Kaybedileni geri getirmenin tek yolu var! Birleşmiş milletler 81 yılda nereden nereye?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Halit Yerebakan, Birleşmiş Milletlerin 81 yıl önceki kuruluş kodlarını ve günümüzdeki savruluşunu anlattı. 1945 yılında barış umuduyla kurulan BM’de büyük bir savrulma yaşandığını aktaran Yerebatan, “Bu hafta liderler yine toplanıyorlar. Fakat bu yıl masadaki mesele güven. Bu yılın teması bunu itiraf ediyor. Güveni yeniden tesis etmek diyorlar. Bir kurum güveni yeniden kurmaktan söz ediyorsa orada da kaybedilmiş bir şey vardır artık” dedi.
Dünya ABD’deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulun odaklanırken AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Halit Yerebakan, genel kurul öncesi çarpıcı tespitlerde bulundu. 1945 yılında kurulan BM’nin 81 yıl önce büyük bir savrulma yaşadığını aktaran Yerebatan, “1945'te savaşın küllerinden çıkan insanlık dünyayı barışın kollarına bırakarak tek bir söz verdi. Bir daha asla dediler. O söz bir kuruma, bir kürsüye ve iki zeytin dalıyla sarılmış bir haritaya dönüştü. Aradan 81 yıl geçti. Bu hafta liderler yine o amblemin önünde toplanıyorlar. Fakat bu yıl masadaki mesele güven. Çünkü güven hiçbir kasada saklanmayan bir sermayedir. Bir kere harcandı mı geri almak en güçlü ülkenin bile elinde değildir maalesef. O sermayeyi harcayan ise verdiği sözü tutamayan sistemdir. Bu yılın teması bunu itiraf ediyor. Güveni yeniden tesis etmek diyorlar. Bir kurum güveni yeniden kurmaktan söz ediyorsa orada da kaybedilmiş bir şey vardır artık” dedi.
TEK YOL REFORM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM’deki tarihi konuşmasını hatırlatan Yerebatan, “Cumhurbaşkanımızın yıllardır söylediği gibi kaybedenini geri getirmenin tek yolu vardır. O da reform yapmak. Kurumların gerçek sınavı işte burada başlar” İfadelerini kullandı.
Yerebatan sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürsüde söylenenin kapıda bekleyene ulaşıp ulaşmadığında. Gazze’de bu mesafe insanlığın vicdanına kazındı. Ateşkesin üzerinden neredeyse 1 yıl geçti. Kararlar alındı, planlar onaylandı. Ama her yer hala enkaz. Tam kapasite çalışan tek bir hastane bile yok. Sudan'da ise savaş bin günü açtı ve dünya oradaki kıtlığa uzaktan bakıyor. Bir hekim olarak hastaya umut vermenin kıymetini bilirim. Fakat umut müdahalenin yerini hiçbir zaman tutmaz. Diplomaside de böyledir. İyi niyetin değeri hayatı değiştirebildiği yerde anlaşılır. Türkiye'nin burada savunduğu yaklaşım işte tam da bu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın “Daha adil bir dünya mümkündür” çağrısı insanlığın geleceğine dair bir sorumluluk çağrısıdır. Bir çocuğun yaşama hakkı doğduğu coğrafyaya göre küçülemez. Bir annenin acısı ülkesinin ekonomik gücüne göre tartılamaz. Aynı insanlık farklı pasaportlarla farklı değerlere ayrılamaz. Biz uluslararası kurumların güçlü olmasını elbette istiyoruz. Ama güçlü kurum kendine en çok anlatan kurum olmaktan çok en zor zamanda verdiği sözü tutan kurumdur. Güveni yeniden kurmanın yolu parlak bildirilerden geçmiyor artık. İnsani yardımın dolaşmasından, sivillerin korunmasından, hukukun ayrım gözetmeden uygulanmasından geçiyor. Verilen her sözün sorumlusu takvimi ve sonucu olmalı. Çünkü güven iletişim kampanyasıyla geri gelmez. Sonuçla geri gelir. Artık buradan çıkan kararlarla kaç hayatın değiştiğine bakmalıyız. Kürsüdeki alkışın sesi kapıda bekleyenin sessizliğini bastırmamalı. Neticede Birleşmiş Milletleri yeniden anlatma dönemi artık geride kaldı. Bu yılın meselesi ona yeniden inanmak için sebep bulmaktır.”
