• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Amerika-İsrail’i Kahredecek İşler Yapmak

15 Temmuz 2026
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

Amerika-İsrail’i Kahredecek İşler Yapmak

Mustafa Çelik

Bir ümmetin en ağır imtihanlarından biri, kendi coğrafyasında akan kana karşı nasıl bir tavır alacağıdır. Zira işgal, yalnızca toprağın ele geçirilmesi değildir; hafızanın, haysiyetin, evlerin ve umutların da kuşatılmasıdır. Bir beldeyi işgal edenler, çoğu zaman sadece şehirleri yıkmaz; annelerin gözyaşını, çocukların güven duygusunu ve insanların yarına dair inancını da hedef alırlar. Böyle zamanlarda sessizlik, vicdanı yoran ağır bir yüke dönüşebilir.


 

Ancak zulme karşı durmak, öfkenin insanı kontrolsüzlüğe sürüklemesi demek değildir. Haklı bir davanın gücü, kör bir intikam hissinden değil; adaletten, ilkeden ve ahlaktan beslenir. Çünkü Müslümanın sorumluluğu yalnızca tepki göstermek değil, hakkı hikmetle savunmaktır. Mazlumun yanında olmak, zalimin karşısında durmak ve haksızlığa rıza göstermemek güçlü bir vicdanın gereğidir. Allah’u Teâla buyuruyor:


 

“Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez.” (Bakara Sûresi/ 190)


Biz Müslümanlara karşı “Haçlı savaşlar” Amerika-İsrail Terör Örgütü öncülüğünde kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Ümmet bilinci de tam burada anlam kazanır. Bir yerde bir çocuk korkuyla uyuyorsa, bir anne evladını toprağa veriyorsa ve bir halk zulmün gölgesinde yaşamaya mahkûm ediliyorsa; buna karşı duyarsız kalmak insanlığın yükünü hafifletmez. Fakat mücadeleyi değerli kılan şey, onun adaletle yürütülmesidir. Çünkü tarih göstermiştir ki öfke geçicidir; fakat hak ve adalet üzerine kurulan duruş kalıcıdır.


 

Yahudi Fundamentalizmi İslâm coğrafyasında yıkım, ölüm, katliam, tecavüz, soykırım ve vahşet üreten bir kitle imha silahına dönüşmüş durumdadır.

Türkiye;


l İsrail’in devlet değil radikal dinci bir “Yahudi Terör Örgütü” olduğunu,

l Türkiye’deki Yahudi varlığını vatandaşlıktan çıkarıp kabul etmeye namzet herhangi bir ülkeye sürgün edilmesini,

l İsrail’in Devlet olarak tanındığı 24.08.1949 tarihli bakanlar kurulu kararı ile ilgili TBMM kararının iptal edilmesini,

l Gazze’de İsrail Türkiye çifte vatandaşlığına sahip İsrail askerinin soykırım suçundan tutuklanarak yargılanmasını ve cezalandırılmasını,


 

l Gazze’de savaş suçu işleyen İsrail’i fonlayan Türkiye’deki Yahudi şirketlere müsadere yoluyla el konulmasını,


lİtikadi, siyasi, ahlaki ve hukuki olarak Hamas’ın dava anlayışına sahip Filistinlilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlığına kabul edilmesini,

l Ankara’daki İsrail Büyükelçiliğinin süresiz kapatılması, tahliye ve tasfiye edilmesini,

l Tel Aviv’de Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin süresiz olarak kapatılmasını,

l İsrail’in Suriye’de vekil güç olarak Türkiye’ye karşı namluya sürmesi halinde Nusayri ve Dürzi varlığının kıyâmetlerinin koparılmasını,

l ABD’nin Türkiye’de bulunan üslerinin kapatılmasını (NATO kapsamındaki üsler dahil) öngören bir yaptırım önergesinin TBMM’de kabul edilip uygulanması acil ve ertelenemez bir gereklilik olarak önümüzde durmaktadır.


 

l Katar, İran, Tunus, Suriye, Yemen ve Lübnan’ı hedef alan İsrail’in çok yakın gelecekteki nihai hedefi Türkiye olacaktır.

l Silahtan İlâh devşiren ve öldürmeyi ibadete dönüştüren bu alçak, ahlâksız, şerefsiz ve namussuz topluluğun silahtan başka anlayacağı herhangi bir dil bulunmamaktadır.

Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde bunlardan hangisi veya hangileri oldu? Şayet bunlardan hiçbiri olmamışsa; Müslümanların gazını almaktan veya Müslümanlara gaz vermekten vazgeçilmelidir. Sahtekârlıkla bir yere varılmaz. İslâm coğrafyasında Amerika-İsrail’i kahredecek işler yapılmıyor aksine Müslümanları kahredilecek işler yapılıyor!


 

Peygamberlere ve ilahi kitaplara karşı tarih boyunca yapılan ihanetler, tahrifatlar ve zulümler; insanlığın vicdanında derin yaralar bırakmıştır. Şunu bilelim ki; bütün insani özellikleri Allah tarafından felce uğratılmış, lanetlenmiş, bu yaratıklara karşı Müslümanların sözlü tepkiler göstermesi, bu tepkilerden bir sonuç beklemesi tedaviye muhtaç bir durumdur.


Yapılması gereken şey; İsrail’e karşı Müslümanların güç oluşturması, Ona “Zulüm yapma Ey Yahudi” demek yerine, bu zulmü yapmaya kalktığında onu kendi türüne uygun bir kafes içinde zararsız hale getirmenin yolunu bulmaktır. Bunun bir tek yolu vardır. Müslümanlar fer’i ayrılıkları bir kenara bırakmalı, çocuk katili Siyonist Yahudi denilen lanetlenmiş yaratığa karşı o ortalığı daha fazla fesada vermeden birbirleriyle oturup konuşmasını öğrenmelidirler ve behemehâl cihad cephesinde birleşmelidirler.


 

Haksızlığa sessiz kalmak, mazlumun yanında durmamak ve adaletsizliği görmezden gelmek, ahlaki olarak zalimin ekmeğine yağ sürmekle eşdeğerdir. Hukuken de zalim, Siyonist Yahudilerin suç ortaklarından olmaktır.

Müslümanların vazifesi, yalnızca sözlü tepkilerle yetinmek değil; ilim, ekonomi, siyaset, ahlak, diplomasi ve toplumsal dayanışma alanlarında güç inşa etmektir. Çünkü etkili itiraz, yalnızca sloganla değil; hazırlıkla, birlikle ve kurumsal kudretle ortaya çıkar. Siyonist Yahudi teröristlere karşı cihad cephesi, ümmet-i Muhammed’in müşterek direniş cephesidir. Bu cephe asla boş bırakılmamalıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23