• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Köşeye sıkışınca tornistan etti! Türk polisine küfür eden Semih Varol, özür videosuyla kurtulacağını sanıyor!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

TikTok’ta canlı yayında emniyet güçlerimize hakaretler savurduktan sonra gözaltına alınan Semih Varol, adli işlemlerin başlamasının ardından hemen bir özür videosu yayınlayarak pişmanlık tiyatrosuna girişti.

"Böyle bir olayla gündeme geldiğim için kendimden utanıyorum" diyen Varol’un bu hamlesi, hakkında başlatılan yasal süreçten kurtulma çabası olarak yorumlandı.

Adalet karşısında samimiyet sınavı! Fenomenin özrü inandırıcı bulunmadı!

Savcılıktaki ifadesinin hemen ardından yayınladığı videoda "Devletimizden, polisimizden özür diliyorum. Bir daha böyle bir şey yaşanmayacak" sözleriyle af dileyen Varol’un bu aniden gelişen "pişmanlığı," kamuoyunda samimiyetten uzak bulundu. Milyonların önünde devlete ve polise hakaret edip, hukuki yaptırımlarla yüzleşince özre sığınan fenomenin bu hamlesinin, yargılama sürecini etkileyip etkilemeyeceği ise merak konusu oldu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Ekran Arkasındaki Sahte Cesaret ve Adliye Kapısındaki Pişmanlık Tiyatrosu! Sosyal medya platformlarının hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, "fenomen" sıfatı altında hiçbir toplumsal katma değeri olmayan, tek mahareti kameraya karşı bağırmak olan türedi bir güruh peydahlandı. Bu güruhun son ve en ibretlik örneklerinden biri, TikTok canlı yayınında trafiği tehlikeye soktuğu için kendisini uyaran emniyet güçlerimize fütursuzca sinkaflı küfürler savuran Semih Varol oldu. Takipçi sayısının verdiği sahte sarhoşlukla, ekran arkasından devletin memuruna hakaret yağdırırken adeta bir "klavye kabadayısı" kesilen bu şahsın trajikomik hikayesi, Türk adaletinin ve emniyetinin pençesine düştüğü an bambaşka bir boyuta evrildi. O pervasızca sallanan parmaklar, yerini adliye koridorlarında süklüm püklüm bir "pişmanlık tiyatrosuna" bıraktı. Ancak bilinmelidir ki, bu ucuz tiyatronun ne toplum vicdanında ne de hukuk karşısında en ufak bir karşılığı yoktur; o klavye kabadayılığı, devletin demir yumruğunu görene kadardır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçundan jet hızıyla gözaltına alınan şahıs, emniyetteki ve adliyedeki işlemlerinin hemen ardından alelacele bir "özür videosu" yayınladı. Yayında "Polisin nereden haberi olacak?" özgüveniyle cehaletini ve hadsizliğini sergileyen kibir abidesi, devletin refleksini bizzat tecrübe edip kelepçeyle tanışınca bir anda hidayete ermiş gibi "Devletimizden, polisimizden özür diliyorum" nakaratına sığındı. Bir haber sitesinde yayınlanan videosundaki o süklüm püklüm haller, işlenen suçun ve yarattıkları toplumsal infialin kefareti olamaz. Ekran başında aslan kesilip, adaleti görünce kıvrak danslarla kıvırmaya çalışan bu karakterlerin çektikleri üç dakikalık acındırma videoları, ne şerefli Türk üniformasına yapılan saygısızlığı örter ne de hukuki sorumluluktan kaçmalarına yeter. Madalyonun diğer yüzünde ise bu rezilliğe zemin hazırlayan, hatta bunu açıkça besleyen sosyal medya platformları ve onların ahlaksız algoritmaları durmaktadır. Başta TikTok olmak üzere bu mecralar; sağduyuyu, ahlakı ve toplumsal değerleri değil; kaosu, küfrü, nefreti ve kışkırtıcılığı ödüllendiren bir yapay zekaya sahiptir. Algoritma, ekrana ne kadar büyük bir edepsizlik yansırsa, dijital lağım ne kadar çok taşarsa o kadar çok etkileşim ve dolayısıyla o kadar çok "para" vaat etmektedir. Hürriyet gazetesindeki gözaltı haberinin altına gelen yüzlerce vatandaş tepkisi de tam olarak bu algoritmik çürümeye isyan etmektedir. Hadsizliği ve kuralsızlığı "keşfet" sekmesine taşıyarak parlatılan bu türediler, platformların ceplerini doldururken toplumu zehirleyen birer maşaya dönüşmektedir. Küfrün, devlet organlarını aşağılamanın ve toplumsal değerleri çiğnemenin "etkileşim ve kazanç" kapısı olarak açık kalması, bu dijital platformların da bu suça resmen ortak olduğunu göstermektedir. Mesele sadece bir şahsın ahlak sınırlarını aşması değil; bu dijital lağım çukurlarında "reklamın iyisi kötüsü olmaz" mantığıyla cezasızlıktan beslenen iğrenç bir kültürün varlığıdır. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan bu tip profiller, hukukun esnekliğini bir kurtuluş veya zafer olarak görmemelidir. Türk polisi ve askeri, klavye arkasından üç beş kuruşluk dijital jeton dilenen soytarıların egolarını tatmin edeceği, nefret kusacağı birer hedef tahtası değildir. Devletin gücünü küçümseyip ekran başında kabadayılık taslayanlar, o kıvrak danslarla kıvırmaya çalıştıkları hukuki bedeli en ağır ve en acıtıcı şekilde ödemelidir. Ceza yasaları bu tür hadsizlere ve bunlara çanak tutan platformlara karşı en sert biçimde işletilmelidir ki; bir daha hiçbir dijital türedi, şerefli Türk üniformasına dil uzatma cüretini rüyasında bile göremesin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23