Libya'da neler oluyor? "Haftar'ın Trablus'a BM görüşmeleri ile eş zamanlı saldırması manidar"
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yeniakit.com.tr'ye konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Yard. Doç. Dr. Ceren Gürseler, Libya'da yaşanan iç karışıklığa değinerek, "Ülkede siyasi aktör sayısının birden fazla olması ve her birinin silahlı gücü bulunması nedeni ile Libya'da istikrar ve güvenliğin sağlanmasının zor, uzun bir sürece yayılabileceği çok önceden gözlenmişti. Muammer Kaddafi'nin devrildiği 2011 yılından bu zamana farklı unsurlar arasındaki askeri rekabet devam ederken, siyasi uzlaşmada sağlanamadı" dedi.
Taha Emre Özdemir yeniakit.com.tr
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Yard. Doç. Dr. Ceren Gürseler, yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulundu. Libya’da siyasi aktör sayısının birden fazla ve silahlı olduklarını söyleyen Gürseler, "Uluslararası kesimden farklı aktörler farklı silahlı tarafları destekliyor. Bu yüzden ülkede istikrarın ve güvenliğin sağlanması daha da zorlaşıyor. Muammer Kaddafi’nin devrildiği 2011’den bu yana Libya’da farklı unsurlar arasında askeri rekabet devam ediyor. Siyasi uzlaşma da sağlanamıyor." dedi.
'Türkiye Es-Serrac'ı destekliyor'
Batı ülkeleri ve Türkiye tarafından Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin tanındığını ifade eden Gürseler, "Ulusal Mutakabat hükümeti başkent Trablus ve çevresine hakim durumda. Ayrıca aşiretlerin oluşturduğu Zintan Tugayı hükümeti destekliyor. Hükümetin Başbakanı ise Fayiz Es-Serrac. Libya’da var olan diğer hükümet de Abdullah Sini Hükümeti. Onlar da ülkenin doğusuna ve güneyine hakimler." şeklinde konuştu.
"Es-Serrac ve Haftar arasındaki rekabeti çözüme doğru götürmek için çeşitli aktörlerin arabuluculuğunda müzakereler düzenlendi." diyen Gürseler, şunları söyledi:
"Son görüşmelerde siyasi istikrarın sağlanmasına dair önemli bir adım atılması kararı alındı. 2019 yılı içinde devlet başkanlığı seçimi düzenlenecek. Bu seçimlerde iki ismin uzlaşma sağlaması beklenirken Haftar, Es-Serrac denetimindeki Trablus’u ele geçirmek için askerî operasyon başlattı. Böylelikle uzlaşmanın sağlanmasını daha da zorlaştırdı. Askerî ve siyasi rekabetin bugün Trablus merkezli olması belki de sorunların son fakat en zorlu aşamasına geldiği şeklinde yorumlanabilir."
Dr. Ceren Gürseler, Trablus üzerindeki hakimiyetin siyasi ve askerî sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda belirleyici olabileceğini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
"Sadece Libya içinde değil Libya dışında da gerginlik yaşanıyor. Buna Avrupa’da İtalya ve Fransa arasındaki rekabeti örnek verebiliriz. Orta Doğu’da; Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Haftar’ı, Türkiye ve Katar ise Es-Serrac’ı destekliyor. Haftar’ın Trablus’a yönelik operasyonu ile eş zamanlı olarak BM nezdinde görüşmelerin başlaması aslında Haftar’ın amacını göstermektedir. Böyle bir adım ile Haftar’ın süreci kendi kontrolünde yönetmek istediği, hatta sürece ve dolayısıyla da Libya’ya liderlik etme hedefi güttüğü gözleniyor. Kaddafi’nin devrilmesinden sonra Libya’ya dönen Haftar’ın, CIA ile çalıştığına dair iddialar mevcut. Bunun dışında Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi ile Haftar arasında iktidarın paylaşılması üzerine anlaşıldığı iddia ediliyor. İki ismin siyasi çıkarlarının uzlaşmasının yanında aynı kesim tarafından desteklenmesi de önemli. Kaddafi’ye destek veren el Varkala, el Mukaraha ve el Ubayda gibi bazı güçlü kabilelerin desteğine sahip olduğu için Haftar da güçlü olarak ifade ediliyor. Seyfülislam Kaddafi’nin Libya devlet başkanlığı seçimine aday olacağı da çeşitli aralıklarla medyaya yansıtılıyor."