• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Laiklik oldukça Cuma olmaz

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Laiklik oldukça Cuma olmaz

Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Laiklik oldukça Cuma olmaz' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;

Laiklik kalkmadıkça cuma sala olmaz. Hatta daha ileri bir şey söylüyorum. Laikçilik bireysel planda kalkmadıkça o bireyin imanı olmaz. Toplum düzeninde de kalkmadıkça cemi olarak iman olmaz. Cuma sala hiç olmaz.

Cuma'da işin gerisinden en baştan başlayalım.
Allah Resulü Mekke'deyken cuma kılmadı. Kılamadı. Halbuki o Mekke'deyken, Mekke döneminin sonuna doğru Medine'ye hicret eden Müslümanlar Allah Resulü Mekke'de cuma kılmıyorken onlar Medine'de kıldılar.

Bu neyi gösteriyordu? Bu işte bir taraftan bireysel imanın dışa vurumu olan cem'i yani topluca ibadet. Hani cemaatle ibadet şu kadar sevaptır ya, 27 derece kat be kattır ya, iman da öyledir. Cuma da zaten bir cem'i ıbadet, adı üstünde. Cuma cem'i ibadettir. Siyasi bir ibadettir. İmanın cem'ileşmesi, devletleşmesi, toplumlaşması, siyasileşmesi, politik anlamda söylemiyorum, beşeri planda söylemiyorum, İlahi anlamda, aşkın siyaset anlamında onun artık hakimiyet kazanması demektir.


 

Medine'de bile en azından tam hakim değilse bile ona dokunan yoktu. Yasakçılık yoktu. Ama Mekke'de yasakçılık vardı. Ne üzerine? Allah yaratsın, yaşatsın ama cemiyete, devlete, topluma karışmasın denyordu. Hani yeni bir şeymiş gibi bize sundular ya, bu nedir sizce? Hadi bilin bakayım bu nedir? Allah yaratsın, yaşatsın, devlete, cemiyete karışmasın. Allah yaratsın, kullar yönetsin.
Mekke'nin küstahlığıydı işte bu. Yeni bir şey değil. İbrahim Nebi zamanındaki Nemrut da böyleydi.
Musa Nebi zamanındaki Fıravun'un sistemi de böyleydi. Değişen bir şey yok. Ama temcid pilavı gibi süsleyip püsleyip şeytan birilerine, şeytanların uşakları da diğer insanlara bunu süslü gösteriyor, ikna ediyor bir kısmını. İkna edemediklerine de zorbalık . Fıravun gibi sizin ellerinizi, ayaklarınızı çapraz vari keserim demişti. Birileri de korkudan iman etmemişti veya imanını gizlemişti. Değişen ne? Bir şey yok.

İşte cuma da bu halin tezahürüdür. Karşı duruşun tezahürü. İşte bireysel plandaki laiklik anlayışı. Laikliğe la demeden olmaz, işte "kim tağutu küfrederse" ayeti, benim afişlerimden birisi de laiklik kurumsal olarak tabii tağut diye yazar. Laiklik eşittir tağut. Tağı bireysel tuğyan, taşkınlık sel felaketi gibi, yani tabiata aykırı, Allah'ın ayetlerine aykırı, taşkınlık, zorba, dayatma, eşkıyalık ne derseniz, tağut da onun kurumsallaşmış hali, kurumi hali. Bunu düşünün. Yani Allah'a itiraz eden, onun yaratma ve yaşatma yasalarına itiraz eden, o karışmasın, ben kafama göre davranayım diyen anlayış. İşte bakın sel felaketi yaşadık. Sel derse ki ben kanalımda akmayacağım, kafama göre, o zaman ne oldu? Gördük işte evler, arabalar, perişan. Bakın buradan hatırlayın, tağut budur. Bunun kurumsallaşmasıdır, bunun devletleşmesidir. Ve bunun adını da siz söyleyin. Allah değil de, din adamları karışmasın diyerek işi biraz yumuşatıyorlar aslında, topu taca atıyorlar. Ya tamam Allah'a rağman din adamının karışmasını Allah'a rağmen, Allah istemiyor zaten. Müslümanlar istiyor mu Allah'a rağmen din adamı karışsın diye? Oradaki asıl dert, Allah karışmasın. Allah'ın dini karışmasın, hak din karışmasın, onun dışındaki bütün çer, çöp ne varsa karışsın.


