Mandacı zihniyet Malazgirt’e kör
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Devletin zirvesi, Cumhur İttifakı, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısı olarak nitelendirilen ve Türk-İslam medeniyetinin bu coğrafyadaki varlığını perçinleyen Malazgirt Zaferi etkinlikleri için Ahlat’ta buluşurken, küresel emperyalistlere göbekten bağlı olan mandacı zihniyet yine bu kutlu günde bir defa daha milli olmadığını tescilledi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Devletin zirvesi, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısı olarak nitelendirilen ve Türk-İslam medeniyetinin bu coğrafyadaki varlığını perçinleyen Malazgirt Zaferi etkinlikleri için Ahlat’ta buluşurken, küresel emperyalistlere göbekten bağlı olan mandacı zihniyet yine bu kutlu günde bir kez daha milli olmadığını tescilledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ve Cumhur İttifakı paydaşlarının bir araya geldiği Ahlat’taki etkinliklere, devlet kuran parti olduklarıyla sürekli övünen CHP’nin yanı sıra, Kandil’in siyasi uzantısı DEM Partisi, ırkçılık politikasıyla fitne tohumları ekerek kardeş halkları düşmanlaştırma çabasını sürdüren Ümit Özdağ yönetimindeki Zafer Partisi, Terörsüz Türkiye sürecine hayır diyerek ülkemizin huzur iklimine kavuşmasını istemeyen İYİ Parti ile her fırsatta ülkemizi batılı dostlarına şikayet eden ve Avrupa’nın kapılarında iktidar medet umarak yeni bir soluk adı altında Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti, Malazgirt etkinliklerinde yer almadı. Muhalefetin bu milli günde sergilediği tutum, malum zihniyetin milletin değerlerinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha tescilledi. Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ve Türk-İslam medeniyetinin bu coğrafyadaki varlığını perçinleyen Malazgirt Zaferi’nin, siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir milli değer olduğu ifade edilirken, Ahlat’taki buluşmaya katılmayan partilerin tutumunun milletin tarihi ve manevi değerlerinden uzaklaştığını bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.
Konuyla ilgili gazetemize konuşan siyaset bilimci Dr. Tunç Taşbaş, “Anadolu’nun kapılarının İslam’a ve Türklüğe açıldığı, tarihin akışını değiştiren o büyük gün. 1071 Malazgirt Zaferi, sadece geçmişte kalmış askeri bir başarı değil; bugün üzerinde yaşadığımız toprakların tapu senedidir. Bizim hikayemiz Ahlat’ta başlar, Malazgirt’te şahlanır. Yakın gelecekte Türkiye bölgedeki en büyük güç odağı olacak; ancak bu güç, köklerini unutmayanların sırtında yükselecek. Bugün, bu kutlu zaferin yıl dönümünde, devletin birlik tablosunda kimlerin olmadığını çok iyi görüyoruz. CHP’nin ve Yeni Parti’nin bu toprağın derin kökleriyle olan kopukluğu zaten malum. Onların siyasi ufku, Batı’nın çizdiği sınırların ve ezberlerin ötesine geçemez. Tüm mazlum milletlerin, Müslümanların gözü, umudu bu coğrafyada, Ahlat’ta, Malazgirt’te. Tarih yine Malazgirt’te yazılacak ve orada olmayanlar tarihin tozlu sayfalarında unutulacaklar” ifadelerini kullandı.
“BİR OLURSAK GÜÇLÜYÜZ BİRLİKTE OLURSAK TÜRKİYE’YİZ”
Türk milletinin tarih boyunca zor zamanlarda ayrışarak değil, birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek tarih yazdığını ifade eden Av. Hüseyin Sezen, muhalefetin milli atmosferin dışında kalmasını üzüntüyle karşıladıklarını dile getirdi. Bu durumun ilk kez yaşanmadığını ifade eden Sezen, “Türkiye’de muhalefet, milli birlik ve beraberlik gerektiren pek çok konuda defalarca sınıfta kalmıştır. Mesele yalnızca Malazgirt değildir. Deprem olur, devlet milletinin yaralarını sarmak için sahaya iner; ancak muhalefetin bir bölümü devletin yanında durmak yerine farklı siyasi hesapları tercih eder. Dünyanın en iyi işini yapsanız dahi ‘takdir edecek halimiz yok’ anlayışıyla hareket eden bir siyasetle karşı karşıya kalıyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin terörden tamamen arındırılması hedefi konusunda da milli bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurgulayan Sezen, “Terörsüz Türkiye hedefinde de beklentimiz açıktı: Türkiye’nin terörden tamamen arındırılması gibi tarihi bir meselede yüzde yüz, amasız, fakatsız bir destek bekledik. Ancak maalesef bu konuda dahi şerh koyan, mesafeli duran ve sürece gölge düşüren yaklaşımlar gördük. İran ile Türkiye karşı karşıya geldiğinde Türkiye’nin değil İran’ın safında olacağını söyleyen bir milletvekilinin, Mavi Vatan’ı “masal” olarak gören bir anlayışın, İHA’lara ve SİHA’lara dokunmaktan, TCG Anadolu’yu milletimize göstermemekten söz eden bir zihniyetin bulunduğu yerde milli birlik ve beraberlikten söz etmek elbette kolay değildir. Bizim çağrımız çok açık: Milli meselelerde parti rozetleri çıkarılmalı, Türkiye’nin ortak paydasında buluşulmalıdır. Malazgirt bizimdir. Büyük Taarruz bizimdir. 30 Ağustos bizimdir. Şehitlerimiz, gazilerimiz, bayrağımız, vatanımız ve devletimiz hepimizindir. Zafer Haftası’nın ruhu da zaten bunu anlatmaktadır. Siyasi rekabet elbette olacaktır. İktidar ve muhalefet farklı düşünebilir. Ancak söz konusu vatanın bütünlüğü, milletin huzuru, devletin güvenliği ve Türkiye’nin geleceği olduğunda siyaset bir kenara bırakılabilmelidir. Biz, Türkiye’nin ortak değerlerinde buluşan herkese kapımızı ve gönlümüzü açık tutuyoruz. Çünkü bu ülkenin ihtiyacı ayrıştıran değil birleştiren; küçümseyen değil sahiplenen, her şeye itiraz eden değil, gerektiğinde devletinin ve milletinin yanında dimdik duran bir anlayıştır. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a uzanan bu kutlu yürüyüşün bize öğrettiği en büyük ders şudur: Bir olursak güçlüyüz. Birlikte olursak Türkiye’yiz” ifadelerini kullandı.