.
RAFLARDA TOZLANMAMALIDIR
Anayasamız ve yasalarımız ortada eğer bir milletvekili terörle mücadele kapsamında suç olarak görülen bir tutum içerisindeyse elbette gereği yapılmalıdır. Milletvekili sıfatı taşımak, nasıl terörist gibi davranmaya mani olamıyorsa, aynı şekilde cezalandırılmaya da engel olamaz. Milletimizin acısını ağırlaştıran bu tür görüntüler konusunda siyasi partilerimizden çok daha fazla hassasiyet bekliyorum. Bu fezlekeler parlamentonun raflarında çürümemelidir. Parlamentoda bunlar tozlanmamalıdır, gereği yapılmalıdır ve bunlara karşı nasıl tavır koyacak, millet de bunu görmelidir.
Çukur açanları oraya gömeriz
Eğer milli birliğimize, toprak bütünlüğüne halel gelmesine meydan verecek bir gaflete düşülürse şehitlerin, gazilerin ve ecdadın kendilerinden davacı olacağına işaret eden Erdoğan, ülkesine ve milletine zarar verecek davranışlar içinde olanlar bulunduğuna işaret etti. Erdoğan, “Bu kişiler kendilerini ne bu millete ne de bu ülkeye ait hissetmiyorlar. Böyle olduğu için de kim Türkiye'nin karşısına çıkarsa açıkça ve sinsice onun yanında saf tutuyorlar. Bunlar arasında ülkemizin toprak bütünlüğüne saldıran eli silahlı teröristler var, bunlar arasında Türkiye'yi uluslararası alanda müşkül duruma düşürmek için sürekli malzeme üretenler ve yayanlar var. Türkiye'nin DAİŞ terör örgütüne destek verdiği iftirası bu ülkeye ve bu millete düşmanlık değil de nedir? Türkiye güçlü bir ülkedir, çukur açanı açtığı çukura gömerek, imza atanı attığı imzanın utancına gark ederek, kem söz söyleyeni sözünün ağırlığı altında ezerek hepsinin de üstesinden geleceğiz” dedi.
PYD de ateşkes dışı bırakılmalı
Bu süreçte Suriye'deki gelişmelerden en fazla etkilenen ülke konumundaki Türkiye'nin de hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Erdoğan, “Ateşkes sürecini yakından takip edeceğiz. PYD-YPG de tıpkı PKK, DAİŞ ve El-Kaide gibi bir terör örgütü. Türkiye olarak PKK'ya, DAİŞ'e nasıl bakıyor ve davranıyorsak PYD-YPG'ye de aynı şekilde bakıyoruz.
MÜTTEFİKLİĞE YAKIŞMAZ
Bizim ısrarla terör örgütü dediğimiz, buna ilişkin bilgi ve belgeleri paylaştığımız bir örgüte çok daha ısrarlı bir şekilde 'terör örgütü değildir' denilmesi müttefikliğin ruhuna yakışmaz. Bu iş Türkiye için bir beka meselesidir. Müttefiklerimizin artık bu konuda bir yol ayrımına geldiklerini görmeleri için meseleyi daha açık nasıl anlatabiliriz inanın bilmekte zorlanıyorum. Esasen DAİŞ ve El Nusra nasıl ateşkesin dışında tutuluyorsa bunlar gibi bir terör örgütü olan PYD-YPG de ateşkesin kapsamı dışında olmalıdır” dedi.
BU KOMEDİYE SON VERİN
Erdoğan, “Ankara saldırısı ve güney bölgelerdeki bazı ilçelerde yaşanan eylemleri PKK ve PYD-YPG'nin birlikte gerçekleştirdikleri cümle alemin malumu. PYD-YPG'nin, PKK'nın uzantısı bir terör örgütü olduğu gerçeğinin artık herkes tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Bu örgütün terör örgütü olduğunun kabulu için illa PKK-PYD'nin bombalarını Ankara'da değil de başka başkentlerde mi patlatması lazım? Böyle bir vicdansızlık böyle bir duyarsızlık olabilir mi? Artık bu komediye, gülünç oyuna son verilmeli. 'Ben PKK ile birlikte hareket ediyorum' diyen bir örgüte 'hayır senin PKK ile bir ilgin yok' demek bizim de tüm dünyanın aklıyla alay etmektir. Bizimle de kimsenin alay etmeye hakkı yoktur” dedi.
Milletler mezarlığı
Bu coğrafyanın, pek çok medeniyete beşiklik etmiş kadim bir coğrafya olduğunu kaydeden Erdoğan, “Bu coğrafya mümbit, cazip bir coğrafyadır ama aynı zamanda bu coğrafya medeniyetler, devletler, ordular, milletler mezarlığıdır. Kimler gelip kimler geçmedi ki buralardan” ifadesini kullandı. Erdoğan, Osmanlı'nın etki alanının 24 milyon kilometrekareyi bulduğunu elde 780 bin kilometre vatan toprağı kaldığını hatırlatarak “Bu son sınır, bir santimi dahi feda edilemez” dedi. Erdoğan şöyle konuştu: Ordularınız, ekonomik gücünüz ne kadar büyük olursa olsun, işe yaramaz hale gelir. Bu coğrafya devletler, ordular, mezarlığıdır. Çünkü 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları gelmenin kolay, tutunmanın zor olduğu bir yerdir. Bunun böyle bilinmesi lazım” dedi.
Cellatla kurban aynı kefede
Suriye'deki sorunun çözümüne yönelik uluslararası girişimlerin bilinçli olarak ya rayından çıkarıldığını ya da çıkmaza sürüklendiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: “Suriye'de ateşkes için varılan uzlaşmaya ilkesel olarak elbette olumlu bakıyorum. Biz de Suriyeli kardeşlerimize nefes aldıracak bir ateşkesi destekliyoruz. Ancak bu ateşkesle ülkesinde yarım milyona yakın vatandaşının katledilmesinden sorumlu Esed rejimiyle onu destekleyen güçlere açık ve güçlü bir destek verilirken, muhalifler konusunda halen ikircikli bir dil kullanılması endişe vericidir. Bölgede kimin hangi muhalefet grubundan olduğunun tespitini şayet Rusya, Esed rejimi ve PYD-YPG gibi yapılar gerçekleştirecekse ortada vahim bir durum var demektir. Cellatlar ile kurbanların aynı kefeye konduğu, kontrolün de cellatlara verildiği intibaı doğuran bu durumun yeni ve daha trajik gelişmelerin kapısını açmasından endişe ediyoruz. Suriye'nin gerçek sahiplerinin dışlandığı, onların fedakarlıklarının ve beklentilerinin karşılanmadığı bir ateşkes, sadece Esed rejimine ve onunla birlikte hareket edenlerin ekmeğine yağ
sürecek demektir.”