 

Düşünebiliyor musunuz? Hepsi de eşit. Bir tane eşitler arasında bir tane asıl eşit. Asıl hak sahibi. Allah'ın dini iptal, onun yerine hakim ve otorite ve diğer dinlere de eşit davranan layıkçı anlayışı.
O arka kapıdan devlete girer, devletin koltuğuna oturur, onun dışındaki hak din, Allah'ın dini dışındaki bütün dinler karışsın. Onlar da eşit olsun. Taşlar bağlı, itler serbest. İlaçlar, deva, yasak, hastalık, her türlü pislik serbest. Bu kadar böyle bir anlayış olabilir mi ya? Ve bu şu anda el üstünde tutuluyor değil mi? El üstünde tutuluyor. Hatta yenileyin işte kardeş ülkede Azerbaycanda.Yıllardır başka ülkelerde, yıllardır ülkemizde. Yani bu önemli değil, şurası burası önemli değil. Önemli olan doğru teşhis, doğru tedavi.

Kur'an'da geçen ayeti kerimelerde "kim tağutu küfrederse, bunu inkar ederse, bu kötülüğü, bu tuğyaniliği, bu taşkınlığı inkar ederse ve Allah'a iman ederse, yani La İlah İlla Allah, La İlah La Tağut İlla Allah. İşte o sağlam bir kulpa sarılmış olur. Bundan daha sağlamı var mı? Bundan daha sahicisi var mı? Bundan daha doğrucusu var mı? Bunun alternatifi, haşa, ne mümkün? Yani öbürleri buna alternatif bile olamaz.

Tamamen eşkıyalık. Bir tane doğru seçenek, belki binlerce yanlış seçenek. Öyle. Başka bir ayeti kerimede, biz bütün topluluklara nebiler göndermişizdir ve onların yegane sözü bakın, bütün nebilerin "tağuttan ictinab edin, uzaklaşın, ictinabı biliyoruz değil mi, uzaklaşın ve Allah'a ibadet edin. Bakın tersinden bu da. Öbürü tağutu küfür, Allah'a iman. Cümle yapısı tersine, bu defa Allah'a ibadet, tuğyandan ictinab. Baya ilk cümleye uydurursak, tuğ yandan iştinab edeceksin, önce temizleneceksin, La diyeceksin, sonra İlla Allah. Allah'a iman, ibadet.
Her türlü anlatılmış.


 

Peki gelelim günümüze. En yakın Kurtuluş Savaşı'nda Sütçü İmam anlatılır. Ne diyor? Sütçü İmam veya hatta oradaki asıl Rıdvan Hoca'dır. Cuma günü, hem bir Müslüman bayanların hicabına ilişiliyor Fransızlar tarafından, hem de kalede Fransız bayrağı dalgalanıyor. Ve deniyor ki, "Fransız bayrağı bizim kalede dalgalandığı sürece, cuma olmaz" hutbede dinlendiriyor. Halk da buna iştirak ediyor. Burada Cuma olmaz diyorlar.

Öyle mi? Cuma neydi? Cem'ı direniş. İşte Mekke'de Nebi Aleyhisselam. Yapamadı, kılamadı cumayı.
Niye? Çünkü zalim bir otorite var. Tuğyani bir otorite var. Onun bayrağı inmedikçe Cuma sala olmaz.
Çünkü Cuma, ona itirazın adıdır. Toplu imandır. Cem-i Cuma imandır, ıbadettir. Siyasi, ilahi siyasetin kendisidir. Hatta camilere siyaset sokmayın diyorlar da ben diyorum ki evet politika sokmayın. Hep karıştırıyorlar sapla samanı. Ama ilahi siyasetin girmediği camiye de ben girmem. Bakın, ilahi siyasetin girmediği camiye girmem. İşte Nebi Aleyhisselam, ilahi siyaseti sokamadığı Mescid-i Haram'da Cuma kılmadı, kılamadı. Ama Medine'de kısmen buna fırsat verildi. Ve o nereye kadar gitti? Nur topu gibi bir Medine, İslam devletine gitti. Cuma budur.

Ve öyle dedi ve o gün maraş halkı ve eline ne geçirdiyse Fransız askerlerine karşı direndi. Devlet yok, ordu yok ama Maraş kurtarıldı. Urfa kurtarıldı.
Antep kurtarıldı. Aslında bu bize yakın zamandan da bir fikir veriyor. Bir taraftan Cuma olması için Fransız'ın, İngiliz'in düşmanın olmaması lazım.
Peki bugün durum ne? Fransız gitti. Ne kaldı? Ne kaldı? Siyonilerin Fransızlara aşıladıkları, enjekte ettikleri laıkçılık kaldı. Laıkçılık nereden geldi bize? Fransa'dan geldi. Oraya nereden geldi? Siyoni laıkçılık. Fransız gitti ama asıl Fransız ideolojisi laikçilik kaldı. Fransız kalsa ama İslam'la hükmetse. Başüstüne o benim kardeşimdir o zaman. Değil mi, düşman olur mu? Problem ne? Zihniyet. Peki Fransız gitti. Fransa'dan ithal, hatta Siyonizm'den Fransa'ya, hatta Satanizm, İblis Siyonizm'e enjekte etti. Siyonizm Fransa üzerinden Avrupa'ya, Dünya'ya enjekte etti. Onlar da bize enjekte etti. Ve şu anda Siyoni, Fransız laıkçılığı devam ediyor.


