Lütfi Bergen çiftlerin boşanma sürelerine dikkat çekti: Boşanmaların uzaması...

Yazar Lütfi Bergen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2. Yargı Paketi'nde görüşüleceği ifade edilen 'Süresiz Yoksulluk Nafakası'na ilişkin değerlendirmelerde bulunarak çiftlerin boşanma sürecine dikkat çekti ve " Evlenme aktini bir (1) günde gerçekleştiren çiftlerin boşanma süreçlerinin beş (5) yıla varan süreçlere uzaması akit özgürlüğüne yönelik bir ihlal kabul edilmelidir." dedi.

11 Ekim 2019 Cuma 20:50
Lütfi Bergen çiftlerin boşanma sürelerine dikkat çekti: Boşanmaların uzaması...

 Taha Emre Özdemir  Yeniakit.com.tr 

"Türkiye’de aile problemlerinin ağır hasarları 1988’de Süresiz Yoksulluk Nafakası değişikliğiyle başlamıştır." diyen Bergen, "Süresiz Yoksulluk Nafakası meselesinde günümüzde mağdur taraflarının teklifi şudur: 'Boşanma davası açıldıktan itibaren nafaka 5 yıl ile sınırlandırılmalıdır.' ifadelerini kullandı.

'Sorumluluk devlette olmalı'

"Türkiye’de aile problemlerinin ağır hasarları 1988’de Süresiz Yoksulluk Nafakası değişikliğiyle başlamıştır." diyen Bergen, "Süresiz Yoksulluk Nafakası meselesinde günümüzde mağdur taraflarının teklifi şudur: 'Boşanma davası açıldıktan itibaren nafaka 5 yıl ile sınırlandırılmalıdır.' ifadelerini kullandı.

"Boşanma davası beş yılda neticelenmediğinde nafaka konusu nasıl düzenlenecektir?" diye soran Bergen, çözüm önerisi olarak şunları söyledi:

"Öncelikle Türk Medeni Kanunu'nun 175. Maddesi'ndeki 'Süresiz Yoksulluk Nafakası' hükmü iptal edilmelidir. Boşanan kadın yoksul düşmüş ve TMK 364’te yasayla belirlenen yakın hısımları yoksa veya bu kişiler nafaka ödeyecek gelire sahip değilse, devlet ilgili şahsa süreye bağlı olarak, özel yaşantısı da ilgili birimlerce her yıl soruşturulmak suretiyle makul bir nafaka bağlamalıdır."

'Boşanma Davalarının Süresine Dair'

Boşanma davalarının sonuçlanma süresine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bergen, "Davaların en fazla 1 yıl içinde sonlandırılmasını sağlayan bir mevzuat değişikliği yapılmalıdır. Boşanmanın feri (ikinci dereceden) sonuçlarını ilgilendiren davalar ise, aynı mahkemede ayrı bir dosya konusu olarak görülmelidir." dedi.

'Boşanmak bir haktır'

Boşanmalara ilişkin mevcut yasanın 'Aile' kurumunu zedelediğine dikkat çeken Bergen, sözlerine şöyle devam etti:

"Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı apaçık belli olmasına rağmen boşanmanın feri durumunda olan (nafaka, mal paylaşımı, velayet) uyuşmazlıklar nedeniyle karı-kocanın hükmen ayrılığına izin vermeyen mevcut yasa 'Aile' kurumunu zedelemektedir."

"Boşanma davalarının neticelenmesini nafaka/mal paylaşımı/velayet gibi gerekçelerle geciktirmek davacı/davalıların yeni bir Aile' kurmasını engellemekte ve dava süresince 'sadakat yükümlülüğü' adı altında bir tür ruhbanlık kültürü dayatmaktadır."

