• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İhmal yüzünden mi hayatını kaybetti? Bu sefer kavga Sözcü yazarı ile doktorlar arasında!

Gökçer Tahincioğlu, Çiğdem Toker'in babası Erdoğan Toker'in bir ihmal yüzünden öldüğünü, uzman doktorun hastaneye gelmediğini ve "uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğuna" dair bir rapor verildiğini yazdı.

Yeniakit Publisher
2022-06-29 21:08:00 -
İhmal yüzünden mi hayatını kaybetti? Bu sefer kavga Sözcü yazarı ile doktorlar arasında!

T24 yazarı Gökçer Tahincioğlu, babası hastanede vefat eden Sözcü yazarı Çiğdem Toker ile doktorlar arasındaki kavgayı yazdı.

Tahincioğlu yazısında Çiğdem Toker'in babası Erdoğan Toker'in bir ihmal yüzünden öldüğünü, uzman doktorun hastaneye gelmediğini ve "uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğuna" dair bir rapor verildiğini öne sürdü. 

"Yargı, sabah saatlerinde "kanama" şikayetiyle getirildiği hastaneden taburcu edilen, kısa süre sonra kanaması artınca yeniden ambulansla hastaneye getirilen, burada 12 saat boyunca bir sedyede işlem yapılmadan bekletilen ve hiçbir uzman doktor görmeden yine kanama nedeniyle hayatını kaybeden hastanın ölümünde ihmal bulmadı." diye yazan Tahincioğlu, "Adli Tıp da hastanın kanamadan dolayı öldüğünü, uzman doktor gelmeden hayatını kaybettiğini kayıt altına almasına rağmen, yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu yönünde rapor vererek bu karara zemin hazırladı. 12 saat boyunca kanamayı kâğıt mendil ve peçeteyle durdurmaya çalışan, uzman doktor bakmayacaksa özel hastaneye hastanın sevkini talep eden, defalarca yardım çağrısında bulunan aile karar nedeniyle şaşkın. Aile, karara yaptıkları itirazın olumlu sonuçlanmasını, takipsiz kararının kaldırılarak, dava açılmasını bekliyor." ifadelerinde bulundu. 

Yaşananları anlattı

Denizli Servergazi Devlet Hastanesi'nin başhekim ve doktorlarının da aralarında olduğu yedi isim hakkında soruşturma izni talep edildiğini ve sadece ikisine soruşturma izni verildiğini kaydeden Tahincioğlu, Erdoğan Toker ile ilgili şu ifadelerde bulundu:

Toker, 84 yaşında ama sağlıklı, bastonla yürüyebilen, kendi işlerini görebilen bir emekli öğretmen.

6 Mayıs 2021'de, sabahın erken saatlerinde burnunun kanaması nedeniyle Denizli Servergazi Hastanesi'ne başvurdu. Burada Toker'in tomografisi ve manyetik rezonansı çekildi, kan tetkikleri yapıldı. Eşi, doktorlara, bir de kulak burun boğaz uzmanının bakmasının iyi olup olmayacağını sordu. Uzmanın ancak randevuyla bakabileceği yanıtını aldı.

Kanamanın durduğu ve sürse de duracağı söylenerek 09.30'da taburcu edildi.

Toker'in burun kanaması durmuştu. Ancak akşam saatlerinde yeniden başladı. Eşi Methiye Toker, ambulans çağırdı. Erdoğan Toker, ambulansa, 20.30'da yürüyerek bindi. İkinci kez aynı hastaneye götürüldü.

Pratisyen doktor Z.E., ilk müdahaleyi yaptı. Burnunun iki tarafına da tampon koydu ancak kanama sürüyordu. Gece yarısından sonra, 01.00 sıralarında, aynı doktor, Toker'den ağzını çalkalamasını istedi ve cep telefonunun ışığıyla ağzına baktı. Toker'in, boğazında, damak bölgesinde de kanama vardı. Tahlil sonuçları da kan değerlerinin düşüklüğünü gösteriyordu. Pratisyen doktor, evinde bulunan dahiliye uzmanını aradı. Daha sonra aldığı bilgiyi Toker'in yakınlarına aktardı.

"Durumun kritik olmasına rağmen hastaneye gelmemiş"

Dahiliye doktoru, durumun riskli olduğunu, hastanede kalması gerektiğini söylemişti. Ancak durumun kritik olmasına rağmen hastaneye gelmemiş, sabah poliklinikte hastayı göreceğini bildirmişti. Üstelik kulak, burun, boğaz doktorunu aramasını da söylemişti kendi verdiği ifadeye göre. Ancak o doktor ya aranmamıştı ya da aranmasına rağmen gelmemişti.

Toker, burnundaki tampon nedeniyle, gece boyunca boğazına biriken kanı tükürerek çıkartmaya çalıştı. Dik oturtulması gerekiyordu ama sedyede yatar vaziyette, kanlar ağzına birikerek 12 saat geçirdi. Doktorlar, "Biz aileyi dik tutmaları konusunda uyardık" dediler ama ne hikmetse hiçbiri gelip de yardımcı olmamıştı.

Kanama sürdükçe, hasta bakıcılardan, hemşirelerden yardım istenmişti ama onlar da oralı olmamıştı.

