• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İsrail, Yakın Müttefik Olmasına Rağmen BAE ile Neden Oynuyor?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
İsrail, Yakın Müttefik Olmasına Rağmen BAE ile Neden Oynuyor?

Alper TAN 'İsrail, Yakın Müttefik Olmasına Rağmen BAE ile Neden Oynuyor?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Alper Tan'ın kaleme aldığı o yazı;

BAE-İsrail ilişkileri, 2020 Abraham Anlaşmaları ile başlayan hızlı normalleşme ve derin iş birliği üzerine kuruldu. Bu anlaşma, İsrail ile BAE arasında tam diplomatik ilişkiler, büyükelçilik açılması, vizesiz seyahat ve doğrudan uçuşları başlattı. BAE, Mısır (1979) ve Ürdün’den (1994) sonra İsrail’le normalleşme yapan üçüncü Arap ülkesi oldu.

Ekonomik ve Ticari İş Birliği Anlaşması’ndan sonra ticaret patladı. 2021’de %510 artışla başladı, 2023’te yaklaşık 2.9-3 milyar dolar, 2024’te 3.2 milyar dolar seviyesine ulaştı.

2022/2023’te Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) imzalandı; hedef 5 yılda 10 milyar dolar ticaret hacmi idi. Yatırımlar 5 milyar doları aştı. Turizmde milyonlarca İsrailli BAE’yi ziyaret etti. Teknoloji, savunma, yapay zeka, yenilenebilir enerji, su, tarım ve sağlık gibi alanlarda yoğun iş birliği var.

BAE, İsrail için bölgedeki en önemli ticaret ortağı haline geldi.


 

Güvenlik ve savunma iş birliği, İran tehdidine karşı istihbarat paylaşımı, siber güvenlik ve hava savunma sistemleri (örneğin İsrail’den SPYDER sistemi) öne çıkıyor. Ortak tatbikatlar ve CENTCOM üzerinden bölgesel entegrasyon çabaları...

7 Ekim 2023 ve Gazze savaşı sonrası dönemde ilişkiler stres testi yaşadı ama temel yapı (ticaret, savunma, uçuşlar) büyük ölçüde korundu. BAE, Hamas saldırılarını kınadı, İsrail’le uçuşları sürdüren nadir ülkelerden biri oldu. Gazze’ye insani yardım gönderdi, hastane kurdu ve sivillerin ölümünü kınadı.

Zamanla BAE- İsrail arasında kamu diplomasisi ve yüksek profilli faaliyetler yavaşlamaya başladı. İş görüşmeleri daha gizli hale geldi. BAE, Batı Şeria ilhakını “kırmızı çizgi” ilan etti ve iki devletli çözümü savundu. Buna rağmen ticaret 2024’te büyümeye devam etti; stratejik ve ekonomik çıkarlar ağır bastı.

Özetle, BAE-İsrail ilişkileri, “ortak İran tehdidi,” teknoloji/savunma iş birliği ve ekonomik fırsatlar üzerine pragmatik bir temele oturdu. Gazze savaşı kamuoyunda ve diplomaside soğuk rüzgarlar estirse de bağlar kopmadı, hatta bazı alanlarda (ticaret, lojistik) direnç gösterdi. BAE, Filistin meselesinde eleştirel duruşunu korurken stratejik ortaklığını ön planda tutuyor. Fakat ilişkiler son haftalarda ciddi bir sorgulama ve güvensizlik krizine girmiş görünüyor.


 

12 Mayıs 2026’da İsrail basınındaki haberlere göre, Tel Aviv Üniversitesi'ndeki bir toplantıda konuşan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, "Şu an bir ateşkes sürecindeyiz, bunun nereye varacağını bilmiyoruz" dedi.

Konuşmasının devamında lafı Körfez ülkelerine getiren Huckabee, "Körfez ülkeleri artık bir seçim yapmak zorunda olduklarını anladılar: İran tarafından saldırıya uğrama ihtimalleri mi daha yüksek, yoksa İsrail tarafından mı?" ifadelerini kullandı. Huckabee, diplomatik bir tehdit diliyle, Körfez ülkelerinin ABD-İsrail ile İran arasında bir taraf seçmeleri gerektiğini öne sürerek, "(Körfez ülkeleri) Siz hangi tarafta olmak istiyorsunuz?” diye sordu.

BAE'nin Abraham Anlaşmaları üyesi olduğuna işaret eden Huckabee, "Ancak bunun sonucunda (BAE'nin) elde ettikleri faydalara bir bakın. İsrail onlara Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak personel gönderdi" diye konuştu.

Israel Hayom Gazetesi’nin haberine göre, ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz da, İsrail'in New York'taki BM Misyonu tarafından düzenlenen bir toplantıda yaptığı açıklamada, ABD-İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında İsrail'in, BAE'ye Demir Kubbe hava savunma sistemleri gönderdiğini söylemişti.


 

İsrail, BAE’yi “saldırılardan koruma bahanesiyle” içerden “kontrol altına almaya çalışıyor!”