'Partner Kavramı ve Resmi Nikahlı Çiftlere Yönelik Ayrımcılık'

"Yasa, boşanacak karı-kocadan rahip/rahibe gibi yaşamasını beklemekte ve bunu 'ödev' olarak görmektedir. Bu anlamda Türk Medeni Kanunu kendisiyle çelişkili olarak pozitif hukuk değerlerinden ayrılmıştır. Kişilerden 'ahlâkî ödev' beklemektedir. Oysa evlilik birliği içinde olmayan, yani nitelikli birlikteliklerle 'partner' olarak yaşayan çiftlerden 'ahlâkî görev' beklenmemektedir."

'Yasa bu hali ile ayrımcıdır'

"Bugün İstanbul Sözleşmesi’ni eleştiren çevreler Türk Medeni Kanunu’nun boşanma hükümlerinin Türk Aile modelini kurumsal olarak zedelediğini dikkate almayan bir söylem geliştirmektedir."

"Mevcut yasa (TMK), 'partner' olarak yaşayan çiftlerle, resmi nikâhlı çiftler arasında açıkça ayrımcılığa neden olmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’ni eleştiren çevreler, sözleşme ve ona bağlı 6284 sayılı yasa dolayımında 'partner' kelimesini 'homoseksüalite' olarak anlamakta ve mevzuatı 'dar yorum'la ele almaktadır."

"Oysa mevzuatın 'geniş yorumu' mümkündür. 'Partner' kavramı, aynı cinsten kişilerin 'istikrarlı birliktelikleri'ni kapsayacak şekilde yorumlanabileceği gibi, resmi nikah yapmak istemeyen kadın-erkeğin 'nitelikli birliktelik'lerine açık bir yorumu da mümkün kılmaktadır. Ayrıca bu kavram, geleneksel inançlarına bağlı kalarak ilişki kurmuş kimseleri de kapsayan şamil bir terimdir. Toplumsal alanda 'çift' olmanın çok boyutlu yapısı, bir olgudur.

'Boşanma Davaları Nasıl Görülmelidir?'

"Boşanma davaları öncelikle davacının talebine bağlı olarak görülmelidir. Dava dilekçesinde 'evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı' hususu boşanma talebinin gerekçesi olarak ileri sürülmüşse, mahkeme bu konuda acilen karar vermelidir. Davacı talebinde haklı ise boşanma sağlanmalıdır."

"Evlilik bir akittir. Evlenme aktini bir (1) günde gerçekleştiren çiftlerin boşanma süreçlerinin beş (5) yıla varan süreçlere uzaması akit özgürlüğüne yönelik bir ihlal kabul edilmelidir. Akit özgürlüğü, Anayasa’da tanzim edilmiş bir haktır. 'Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir' (AY madde 48). Kimse, daha önce yapmış olduğu akti sürdürmeye icbar edilmeyeceği gibi bir akit gerçekleştirdiği için de mağdur edilmemelidir.
AY’nın düzenlemesine rağmen:

1) TMK’nın boşanmaya dair hükümleri açıkça kişiye bağlı hakların ihlaline neden olmaktadır; 

2) Ayrıca evliliğin uzaması ruhbanlığa neden olmaktadır. Bu da insan fıtratıyla çelişmektedir. Kimse uzayan dava süreçleri ve yargılama usulü nedeniyle “boşanmak ve yeniden evlilik yapma hakkı”ndan mahrum kılınamaz; 

3) Evliliklerin TMK’daki boşanma hükümleri nedeniyle uzatılması gerçekte kadın-erkek ayrımcılığı da içerir. Çünkü ailesinden ayrı bir ikamet edinen erkek, bir türlü boşanamadığı eşine tedbir nafakası ödemeye zorlanmaktadır. Kendi ikametgahını “aile konutu şerhi” nedeniyle kullanamamakta, kendisine ait babasından miras kalan mülkü yine “aile konutu şerhi” nedeniyle kullanamamaktadır. TMK, erkek aleyhine yasayla oluşturulan yukarıda zikredilen mevcut eşitsizlikleri toplumsal akıl bakımından “normal” sayılmasına yasa gücüyle neden olmaktadır."

