Para ve menfaat putları budanan Batı çırpınıyor
ABD, AB, bazı Arap ülkeleri ve İsrail Türkiye aleyhine derin bir ortaklık içerisinde. Eşzamanlı olarak Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit ediyorlar.
Darbecilere, kaçaklara, katillere ve hainlere sahip çıkan, terör yapılanmalarını örgütleyip onları destekleyen haçlı ortaklığı çıkarlarına ters düşen Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirecekmiş.
Türkiye ile dertleri ne? Doğu Akdeniz, Ege, Libya, Kıbrıs, Suriye ve Karadağ karın ağrıları. Türkiye’nin buralardan elini çekmesi ve evine dönmesini istiyorlar.
Türkiye, yüzlerce yıla dayanan devlet geleneği, siyasi genetiği ile tarih yazan aktör olup adaleti, huzuru, barışı arıyor ve kendi dünyasına inşa etmeye çalışıyor. Bu yüzden insanlığın üzerine kara bir bulut gibi çöken fesat şebekelerini fazlasıyla rahatsız ediyor.
ABD, AB için müttefiklik, ortaklık, dostluk kavramları, haklı olma ya da hak sahibi olma gibi değerler bir mana ifade etmiyor. Onlar için sadece çıkarları var.
Ağızlarından düşürmedikleri demokrasi, insan hakları, hukuk gibi değerler de birer aldatmacadan ibaret.
Özgürlük kavramı ile sömürgeciliği, barış kavramı ile istilalarını, ahlak kavramı işe çirkefliklerini, dürüstlük kavramı ile sömürülerini, eşitlik kavramı ile eşitsizliklerini, adalet kavramı ile haksızlıklarını maskeliyorlar.
Bütün kıtaları işgal eden, bütün medeniyetlerin kökünü kazıyan, kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan soykırım uygarlığı Batı, dünyanın bir bölümünü sömürerek, kazandığından çok daha fazlasını harcamaya alışmış bir toplum düzeni oluşturdu.
Bir refah düzeni kuruldu ama artık deniz bitti. Şimdi çözüm aranıyor. Yalan-dolan, kan-barut, para-ahlaksızlık, fitne-fesat ile küresel fesat düzenini yeniden inşa etmeye çalışıyorlar.
Gıdası çatışma, karakteri kibir, stratejisi küresel kargaşa olan zulüm, kan, gözyaşı ve kaos organizatörü emperyalistler, ekonomik ve siyasi enkazı birlikte yaşamakta. Bu nedenle Libya, Suriye, BAE, Sudan, Lübnan, Mısır örneklerinde olduğu gibi nüfuz ve yatırım alanları üzerinde hegemonyalarını artırma gayretindedirler.
Batı’dan Doğu’ya doğru yaşanan güç kayması, Asya’nın eko politik sahnede yer almaya başlaması Hristiyan Batı’nın para ve menfaat putlarını tırpanladığı için ödleri kopuyor.
Dünyadaki birçok pazar AB’nin elinden çıktığı gibi bu pazarlar üretici olarak AB’ye rakip oldu. AB ne üretecek, kime satacak ve yaşam standartlarını nasıl koruyacak soruları belirsiz şu anda.
Hasta adamlar coğrafyası Avrupa yeniden şekilleniyor. Kriz AB’yi parçalayacak, yeni bir Avrupa güç haritasını ortaya çıkacak gibi.
Dünyada kendi düzenlerinin yeniden tesisi için AB, ABD’yi de arkasına alarak İslam’a karşı örtülü bir Haçlı savaşının fitilini yeniden ateşlemek istiyor.
Nüfusu her yıl biraz daha azalan ve yaşlanan Batı Müslümanların sayısının artmasından mustarip. Haçlı zihniyeti ile Hıristiyan değerleri üzerine kurulmuş olan Batı, Müslüman nüfusun acilen azaltılmasına kararıyla düşmanını İslam ve Müslüman olarak benimsedi, Müslüman’ı dininden dolayı suçlu ilan eden zihniyet İslam’a dört koldan saldırıya geçti.
AB hem iç siyasetteki yetersizliklerini ve müzmin sorunları çözmedeki beceriksizliklerini örtmek için, hem de kimlik krizini aşmak için İslam düşmanlığına ihtiyacı var.
AB’li siyasetçiler, başarı kazanmak için İslam karşıtı politikalara adeta mecbur hissediyorlar kendilerini.
Dünyada mazlum milletlere karşı girişilen katliamlar bu haçlı zihniyetinin, haçlı hülyalarının getirdiği zalimane bağnazlığın birer ürünü değilmiş, bu vahşetler ile haçlı dünyası sömürü ve zulüm düzeninin devamını korumuyormuş gibi, insanlık için özellikle de Müslümanlar için bir kâbus değillermiş gibi su yüzüne çıkmaya çalışıyorlar.
Siyasi oyunlarını menfaatleri doğrultusunda uyduruk senaryolarla istediği gibi yönlendirip, evrenselleşen hukuk normlarını stratejik hesapları ile çerçeveleyip yenidünya düzenini toplumlarının özlem ve beklentileri doğrultusunda bir ümit taşıyıcılığına yöneltiyorlar.
Barış, demokrasi ve insan hakları bahanesi ile çatırdamaya başlayan sömürü düzeninin tahsisi için haçlı bayrağı altında son haçlı seferine hazırlanan şövalye rolü ile Türkiye’yi öncelikli tehdit olarak belirleyip yargısız infaza girişeceğini beyan edip zafer çığlıkları atıyorlar.
Yalan-dolan, kan-barut, para-ahlaksızlık, fitne-fesat ile inşa etmeye çalıştıkları küresel fesat düzeni dünyada kendi düzenlerinin yeniden tesisi için batıda İslam düşmanlığını, doğuda ise mezhep kavgasını ateşlemenin gayretindeler.
Batı’nın sancısı Doğu’nun uyanışı, dirilişi ve kaynaklarına sahip çıkma arzusudur. İslam kuşağındaki öfkenin sebebi zorbalık, Avrupa’daki öfkenin sebebi refah kaybı, Asya’dakinin sebebi ise refah arayışıdır.