Kur'an ile hadisler uyumludur
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
De ki: Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı (*) da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. (**) De ki: Kör ile gören hiçbir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? (En’am 6/50)
- Ben size: “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum, sizin gözlerinizin hor gördüğü kimseler için, “Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir” diyemem. Onların kalplerinde olanı, Allah daha iyi bilir. Onları kovduğum takdirde ben gerçekten zalimlerden olurum.” (Hud 11/31)
(*) Kullarının hurafelerden arınmış bir imana sahip olmalarını isteyen Allahu Teala, onlara peygambere hangi gözle bakılması gerektiğini öğretti. Resul-i Ekrem de kendisinde olağanüstü güçler bulunmadığını, gösterdiği mucizelerin Allah’ın irade ve kudretiyle meydana geldiğini, çünkü Allah’ın ‘sırlarını ancak istediği peygamberine bildirdiğini’ (Cin 72/26-27), belirtti. Hz. Aişe, ‘Peygaber Efedimiz’in ileride meydana gelecek şeyleri bildiğini kim söylerse, Allah’a iftira etmiş sayılır.’ (Müslim) diyerek, Allah bildirmeden peygamberin bir şey bilemeyeceğini vurguladı.
Nitekim Resulullah Efendimiz(sav) Hz. Aişe’ye iftira atıldığı zaman, ancak Allahu Teala bildirdikten sonra onun suçsuz olduğunu öğrenmiştir. (Nur 24/11,26).
Allah bildirmedikçe gaybı peygamberlerin bilemeyeceğine dair Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet vardır. (Hud 11/45-46,69-70,80-81; Neml 27/22)
- Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. (En’am 6/59)
Bununla birlikte, söz konusu ayet ve hadislerin, bazı gayb bilgilerini Allah’ın peygamberlerine bildirdiği anlamına geldiğini de unutmamak gerekir. Zaten peygamberlerin dini gerçeklere dair ümmetlerine verdikleri haberler (Allah’a meleklere, ahirete iman gibi),hemen hemen tümüyle gayb haberleridir. Bundan başka Peygamberimizin hadislerinde, geçmiş veya gelecek zamanlara dair bazı haberler de bulunmaktadır.
(**) Resul-i Ekrem’e vahyedilen Kur’an-ı Kerim’dir. Bu ayet, O’nun sünnetinin de tümüyle Kur’an’la uyum halinde olduğuna dair bir teminat içermektedir. Ayrıca Peygamberimizin, karşılaştığı bazı problemleri Cebrail’in yardımıyla çözmesi de sağlanmıştır. Kur’an ayetleri dışındaki bu ilahi yardımdan söz eden Peygamber Efendimiz: ‘Bana Kur’an’la birlikte onun bir benzeri daha verildi’ buyurmuştur. (Ebu Davud, Ahmed b. Hanbel)
Peygamber kendi arzusuna göre konuşmaz
- O kendi heva-hevesine (kendi arzusuna) göre de konuşmaz.(*)
- Onun söyledikleri kendisine vahyolunandan başka bir şey değildir. (**) (Necm 53/3-4)
(*) Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler:
Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım. (Yunus 10/15)
- Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,
- Elbette onu kıskıvrak yakalardık.
- Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).
- Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız. (Hakka 69/44-47)
O’nun ağzından sadece hak söz çıkar
(**) Abdullah b. Amr (r.a.), Hz. Peygamber (sav)’in meclislerine devam ederdi. Onun tanındığı özelliklerden biri, Rasûlullah’ın sözlerini ezberlemek ve kaydetmekti. Ashâb, Abdullah’ın her şeyi yazdığını görerek, onu, bundan vazgeçirmek istemişler ve ona şöyle demişlerdir: “Sen Rasûlullah’tan işittiğin her şeyi yazıyorsun. Halbuki Allah Resûlü, gazap ve hoşnutluk hallerinde de söz söylemektedir. “Bunun üzerine tereddüde düşen Abdullah, durumu Hz. Peygambere anlatınca Rasûlullah, onu dinledikten sonra şöyle buyurdu: “Yaz, çünkü canımı kudret elinde tutan yüce Allah’a yemin ederim ki, ağzımdan sadece hak söz çıkar.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 158).
Ebû Hüreyre’den (r.anh) nakledildiğine göre, Resûlullah (sav), “Ben sadece doğruyu söylerim” buyurdu. Sahâbeden bazıları, “Yâ Resûlallah! Sen bize şaka yapıyorsun ama!” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), “Ben, sadece doğruyu söylerim” buyurdu. (İbn Hanbel, II, 341)