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 11 Ekim 2019 Cuma 20:50

YORUM YAZ

  • YılmazYılmaz6 gün önce
    Siyasilerin bu ülkenin başına musallat ettikleri İstanbul sözleşmesi son bulmadan bu ülke ferah bulmaz.
  • AlettinAlettin6 gün önce
    Devlet çocuğu koruyacakmış.Çok komik. Nasıl koruyacakmış? Aldatan kadına9 yaşındaki kız çocuğu teslim edilir mi?Kadın çocuğa makyaj yapıp, selfi çekiliyor ve gönderiyorsevgilisine. Bu kadına kız çocuğunu devlet teslim etmemeli.Anne kötü örnek oluyor. Velayet babaya verilince bu defa, hafta sonu ayda iki defa anne alıyor çocuğu. Eeee ne değişti. Aslında böyle durumda çocuk annesini bir günlüğüneparkta veya belirli yerde görmeli. Velayet babaya verilip, çocuk iki günannede saçmalığı olmamalı.Nafaka 3 ay yeterli. Hakimin insiyatifine bırakmakla , hiç bir şey değişmez.
  • tarıktarık6 gün önce
    ey akp bu da mı dış mihrakların oyunu?
  • Yusuf ZORYusuf ZOR6 gün önce
    Alt sınır iki yıl olacak üst sınır hakim belirleyecek. Yani "Nafaka konusunda, Biz Kur'andan daha iyi biliyoruz, Allah'tan daha iyi adalet sağlarız " iddiasıdır bu. Haşa Allah ıslah etsin ne diyelim. Ama HAK öyle bişeydir ki Bilerek ve kasden yanlış uygulama yapanların cezası daha çetin olacaktır. Biz Kur'ana uymayan her uygulama için hakkımız helal etmiyoruz. AİLE FONU olsun annede mağdur olmasın baba da hatta devlette. . MEDENİ KANUNA KARŞI BİRLEŞELİM-ANNELER ÖLDÜRTÜLMESİN grubu adına
  • mısamısa6 gün önce
    aldatılan arkadaşım iki yıldır boşanamıyor, kadın aldattığını kabul ettiği halde etmesede zaten telefon kayıtları ve canlı şahitler var ...dava velayette kitlendi ,aslında boşanma davalarının en önemli konusu bu öncelikle ilk duruşmada sen bu evliliği bi bitir sonra aldatan en ağır kusurlu taraf kimse ona bunun hesabını bi sor ,çocuk annede daha iyi olur diye bi gayde tutturmuşlar pedagog ,psikolok ,sosyolog her neyse bu kalıbın dışına çıksmıyor bu, beyinlerinde otomatiğe bağlanmış ,hakimlerde neme lazımcı bi tutum sergiliyor aslında karar baştan bellide maksat mahkeme görürsün....
  • VatandaşVatandaş6 gün önce
    Bir günlük boşanma, 10 yıl sürüyor. Boşanınca bitmesi gereken nafaka mezara kadar sürdüğünden, bir şehir kadar erkek yurtdışına kaçtı. 10 binlerce erkek nafaka ödeyemediğinden hapiste. 10 Milyonlarca aile mağdur, İstanbul sözleşmesi ve 6284 ise Türk Milletine atılmış atom bombası. Atom bombası, istanbul sözleşmesi kadar zarar veremez.Japonya'ya nagazakiye atılan atom bombasında 70 bin kişi öldü. Şimdi sadece bu kadar kişi yurt dışına kaçtı. Kasten Aileleri parçalamak için bunlar yapılmış. Yunanistan bile bu zararı, Türk Milletine vermedi. Çıkardıkları kanunlar verdi. 82 milyon uyuyor.
  • KENAN YAKUT KENAN YAKUT 6 gün önce
    bıktık bu haberlerden ama devlet büyüklerimiz bıkmadı galiba millet bu sıkıntıdan muzdarip ama gören yok yeter demek geliyor içimden ama sabır diyoruz

Günün Özeti

Günün Karikatürü

17 Ekim 2019