Sürekli olarak ABD ve İsrail istihbaratlarının operasyonel haberlerine hizmet eden ABD merkezli Axios haber platformunun “adı açıklanmayan iki İsrailli ve bir ABD'li yetkiliye” dayandırdığı 26 Nisan 2026 tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat iş birliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığı ileri sürülmüştü.

Axios’a konuşan yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini iddia etmişti.

BAE'nin İsrail'den sonra Demir Kubbe hava savunma sisteminin kullanıldığı ilk ülke olduğunun altını çizen yetkililer, Demir Kubbe'nin BAE’ye atılan düzinelerce İran füzesini engellediğini savunmuştu.

Bu durum, ülkenin acil güvenlik ihtiyacını karşılama noktasında somut bir katkı sunuyor gibi görünse de BAE ve diğer Körfez devletlerinin güvenliğini tehdit eden hatta beka tehdidi oluşturabilecek son derece riskli bir duruma işaret ediyor.


 

Neden böyle düşünüyoruz?

Trump, göreve başladığında ziyaret ederek yüzlerce milyar dolar istediği ve yerlere göklere sığdıramayarak övdüğü Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri‘ne karşı son zamanlarda İsrail’deki büyükelçisi vasıtasıyla neden böyle tehditkar bir dil kullanmaya başladı?

İsrail, Riyad ve Abu Dabi’yi “dost” olarak görmüyor! Sadece kullanmak istiyor

İsrail, Hindistan'dan başlayan IMEC projesinin gerçekleşmesine mani olacaklarını ve başka alternatiflere yöneldiklerini düşündüğü BAE ve Suudi Arabistan'ı köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.

Nitekim İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 19 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında, savaşın bitiminde Ortadoğu petrolünü doğrudan İsrail limanlarına taşıyacak yeni bir boru hattı projesiyle Hürmüz Boğazı’nın işlevine son vermeyi hedeflediklerini açıklamıştı. Bu konuşmasıyla İsrail Başbakanı, 28 Şubat’ta ABD ile birlikte İran’a yönelik olarak başlattıkları savaşın bir amacının da, Ortadoğu petrollerinin İsrail'den dağıtılacağı yeni bir petrol düzeni kurmak olduğunu ifşa etmiş oldu.


 

Netanyahu basın toplantısında bu planı, "Arap Yarımadası'nı batıya doğru geçerek doğrudan İsrail'e ve Akdeniz limanlarımıza uzanan petrol ve gaz boru hatları inşa ederseniz, bu dar boğazları sonsuza dek ortadan kaldırmış olursunuz. Ben bunu, savaşın ardından gelecek gerçek bir değişim olarak görüyorum" sözleriyle açıklamıştı.

İsrail Başbakanlık Ofisi, “Netanyahu, Abu Dabi’yi gizlice ziyaret etti” dedi, BAE, YALANLADI!

İsrail başbakanı Netanyahu Abraham Anlaşması’nı imzaladığı ve bölgedeki “en yakın dostu” olduğu ileri sürülen Birleşik Arap Emirlikleri’ne, yapmadığı ziyareti (BAE, İsrail Başbakanlık Ofisini yalanlayarak açık veya gizli böyle bir ziyaret olmadığını açıkladı) yapılmış gibi gösterip, İslam ülkeleri nezdinde Abu Dabi yönetimini İsrail işbirlikçisi olarak yansıtarak onları bölgede yalnızlaştırmak ve sıkıştırmak istiyor. Netanyahu gizli bir ziyaret yaptıysa kendi ofisinden bu “gizli” ziyareti BAE'yi zora sokacak şekilde niçin Dünyaya ilan etme gereği hissediyor? İyi niyetli bir devlet adamı, dostunu zora sokacak böyle bir ifşaatı yapar mı?

Binyamin Netanyahu İsrail dışında hiçbir yere kurmadığı Demir Kubbe hava savunma sistemini acaba Birleşik Arap Emirlikleri’ni korumak için mi yerleştirdi yoksa bu ülkeyi koruma bahanesiyle içerden tamamen kontrol altına almak için mi?


 

ABD ve İsrail, başkalarını hiç ilgilendirmeyen kendi savaşlarının içine Körfez ülkelerini ısrarla dahil etmeye çalışırken neyi amaçlıyor? Gerçekten İran’ı yenmek veya yok etmek için mi? Yoksa sözde İran tehdidini bahane edip İslam dünyasında bir Şii-Sünni savaşı çıkartarak yeni bir Kerbela ihdas edip Müslümanlar arası savaşı keyifle seyrederken bölgedeki vahşi varlığını uzun bir süre daha devam ettirmek için mi?

Sahte bayrak saldırılarını kim ne maksatla yapıyor?

28 Şubat‘ta İran’a saldırılar başladığından bu yana başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerine yapılan İHA ve füze saldırılarının önemli bir kısmını Tahran yönetimi, kendilerinin yapmadığını açıkladı. Peki bu saldırıları İran yapmıyorsa kim yapıyor olabilir?

