Müzakereden büyük savaşa…
Müzakereden büyük savaşa…
Mehmet Koçak
ABD Başkanı Epstein sapığı Donald Trump’ın, İran’da düzenlenen cenaze törenlerini fırsat bilerek Nisan ayından bu yana yürürlükte olduğu belirtilen ateşkesin fiilen sona erdiğini açıklaması ve saldırı emri vermesi, sona ereceği beklenen savaşın yeniden başlamasına yol açtı.
Önemle ifade etmek isterim ki; bu saldırı emrinin verilmiş olmasından çok Ankara’daki NATO Zirvesi’nde verilmiş olması düşündürücüdür.
Zira, Epstein sapığı Trump, bir İslam ülkesi olan Türkiye’nin başkenti Ankara’dan bir başka İslam ülkesi olan İran’a savaş ilan etmiş olması; uluslararası hukuku ve bölgesel istikrarı hiçe sayan son derece tehlikeli bir adım olduğu gibi Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirme adına sinsice hazırlanmış bir ihanet planı olduğunu anlamak için müneccim veya falcı olmaya gerek yok.
Ayrıca, Türkiye’den komşusu olan ve yaklaşık 30 milyon Azeri Türkü’nün de yaşadığı İran’a karşı Trump’ın savaş kararı almış olması, siyasi ahlak ve diplomatik nezaketle bağdaşmayan, küstahça bir davranıştır.
*
Ortadoğu’da Hesaplaşma…
Aslında bu savaş ilanı tamamen sürpriz de olmadı. Çünkü Epstein Trump’ın uzun süredir İran’a yönelik sert söylemleri, tehditleri ve müzakere sürecine rağmen askeri seçeneği sürekli gündemde tutması, savaş ihtimalinin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını gösteriyordu. Küçümseyen, aşağılayan ve sürekli tehditler savuran bu sapık, kısa süre içinde yeniden savaşın fitilini ateşleyeceği zaten bekleniyordu.
Böylece, ABD Başkanı Epstein sanığı Donald Trump’ın İran’ı “yok etmekle” tehdit ederek savaş kararı aldığını açıklaması ve buna karşılık İran Meclis Başkanı ve üst düzey müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf’ın “müzakere dönemi kapanmıştır” yönündeki açıklaması, taraflar arasındaki diplomatik sürecin fiilen sona erdiğini ve krizin yeniden askerî bir safhaya taşındığını göstermektedir.
Bu gelişme, aylardır dile getirilen “ateşkes” kalıcı bir barış değil, tarafların yeniden hazırlanmasına imkân sağlayan geçici bir süreç olduğunu doğrular niteliktedir. Görünen o ki, diplomasi masası yerini yeniden silahların gölgesine bırakmıştır.
Bugün yaşananlar, ateşkeslerin tek başına kalıcı barış anlamına gelmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Diplomasiye rağmen yeniden savaşa dönüşün baş müsebbibi ise ‘Epstein sapığı Trump’ın olduğu şüphe getirmez bir gerçektir.
*
Yeni bir insanlık faciasına izin verilmemeli…
Bugün ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında yaşanan krizlerin kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanamamasının asıl sebebi, taraflar arasındaki derin güven bunalımı ile birbirine tamamen zıt görüş, niyet ve stratejik hedefler yatmaktadır.
Bu kadar birbirine zıt hedeflerin bulunduğu bir ortamda büyük bir anlaşmanın ortaya çıkması zaten mümkün değildi.
Tarafların gerçek niyetlerinin, kırmızı çizgilerinin ve uzlaşmaz hedeflerinin yeniden ortaya çıkmasıyla diplomasi zemininde çözüm arama yerini tehditlere, saldırılara, misillemelere ve çok daha büyük bir hesaplaşma savaşına dönüldü.
Bu nedenle Ortadoğu’yu, yalnızca mevcut gerilimlerin değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkileyebilecek yeni çatışmaların yaşanabileceği zorlu bir dönem bekliyor.
Bu gerçeklerden hareketle; adalet ve hakkaniyet temelinde yaşanabilir bir dünya için Uluslararası toplum, ABD – Siyonist İsrail pervasızlığına karşı harekete geçmeli. Aksi halde dünya yeni bir insanlık faciasının acı gerçeği ile karşı karşıya kalacaktır.