 

Öyleyse ne dememiz lazım? Laıkçılık kalkmadıkça cuma olmaz. Cem'i planda sala olmaz. Beşeri planda böyle bir kafa varsa orada iman bile olmaz.
Peki Nebi Aleyhisselam'ın bir hadisi şerifinde. Üç defa peş peşe cuma olmayınca kalbe mühür vurulur. Yani bunlar basit şeyler değil, biz basit şeyler bahsetmiyoruz zaten. Bu bahsedilenleri ben burada tekrar niye bahsedeyim zaten bahsediliyorsa? Bahsedilmeyenleri ve mühimleri bahsederiz. Ben daha önce, yıllar önce televizyonlarda "laık kurumlara bağımlı ibadet Rabb'e ulaşır mı? diye başlık attım. Soru olarak, şu anda da daha ileri yeter diyorum. Ve bakın dönüp diyorum ki, Laıkçılık kalkmadıkça cuma olmaz.
Bireysel planda da insanlar kalplerinden laıkçılığı sökmedikçe iman olmaz.

Öyleyse Sütçü İmam gibi, Rıdvan Hoca gibi aynı şeyi dememiz lazım. Uzak bir şey değil yakın tarih.
Siyoni, Fransız laıkçılığı kalkmadıkça cuma olmaz. E o zaman peş peşe üç cuma olmayınca mühür vurulur. Öyleyse bunun talebinin yükseltilmesi lazım.
Makul bir şekilde, Nebi Aleyhisselam'ın Mekke'deki mücadelesi buydu. Mekke'de başaramayınca Medine'de bunu başardı. Dolayısıyla bize kalan Nebilerin mirası budur. Mücadele budur, sala budur. Cuma salası budur. Biz onun için buradayız. En azından bunu söylüyoruz ve laıkçı kurumlara bağlı değiliz. En azından bağımsız olarak cumayı ifa ediyoruz.

Bir mücadelemiz var. Yani cuma kılınmaz deyip bırakmak da doğru değil. Onun mücadelesini vermek gerekir. Nebi Aleyhisselam Mekke'de bunun mücadelesini verdi. Birileri de yan gelip yan yatıyor.
Değil. Cuma olamıyorsa oldurmanın mücadelesi. İşte bakın burada mütevazi kalemimizle bunu yapıyoruz.

Ve bakın hakikaten hayat memat meselesidir. İnsanlar laıkçı kurumlara bağlı cumaları olmuyorsa, ben daha nasıl anlatayım. Peki insanlar bu şekilde de bir arayış içinde değilse ne olacak bu insanlığın hali? Ne olacak? O zaman yakınlarımıza bunu alelacele duyuralım. Yakınlarımıza iletelim. Bağımsız mescitleri çoğaltalım. Ve bütün mescitlerde bu laıkçı hegemonyayı kaldırtalım.


 

Yeni anayasadan bahsediliyor. Bunu gündem edelim. Bugün değilse ne zaman? Bu laikçiliğin kimseye hayrı yok. Bu cumayı da bozar, ibadetleri de bozar, imanı da bozar. Hatta geçen yine televizyonda söyledim. Şehitliği bozar şehidliği.
Adam ülkesi için canını veriyor. Daha neyini versin? Peki böyle bir anlayış değil mi ki Allah'ı reddeder? Allah'tan bekleyeceksin şehitliğin mükafatını. E senin sistemin Siyoni, Fransız laıkçılığı ise bunu reddediyor. Allah'a başkaldırı haşa kardeşim. O zaman böyle bir şey olabilir mi? Geçtik vahyi haşa geçemeyiz de. Akıl bunu kabul edebilir mi? Yani o insanın şehitliği boşa giderse, bizim salalarımız, imanlarımız, dinlerimiz n'olacak? Kimin buna hakkı var diye bu hakkı, hukuku bir taraftan arayacağız, bir taraftan da bağımsız cumalara destekleri çoğaltacağız.

Yakınlarımızı uyaralım hiç olmazsa en azından üç cumada bir laikçi kurumlardan bağımsız cuma kılsın ki, yani böyle uç uca ve bunları ekleye ekleye büyüte büyüte, nur topu gibi inşallah ülkemizi aydınlığa çıkartalım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23