İsrail’in, Irak’ta belli bölgelerde gizli askeri üslerinin olduğu ortaya çıktı. Bu askeri üslerde İsrail ne yapıyor olabilir? Benzer üsler İran’da da olamaz mı? Savaş ortamının ortaya çıkardığı kaos nedeniyle ülkeyi tam olarak kontrol edemeyen Tahran yönetiminin boşluğundan yararlanarak İsrail, İran toprakları üzerinden komşu ülkelere füze ve İHA saldırıları yapıyor olabilir mi?


 

İsrail, bölgede ABD’nin kanatları altında siper alıyor!

Middle East Monitor’de yayınlanan bir haberde, Eski Irak Savunma Bakanlığı danışmanı Maen al-Jubouri, Irak'ın çöl bölgelerindeki İsrail askeri hareketlerinin ABD görüntüsü altında yürütüldüğünü söyledi ve Washington'u Bağdat'taki yetkilileri "aldatmakla" suçladı. Böyle bir durum, İsrail’in Irak‘taki faaliyetlerini ABD askerlerinin üniforması ve görünümü altında yürüttüğü anlamına geliyor.

Jubouri, "Bu üsler, bölgenin yaşadığı koşullar tarafından dayatıldı. Irak'ın birçok operasyonel ve askeri faaliyet için bir tiyatro olduğunu biliyoruz" dedi. Irak'ın askeri coğrafyasının hem İsrail'e hem de Amerika Birleşik Devletleri'ne serbestçe faaliyet göstermeleri için alan verdiğini de sözlerine ekledi.

BAE, “saldırı Irak üzerinden geldi” dedi!

20 Mayıs’ta yaptığı açıklamada BAE, “geçen hafta Barakah Nükleer Santrali’ni vuran insansız hava araçlarının Irak’tan havalandığını” belirterek, “Tahran destekli milislerin İran adına Körfez enerji altyapısını hedef almaya devam ettiğini” açıkladı. Acaba İran mı, İsrail mi?


 

Bölgedeki gelişmelere bakılacak olursa Suudi Arabistan’ın bu tuzağı gördüğü ve bu tuzağa karşı bölge ülkelerini birleştirmek amacıyla Helsinki Anlaşması benzeri bir yapı üzerinde çalıştığı ortaya çıkıyor. Bu durum ise hem İsrail’i hem de Amerika Birleşik Devletleri’ni son derece rahatsız ediyor.

Lübnan merkezli Tactical Report isimli X hesabında paylaşılan bir haberde, bölgede dikkat çeken bir konuya temas edildi ve şu ifadeler kullanıldı:

BAE yeni bir yön arayışında!

“8 Mayıs 2026'da, BAE Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayed Ankara'yı ziyaret etti ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Ziyaretin ardından, BAE Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed (MBZ) ile Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi; bu görüşmede bölgesel gelişmeler ele alındı. Hem ziyaret hem de görüşme, son gelişmelerin ardından bölgede Birleşik Arap Emirlikleri'nin ülkeyi siyasi ve stratejik olarak yeniden konumlandırma çabasını yansıtıyor.”


 

Buradan da anlıyoruz ki Birleşik Arap Emirlikleri, kedinin fareyle oynaması gibi oynayan ABD ve İsrail’in bu komploları konusunda yeni bir yön ve ittifak arayışına girmiş olmalı. Bu da önümüzdeki yakın gelecekte bölgemizde çok ciddi gelişmelere işaret ediyor.

Aslında bu çok geç kalmış bir hamle. BAE kendisiyle bu kadar oynanmasına neden müsaade ediyor? Neden İran’la savaşa istekli görünüyor? Bunun büyük bir tuzak olduğunu anlamayacak kadar tecrübesizler mi? İsrailoğulları soyundan olmayan herkesi “insanımsı mahluklar” olarak kabul eden bu sapık zihniyetin asla dost olmayacağını anlamak için daha ne olması gerekiyor? Abu Dabi yönetimi, Rusya’ya karşı kışkırtılan Ukrayna’nın nasıl zor durumda ve yüzüstü bırakıldığını göremeyecek kadar aciz mi? İsrail bu zamana kadar gerçek manada kiminle dost olabilmiş? Gazze’de on binlerce masum bebek ve sivili katleden katillerin BAE’nin çocuklarına acıyacağını mı zannediyorlar? Artık bütün bunların sorgulanacağı vakit gelmedi mi?

İsrailoğulları, kendileri dışındaki herkesi “Amelek” yani Yahudilerin, yok edilmesi gereken en büyük ezeli düşmanı olarak görüyor. Bu, onların iman esasları içinde yer alan temel bir konu. Siyaset bunu değiştiremez. Bunu kimse göz ardı etmemeli.


 

BAE bir an önce kendine gelip güzel bir silkelenmeli ve İsrail’le dost olunamayacağını anlamalı. Ayı ile yılan yatağa girilemeyeceğini görmeli ve BAE, bir an önce dost ve kardeş ülkelerle kurulan ittifaklarla, bu lanet olası İsrail’e gerekli dersi vermelidir.

Yoksa emin olun ki, ağızları Müslüman kanıyla dolu kan emici bu vampirler o maddi manevi önemli bir güç olan BAE’yi bir anda yutabilirler.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23