Türkiye’de her yıl 10 kadından biri meme kanserine yakalanıyor.
Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra kadınlarda ikinci ölüm sebebi.. Kadınların tam kâbusu. Çünki erkeklerden ziyade kadınları tehdit ediyor. Tehdit edilen kadınların büyük çoğunluğu büyük şehirlerde yaşayan “modernleşme çarkı” içine çekilen kadınlar. Bunların ortak özelliği çocuksuz veya az çocuklu olmaları ve iş hayatında bulunmaları.
Tahminlere göre 20 yılda 25 milyon kadın meme kanserine yakalanacak; bunun yüzde 70’i Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde olacak.
“Çağdaş yaşam” sloganları kadınları meme kanserine doğru adeta bile bile itiyor. İş hayatının stresine, yorgunluğuna çekilen, doğum yapmaktan ve en önemlisi bebeğini emzirmekten uzaklaştırılan kadın, yaradılış hikmetinin dışında bir yaşama iteklendikçe, kanser riski de o oranda artıyor.
Meme kanserlerinin yüzde 99’u kadınlarda, yüzde 1’i erkeklerde görülüyor ve dünyada her yıl 8 kadından, Türkiye de ise 10 kadından biri meme kanserine yakalanıyor.
Doğum yapan ve bebeğini en az iki yaşına kadar emziren kadınların meme kanserine yakalanma riskinin az olduğunu bilimsel araştırmalar belgeliyor.
ABD'de yapılan bir araştırma, doğum yapan ve emziren kadınların, bebekten anneye geçen ve koruyucu etkisi olan hücreler sayesinde meme kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.
Washington Eyalet Üniversitesi Kanserle Mücadele Araştırma Merkezi'ndeki bilim adamlarının yaptığı araştırma bunu açıkça gösteriyor. Araştırma "Cancer Research" adlı dergide de yayınlandı. Bunları bile bile bizdeki “çağdaş yaşam” budalalığını rehber edinmişler, genç kızları, kadınları çalışma hayatına çekmeye, doğum yapmaktan ve bebeğini emzirmekten uzaklaştırmaya çabalıyor. Ve maalesef yetişen yeni nesiller kendilerine kurulan tuzağı fark edemiyor.