• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İstanbul'da sıcak saatler! 3 polis yaralı

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İstanbul'da sıcak saatler! 3 polis yaralı

İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde aracıyla kaçan şüpheliyi takip ederken meydana gelen trafik kazasında 3 yunus polisi yaralandı. Yaralı polislerin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı motosikletli yunus timleri, şüpheli bir aracı durdurmak istedi.

Aracın sürücüsü hızlanıp kaçmaya başlayınca polis ekipleri motosikletle şüpheliyi takip etti.

Bu sırada meydana gelen trafik kazasında 3 polis memuru yaralandı.


 

Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar, ambulansla Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.

Yaralı polislerin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın /Sosyal Bilimci

Hız, Kurşun ve Egemenlik: Dur İhtarına Uymayanların Yarattığı Görünmez Tehlike! İstanbul Küçükçekmece’de asayiş uygulamasından kaçan bir şüphelinin peşine düşen 3 yunus polisi, takip sırasında geçirdikleri trafik kazasında yaralandı. Neyse ki hayati tehlikeleri yok. Ancak bu olay, her gün sokaklarda sessiz bir savaşa dönen "dur ihtarı ve kaçış" krizini yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı. Bir kontrol noktasında polisin "Dur!" ihtarına uymayıp gaza basmak, sadece basit bir kuralsızlık ya da trafik suçu mudur? Yoksa o andan itibaren masum insanların canına kastedilmiş bir terör dalgası mı başlar? Dünyadaki ve Türkiye'deki yasal labirentlere baktığımızda, bu soruların cevabı sokaktaki düzenin şifrelerini barındırıyor. Bir şüphelinin denetim noktasından pervasızca kaçması, suçlunun "Polis bana nasıl olsa doğrudan ateş edemez" rahatlığından beslenmektedir. Oysa o kaçış başladığı an, o araç saatli bir bombaya dönüşür; kırmızı ışıkta geçen, kaldırıma çıkan ve masum yayaların canını hiçe sayan bir tehdit haline gelir. Dünyanın en gelişmiş demokrasileri bu durumun farkında olduğu için kolluk kuvvetlerine oldukça radikal yetkiler tanımıştır. Örneğin Fransa, 2017 yılında yaptığı kritik bir yasal değişiklikle, polisin dur ihtarına uymayan ve kaçmaya yeltenen araçlara iki sözlü uyarıdan sonra doğrudan ateş açabilmesinin önünü açmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ise ünlü "Tennessee v. Garner" doktriniyle sınırları çizer: Eğer kaçan kişi arkasında topluma yönelik ölümcül bir tehlike bırakıyorsa, polisin o şüpheliyi durdurmak için silahını çekmesi yasal bir haktır. Almanya gibi ülkelerde bile kaçan aracı durdurmak için lastiklere ateş açılması son derece sıradan bir asayiş prosedürüdür. Türkiye'deki mevcut duruma baktığımızda ise 2559 sayılı PVSK'nın 16. maddesi, polisin elini adeta bir cerrah titizliğiyle bağlar. Türk hukuku polise doğrudan "Vur!" demez; önce "Dur" de, sonra havaya ateş et, o da yetmezse kaçan kişinin sadece ayaklarını hedef alarak onu "öldürmeden" yakalamaya çalış der. Şüphesiz ki bu maddeler masum vatandaşların hukukunu korumak için tasarlanmıştır. Ancak suçlunun kuralları tanımadığı, polisin ise elindeki yasal zincirlerle adil bir dövüşe zorlandığı bu denklemde, Küçükçekmece'deki gibi kazalar ve yaralanmalar kaçınılmaz hale gelmektedir. İngiltere ve Norveç gibi rutin devriyede silah taşımayan ülkeler bile bu açığı dakikalar içinde olay yerine sızan özel eğitimli "Taktik Müdahale Ekipleriyle" kapatırken, bizim sokaklarımızda polisin caydırıcılığını artıracak net reformlara ihtiyaç olduğu açıktır. Sonuç olarak, asayiş kontrolünde polise zorluk çıkarmayan, kimliğini gösterip yoluna devam eden dürüst vatandaş için polisin silah yetkisinin genişlemesi hiçbir tehdit oluşturmaz. Aksine, polisin yasal olarak daha güçlü ve caydırıcı olması, sokaklardaki suç odaklarının pervasızlığına ket vuracaktır. Polise diklenen, kaçmaya yeltenen ve kamunun huzurunu hiçe sayan herkes bilmelidir ki; devletin otoritesinden kaçışın bedeli, polisin namlusunun ucundadır. Yasaların kolluk kuvvetlerini korumadığı bir düzende, kolluk kuvvetlerinin toplumu koruması beklenemez.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23