İsrail, uluslararası hukuku bir kez daha ayaklar altına aldı. İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan Birleşmiş Milletler’e ait UNRWA merkezi, İsrail işgal güçleri tarafından zorla boşaltıldı ve ardından buldozerlerle yerle bir edildi. BM, yaşananları “benzeri görülmemiş bir saldırı” olarak nitelendirdi.
İsrail işgal güçleri, Tel Aviv yönetiminin Filistinlilere yardım sağlayan insani yardım kuruluşlarına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırmasıyla birlikte işgal altındaki Doğu Kudüs'teki Birleşmiş Milletler merkezini buldozerlerle yıkmaya başladı.
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Şeyh Cerrah Mahallesi'ndeki merkezlerine girerek personelin cihazlarına el koyduğunu ve çalışanları binadan zorla çıkardığını duyurdu.
BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SALDIRI
UNRWA açıklamasında, "Bu yalnızca UNRWA'ya ve tesislerine yönelik benzeri görülmemiş bir saldırı değildir. Aynı zamanda uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler'in ayrıcalık ve dokunulmazlıklarının ciddi bir ihlalidir" ifadelerine yer verdi.
İsrail Arazi İdaresi, polis eşliğinde merkeze gelerek tahliye etmeye ve içerisindeki yapıları yıkmaya başlarken Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de UNRWA'nın merkezindeki yapıları yıkma ve boşaltma faaliyetlerine destek vermek için bölgeye geldi.
Ben-Gvir, bugünün İsrail için "tarihi bir gün" olduğunu ve UNRWA'nın inşa ettiği her şeyle birlikte Kudüs'ten çıkarıldığını ileri sürdü.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise arazinin İsrail'e ait olduğunu savunarak UNRWA'nın Hamas ile ilişkisi olduğu suçlamalarını yineledi.
İSRAİL İNSANİ YARDIMI ENGELLİYOR
İsrail Meclisi, Ekim 2024'te bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim 2023 olaylarına karıştığı iddiasıyla Ajansın İsrail ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki faaliyetlerini yasaklayan düzenlemeyi kesinleştirmişti.
Tel Aviv yönetiminin, UNRWA'nın yasaklanması kararı 30 Ocak 2025'te yürürlüğe girmiş, BM çalışanları Doğu Kudüs'ü terk etmişti.
UNRWA'nın faaliyetinin sona ermesi, Filistin topraklarındaki yaklaşık 2,5 milyon mültecinin hayatını olumsuz etkilemişti.