"Bir serum dahi takılmamıştı"

Erdoğan Toker'in direnci saatler geçtikçe düşüyordu. Bir serum dahi takılmamıştı. Sabaha karşı kan kusuyordu artık. Yakınları, bunun üzerine, "Doktor gelmeyecekse ambulansla bizi özel hastaneye gönderin" dedi. Ancak teklifleri dikkate alınmadı.

Toker'in oğlu da İstanbul'da doktordu. Çaresiz yakınları, doktor olan çocuklarını aradı. Kalp ve Damar Cerrahı olan Mehmet Erdem Toker, durumun ciddiyetini anlayarak hemen Denizli'deki pratisyen hekimi aradı. Pratisyen hekim, "Hastanın damağında kanama var. Kulak burun boğaz uzmanı kanamayı yakacak. Hasta şimdi yukarı çıkartılıyor" yanıtını verdi. Doktor Toker, gecikmeyi fark etmişti. "Lütfen, bekletmeden hemen yukarı çıkartın" dedi. Ancak geç kalınmıştı.

12 saat aktif kanamayla sedyede tutulan Erdoğan Toker, artık yukarıya çıkartılacak durumda değildi. Kanamanın da biriktiği soluk borusundan nefes alamıyordu. Solunumu ve kalbi durdu, 09.30'da yaşamını kaybetti."

"Uzman doktorlar, 12 saat sedyede bekleyen Toker'i bir kez bile görmedi"

Uzman doktorların görevini yapmadığını ifade eden Tahincioğlu, "KBB uzmanı, dahiliye uzmanı, kardiyoloji uzmanı doktorlar, iki kez hastaneye gelen, kanamalı biçimde 12 saat sedyede yatan Toker'i bir kez bile görmedi. Üstelik, "icapçı", yani çağrı üzerine mesai düzeninde olmalarına rağmen. Uzman doktorlar, hayatını kaybeden Toker'le ilgili yazılarını, hiç muayene etmeden yazdılar. Hepsi birbirini kolluyor, gereken müdahalenin yapılmış olduğunu söylüyordu. Oysa hastayı acil servisteki uzman bile görmemişti. Boğazında biriken kan için aspirasyon bile yapılmamıştı." dedi.

Ölüm belgesinde ölüm nedeni yer almadı

Ölüm belgesinde de ölüm nedeninin yer almadığını öne süren T24 yazarı, epikriz belgesinde de yatış bulguları, solunum sorunu yaşadığı, kalp masajı gibi sorunların yazmadığını iddia etti.

Savcılığın, Adli Tıp 8. İhtisas Kurulu'ndan görüş istedikten sonra, gönderilen görüş yazısına eleştirel gözle bakmaya bile gerek duymadığını yazan Tahincioğlu, "Sadece o gece görevli doktorların beyanıyla hareket eden Adli Tıp raporu esas alınarak soruşturma takipsizlikle sonuçlandı." ifadesinde bulundu.

"Yardım etmek yerine hasta yakınlarıyla tartıştığı da kamera kayıtlarında var"

"Ölümün burun kanaması ve komplikasyonlardan olduğu belirtiliyor ama saatlerce süren kanamaya neden müdahale edilmediği ve uzman doktorun çağrılmadığının bir açıklaması yok. 84 yaşındaki bir hasta, aç, susuz, kanamaya bağlı güçten düşmüş halde bekletiliyor, düz yatmaya bağlı olarak kanın sürekli yemek borusuna ve soluk borusuna kaçtığı ortada ama normal karşılanıyor. Eşi ve eşinin kardeşinin çırpınmaları kamera kayıtlarında mevcut. İlerleyen saatlerde burun ve ağız dışında, arkadan da kanama başlıyor ve iki kadın çırpınmaya devam ediyor. Hasta bakıcının, sağlık memuru erkek hemşirenin çağrılara nasıl kayıtsız kaldığı, yardım etmek yerine hasta yakınlarıyla tartıştığı da kamera kayıtlarında var ama buna da bakılmıyor." diyen Tahincioğlu, yazısını şu ifadelerle tamamladı:

"Derinlemesine yürütülen soruşturmalarla gerçek ortaya konulmalı"

"Doktorların, sağlık çalışanlarının nasıl zor koşullar altında çalıştıklarını, nelere maruz kaldıklarını biliyoruz.

Tıpkı hayatını kaybeden Erdoğan Toker'in oğlu gibi, doktorlar ve sağlık çalışanları fedakârca işlerini yapmaya çalışıyor. Ancak kimsenin işini yapanların arkasına saklanmaya, sorumluluktan kaçmaya hakkı yok.

Tel tel dökülen sistemin içerisinde buna benzer, duyulmayan, soruşturulmayan onlarca, yüzlerce olay yaşanıyor.

Bunu düzeltebilmenin tek yolu ise hakkaniyetli, derinlemesine yürütülen soruşturmalarla gerçeğin ortaya konulması. Suç varsa da yoksa da önce hakikate ulaşılması."

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yusuf

Sözcü gazetesinin yazarının babası olduğunu bilselerdi öyle olmazdı. Tüh yazık.

maestro

bu ülkede adalet yalnızca size çalışıyor solaklar
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23